Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: S-400'lerin başka ülkeye transferi mümkün

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye'deki S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesine ilişkin olarak her türlü teklifi değerlendireceklerini ve bunun teknik imkanlarının bulunduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu kapsamında New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Lavrov, Avrupa ile savaş niyetlerinin olmadığını vurgulayarak, batılı ülkelerin askeri hazırlıklarını eleştirdi ve küresel dengelere dair önemli açıklamalarda bulundu.

Avrupa'nın savaş hazırlığı ve Rusya'nın niyeti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in daha önce dile getirdiği gibi Avrupa ile çatışma arzusundan uzak olduklarını tekrarlayan Lavrov, karşı tarafın tutumuna dikkat çekti. Bakan, Avrupalı liderlerin 2030'a kadar savaşa hazır olunması yönündeki beyanlarını hatırlatarak, bu yaklaşımın kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Lavrov, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa ile savaşmaya girme niyetimiz yok. Bu tamamen saçmalık. Ancak Avrupa bizimle savaşmaya hazırlanıyor ve her gün bunu yeniden teyit ediyor. Avrupalılar en geç 2030'a kadar savaşa hazır olmaları gerektiğini söylüyor.”

Bu tür bir askeri yığının maceraperest unsurları harekete geçirebileceğini savunan Rus bakan, silah stoklarının birikmesi halinde Rusya'ya saldırı senaryolarının gündeme gelebileceğini, ancak Moskova'nın böyle bir niyetinin bulunmadığını kaydetti.

S-400 transferinde kritik şartlar

Türkiye'nin envanterinde bulunan S-400 sistemlerinin başkaca ülkelere satılması veya devredilmesi ihtimaline değinen Lavrov, sürecin Rusya'nın onayına bağlı olduğunu ve belirli güvenlik garantileri gerektirdiğini anlattı. Sistemin gönderileceği ülkenin Rusya ile dostane ilişkiler sürdürmesi ve ekipmanı üçüncü bir tarafa aktarmayacağına dair güvence vermesi gerektiğini vurguladı.

Lavrov, transfer olasılığına dair soruyu şöyle yanıtladı:

“Her türlü teklifi değerlendireceğiz. Şu anda yorum yapmayacağım ancak evet, bunun imkanları var.”

Rusya'nın benzer durumlarda aldığı güvencelerin ihlal edildiğine işaret eden Lavrov, bazı ülkelerin Afrika, Asya ve Latin Amerika'dan aldıkları silahları Ukrayna'ya kaydırdığı örneklerini hatırlattı. Bu nedenle yeni bir transferde sorumluluk bilincinin esas alınmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

ABD ile diyalog ve çok kutuplu dünya

Washington yönetimiyle çeşitli formatlarda düzenli görüşmeler yürüttüklerini belirten Lavrov, ABD'nin aynı zamanda Rusya'yı küresel ekonomiden izole etme politikasını sürdürdüğünü ifade etti. Ukrayna krizinin çözülmesinin iki ülke arasında yeni bir dönemin önündeki engel olduğunu söyleyen Bakan, ABD'nin tek başına küresel sorunları çözme kapasitesinin kalmadığını savundu.

Lavrov, ABD'nin dış politikasına yönelik şunları söyledi:

“Açık konuşalım ve böyle ifade edelim. Günümüz dünyasında, ABD gibi bir süper güç için dahi tüm küresel sorunları tek başına ve diğer ülkelerin çıkarları pahasına, kendi lehine olacak şekilde çözmek mümkün değildir. Hayatın ABD'li ortaklarımıza çok kutupluluk çerçevesinde düşünmeye başlamayı ve dünyadaki tek ekonomik, askeri ve genel anlamda tek güç, uluslararası arenadaki tek bağımsız aktör olmadıkları gerçeğini kabul etmeyi öğreteceğinden eminim.”

Ukrayna müzakereleri ve Gazze kararı

Rusya-Ukrayna müzakerelerinin neden kesintiye uğradığına da değinen Lavrov, İstanbul ve Abu Dabi'deki görüşme turlarının Moskova tarafından sonlandırılmadığını, aksine Kiev yönetiminin Batı'nın kontrolünde olması nedeniyle anlaşmanın imkansız hale geldiğini öne sürdü.

Gazze'deki durumla ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararının uygulanmamasını eleştiren Lavrov, karar metninde BM'nin Filistin meselesindeki tarihsel rolüne atıf yapılmamasını tuhaf bulduklarını açıkladı. Rusya ve Çin'in bu nedenle oylamada çekimser kaldığını belirten Lavrov, kararın uygulanmamasının arkasında Batı'nın gizli gündeminin bulunduğunu iddia etti.

Suriye'de anayasa süreci ve Kürt hakları

Suriye'deki Kürtlerin anayasal hakları ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) tutumuna ilişkin soruları yanıtlayan Lavrov, SDG'nin ABD'nin bölgeden çekileceği dönemlerde Rusya'dan yardım istediğini, ancak Washington'ın geri dönmesiyle ilginin azaldığını belirtti. Suriye hükümetiyle anlaşma imzalama konusunda gönüllü davrandıklarını kaydeden Lavrov, ülkede Kürtçenin yasaklanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.

Lavrov, Suriye'deki dil politikaları hakkında şunları kaydetti:

“(Suriye'de) Kürtçenin yasaklandığına ilişkin herhangi bir şey duymadım. Böyle bir durum söz konusu değil. Bu, gerçekten milliyetçi ve Nazi ideolojilerini uygulayan Ukrayna rejiminin durumu gibi değil.”

İLGİLİ HABERLER