Bir Cumhuriyet Savunusu-2
Orkun KALONYA

Orkun KALONYA

Bir Cumhuriyet Savunusu-2

03 Ocak 2017 - 14:40

Bir önceki yazıda Cumhuriyet tarihinin içinden geçtiği süreçlere hızlı bir göz atmıştık, bu yazının konusu ise bugün içinde bulunduğumuz durumun net bir tespitini yapmak. Toplumsal ayrışmanın en keskin olduğu virajlardan birini yaşadığımız günümüz Türkiye'si, içinde bulunduğumuz kara tablonun adım adım geldiği süreçlerden geçti.

Bugünkü iktidar, dilimizin döndüğünce anlattığımız birliktelikler kurarak bir blok tesis etti.“AKP iktidarının miras almış olduğu siyasal söylemin kökenlerini” başka bir yazının konusu olarak bırakıyorum fakat burada belirtmek isteğim kritik nokta Siyasal İslam'ın bizi bugüne getiren yolculuğunun en büyük destekçisi, Kapitalizm ile kurduğu ortaklıktır.

İki yüzyıl süren çöküş döneminin, büyük bir imparatorluğun dağılma ve yok olması noktasına geldiği günler, toplum içinde büyük bir travma yaratmıştı. Cumhuriyet, yok olma noktasına gelmiş, sürekli geri çekilmiş, çağın gerisinde kalmış, birikimlerini eritmiş bir toplumun verdiği büyük var olma mücadelesi üzerine kuruldu.O günün şartları altında hızlı bir inkilap hamlesi planlanmış, eğitim hızla modernleştirilmiş ve yaşamakta olduğu şoktan çıkartılmaya çalışılmıştır. Elde avuçta çok az dayanak ile başlatılan mücadele dünyanın büyük çalkantıları arasında yaşam bulmaya çalıştı, dar imkanlar, toplumun her kesimini bir anda refaha çıkartacak bir sihirli değnek olmadığı için, sıkıntı çekmeye devam eden tüm kesimlerin “Ötekiler” olarak nitelendirilmesine sebebiyet verdi.

Eğitimin, gelişmenin ve ilerlemenin büyük sorunlarla boğuşarak sağlandığı günlerde çekilen  sıkıtılar,  toplumun her kesimi için fırsat yaratan “laiklik ve modern eğitim” kavramlarının fırsat eşitliği sağlama çabası, muhafazakar sağ pratikler tarafından suistimal edilerek hedef gösterildi. “Masadan ve kasadan uzak tutulduklarını iddia eden” Siyasal İslam'ın temsilcileri, sosyal örüntü içerisinde eksik olduğunu düşündükleri “manevi boşluğu” bir hınca dönüştürmek için büyük çaba sarf ettiler.

Hınç konusunda Max Scheler şunları söylüyor: "Hınç,zihnin kendi kendini zehirlemesidir; bunun gayet belirgin nedenleri ve sonuçları vardır. Söz konusu duygu durumları intikam isteği, nefret, kötü niyetlilik, haset, kara çalma dürtüsü, ve değersizleştirici kindir."

Kemalizmin uyguladığı politikalar konusunda bugüne kadar iktidarın söylemlerine bakacak olursanız bu duyguların tamamını net bir şekilde görebilirsiniz. Bu göz kararma hali bariz bir şekilde memleketin geleceğini değil, yıllar içerisinde pay alınamadığı söylenen kişisel ve grupsal çıkarların kasa hesaplaşmasıdır. Bu hesaplaşmanın geldiği nokta bir yönetim krizine dönüşmüş, terör günlük hayatımız içinde kol gezmeye başlamıştır.PKK, FETÖ, IŞİD gibi geçmişte büyük muhabbet beslenmiş yapılar toplumu açıkça tehdit eder hale gelmiştir. Bu şartlar nereden bakılırsa bakılsın istisnai bir durum oluşturmakta, yaşam alanlarımızı münhasır bir şekilde kapsamaktadır.

Bir sonraki yazımızda Walter Benjamin ve Giorgio Agamben'in bakış açısından "İstisnai Durumun Kural Haline Gelmesi ve Hukukun Askıya Alınması” kavramları üzerinden günümüz Türkiye’sine bakacağız.

Kargaşanın bilinerek hakim kılındığı bugünlerde taleplerimizin netleştiği bir seferberlik başlatmak zorundayız. Şiddetin her türlüsün karşısında durmalıyız, özgürlük taleplerimizi yükseltmeli, Cumhuriyet tecrübemizin bize kazandırdığı değerlerin niteliğini açıkça göstermeliyiz. Gelecek adına umut buradadır...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.

Son Yazılar