Altının ons fiyatı yıl sonuna kadar 4 bin 500–5 bin dolar aralığını görebilir

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, altın fiyatlarının gelecek birkaç ay içinde kritik dirençleri kırmaya hazır olduğunu belirtti.

Rize’de 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması kapsamında gazetecilere verdiği açıklamada Yılmaz, altın fiyatlarının uluslararası seyrini temel ekonomik ve jeopolitik parametrelere bağladı.

Yılmaz, altının onsunun yıl sonuna kadar 4 bin 500–5 bin dolar aralığını görebileceğini ifade ederek şunları kaydetti:

“Altın o dönem 250 dolarla başladı, şu an onsu 4 bin 300-4 bin 400 dolar seviyelerinde. Dikkat ederseniz, her dönem ‘ha düştü ha düşecek’ deniyor. İleride yine ‘önümüzdeki dönemde düşecek’ gibi yorumlar yapılacak. Ancak temel parametrelere bakmak gerek. Birincisi Amerikan ekonomisi, ikincisi jeopolitik gelişmeler. Dünyanın her yeri karmakarışık, çünkü dünyayı artık, çok üzülerek söylüyorum ki, aklı başında insanlar yönetmiyor. Trump’a, Almanya’ya bakın, aşırı sağcılar yükselişte. İtalya da aynı şekilde, her taraf böyle.”

Altının dip seviyesi yaklaşık 3 bin dolar olur

Yılmaz, altın üretim maliyetlerini ve kar marjlarını temel alarak altının en düşük olası fiyatını hesapladı:

“Şu anda dünyada altının ortalama üretim maliyeti 2.300 ile 2.400 dolar aralığında. Bunun üzerine 500-600 dolar da kar marjı eklerseniz, dip seviyesi yaklaşık 3.000 dolar olur. En kötü senaryoda bile fiyatın bu seviyenin çok altına inmesi pek mümkün değildir. Oraya düştüğünde dahi dolar kurunun artacağını hesaba katmalısınız. En kötü ihtimalle belli bir seviyede dengelenir, yatırımcısına büyük para kaybettirmez, yıkıma uğratmaz. Ancak borsaya girerseniz, işler değişir.”

Yılmaz, yatırımcılara yönelik somut önerilerde bulunarak şöyle konuştu:

“Ya bankadaki altın hesabı tercih edilmeli ya da fiziki altın alınmalı. Türkiye’de altından zarar etmek çok kolay değildir, en kötü ihtimalle bir süre yerinde sayar.”

Gram altın için fatura zorunluluğunu vurgulayan Yılmaz, “Takıdan değil, gram altınlardan bahsediyorum. Samimi olarak söyleyeyim, evimde veya elimde bulunan gram altınların tamamının faturalı olmasına dikkat ediyorum. Eşimin takıları elbette ayrı bir konu. Faturalı olmasını iki nedenden dolayı önemsiyorum. Birincisi, bu bir kalite garantisidir. İkincisi, yarın öbür gün ‘Bunu nereden buldun?’ dendiğinde, ‘Bu parayı verip bu faturayla aldım’ diyebilmenizi sağlar. Ben memur çocuğuyum, belki de bu hassasiyetim ondan kaynaklanıyordur.” dedi.

Altın fonlarına ilişkin uyarısında Yılmaz, “Altın fonlarına gelince, o fonu kimin yönettiği ve arkasında kimin olduğu büyük önem taşıyor. Bu nedenle ya bankadaki altın hesabı tercih edilmeli ya da fiziki altın alınmalı. Türkiye’de altından zarar etmek çok kolay değildir, en kötü ihtimalle bir süre yerinde sayar. Bir veya iki ay gibi kısa vadeler zaten risk içerir. Bu durumda sermayenizi riske atmış oluyorsunuz” yanıtını verdi.

Dolar kurunun altın fiyatını doğrudan etkilediğini vurgulayan Yılmaz, “Türkiye’de altının Türk Lirası cinsinden fiyatını belirleyen iki temel unsur vardır. Birisi ons altının uluslararası piyasadaki değeri, diğeri dolar kurudur. Dünyada genellikle biri düşerse öteki yükselir, dolar kuru yükseldiğinde ons altının değeri düşer. Ancak Türkiye’de dolar kuruyla altının aynı anda yükseldiği durumlar çok sık yaşanmaya başladı. Dünyada dolar zayıflasa bile Türkiye'deki ekonomik dinamikler çok farklı işliyor. Bunun temel sebebi dış ticaret açığıdır, çünkü sürekli yurt dışına döviz akıtıyoruz ve maalesef madencilik ürünleri ithal ediyoruz” diye konuştu.

Son olarak, dolar kurunun 60–65 TL aralığında olması gerektiğini belirten Yılmaz, “Dolayısıyla, dışarıdaki ons altının fiyatındaki devinimin yanına bu kuru koyduğunuzda tablo değişir. Eninde sonunda bu seviyelere gelinir mi bilmiyorum ama bu realizasyonu yapmak zorunda kalabilirler” dedi.

İLGİLİ HABERLER