Reklam
Müzakere
Reklam
Orkun KALONYA

Orkun KALONYA

Müzakere

04 Mayıs 2018 - 17:53

Artık tüm adaylar bellidir. Renkli bir aday belirleme süreci son buldu. Bu saatten sonra ortaya belli görüşler çıkacaktır.

Öncelikle Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal anlamda artık yönetilemediği açıktır. Günden güne derinleşen devlet krizi, artık son raddesine gelmiştir. Ekonomi için ön görülen tablolar ise içler acısıdır. Yıllık 200 Milyar dolar civarı para döndürülmesi ve 800 Milyar doları aşan borcun faizinin finanse edilebilmesi bu koşullar altında zor görünmektedir. Yatırımcı ülkenin gidişatından tedirgindir.

Bunun sorumlusu olarak görülecek tek merci mevcut iktidardır. OHAL ve iktidarın keyfi uygulamaları mülkiyet ve beka sorununa doğru yol almaktadır.

Toplumsal mutabakat ve müzakere ihtiyacı artık elzem bir hal alıştır.

AKP iktidarının oy deposu olan, kendini Demokrasinin ve Cumhuriyetin kaybedeni olarak gören kitlenin de artık kin üzerinden söylemler ile yönlendirilemeyeceği açık bir gerçektir.

Seçim kararının ardından ittifak planları yapılmaya başlanınca farklı kesimlerden farklı planlar ortaya atılmıştır.

Benim kanaatim HDP ve SP Gül konusunda ısrarcı bir görüntü sergilemişlerdir, geçmiş dönemde kendini liberal, liberal sol, "Yetmez ama Evet" cenahı olarak tanımlayan bir kesim ise bu planın her zaman olduğu gibi fikirsel alt yapısını oluşturmaya girişmiştir.

Ekmeleddin vakıasından ağzı yanmış olan CHP tabanı bu sefer bize sorulmadan kimse karar alamaz diyerek bugünkü politik alanın rengini belirlemiştir.

Toplumsal meselelerde temel mesele tüm hatayı toplumun tek bir kesimine, sınıfına yada kimliğine kesmek üzerine kilitlenmiş kafa yapısıdır. Toplumu bir molekül gibi görmeden reaksiyonları kurgulamaya çalışanların yorumları ancak gülünç ve bazen de trajikomik olmaktadır.

Bu kurgunun ulusalcılar ile çığırından çıkmış siyasal İslamcılar arasında olacağını, Türkiye siyasetini yeni bir merkez ve paradigma gerektiğini ve bu şekilde kim gelirse gelsin bir çözüm olmayacağını söyleyenleri sıkça duyacağız. Siyasal İslam’ın kendince uydurmaya çalıştığı ekonomik modelin çöküşünü ve eski Türkiye diye adlandırdıkları devletçi modelin çare olmayacağını söyleyerek bir çaresizlik ortamına kapı açma çabalarının kime ve neye yarayacağını hepimiz biliyoruz.

Heyhat tarih ve siyaset böyle yazılamaz asıl mesele kendini demokrasinin kaybedeni olarak, Türkiye'nin siyahı olarak görenler ile küreselleşmenin kaybedeni olarak gören ve belirli bir kesim tarafından Ulusalcı tanımlaması ile kafatasçı kalıbına sokulmaya çalışılan kesimlerin dertlerinin aynı olduğunu ve bunun bir halk hareketi olarak yönetilebileceğini gösterebilme asıl siyasi önderlik olacaktır.

Artık ulusal çapta halkın karşısında uluslararası sermayenin talepleri vardır, yurttaşların karşısında yatırımcı talepleri vardır, yurttaşlık haklarının karşısında piyasa talepleri vardır, seçimlerin karşısında çitleme, temel hizmetlerin özelleşmesi, kemer sıkma politikaları vardır, kamuoyu karşısında faiz oranları vardır, bağlılık karşında piyasa güveni vardır, sosyal hizmetler karşısında borç servisleri vardır.

Ülke içinde "Adalet" talebinin bu kadar yükseldiği bir ortam halkın bu konulardaki müzakere ve uzlaşı pratiklerini, eylemliliklerini yükseltebilmek açısında kritik bir önem arz etmektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar