Habaş Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Başaran, zararına ticaretin sürdürülebilir olmadığını belirterek sektörün içinde bulunduğu çıkmazı bütün açıklığıyla ortaya koydu. Türkiye'nin dünya demir-çelik ürünleri için savunmasız bir pazara dönüştüğünü vurgulayan Başaran, yerli üreticilerin hızlı nakit yaratmak amacıyla maliyetin altında satışa yöneldiğine dikkat çekti.
Sektörün karşı karşıya olduğu tehditler
Yönetim Rotası Platformu'nun edindiği bilgilere göre, Uzak Doğu başta olmak üzere küresel ölçekten Türkiye'ye yoğun bir demir-çelik akışı yaşanıyor. Başaran, yüksek faiz ortamı ve kısıtlı işletme kredileri nedeniyle bazı firmaların stoklarını hızla nakde çevirmek için fiyat kırdığını ifade etti.
Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ise çelik üretim kabiliyeti olmayan bir milletin bağımsızlığından söz edilemeyeceğini belirtti. Sektörün önce Rusya ve Ukrayna kaynaklı dampingli ürünlerle mücadele ettiğini hatırlatan Tosyalı, "son 4-5 yılda denge tamamen değişti, şimdi Çin menşeli ürünlerin oluşturduğu bir işgal ile karşı karşıyayız" dedi.
İthalat verileri ve maliyet uçurumu
Tosyalı, geçtiğimiz yıl 19 milyon ton çelik ithalatı gerçekleştirildiğinin altını çizdi. Rekabetin "yıkıcı" başlayıp "yok edici" bir noktaya ulaştığını vurgulayan Tosyalı, Avrupa Birliği'nin Gümrük Birliği'ne rağmen Türk çeliğine kotalar ve koruma önlemleri uyguladığını söyledi.
Başaran, inşaat demirinden sorumlu yöneticisinin aktardığı verilere göre, yerli üretim maliyeti ton başına 590 dolara yaklaşırken, ithal inşaat demirinin liman çıkış fiyatı 530 dolar seviyesinde bulunuyor. Bazı yerli imalatçılar fiyatları 565 dolara kadar düşürmek zorunda kalıyor. Yılın ilk beş ayında 1 milyon ton yassı çelik ihraç edilirken, 1,5 milyon ton ithal ürün giriş yaptı.
Dengesiz ticaret ve İngiltere sürprizi
Mısır'ın Türk çeliğine yaklaşık yüzde 50 anti-damping vergisi uyguladığını belirten sektör temsilcileri, bu ülkeye 40 bin ton satış yapabilirken, Mısır'dan Türkiye'ye 140 bin ton ürün geldiğini kaydetti. Fransa'dan 100 bin ton yassı ürün ithal edilirken, Türkiye'nin bu ülkeye satışı 5-10 bin tonu aşmıyor.
Yönetim Rotası Platformu'nun aktardığına göre, İngiltere ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'na rağmen, bu ülke kısa süre içinde Türk çeliğine yeni kotalar getirdi. Kota aşımında yüzde 50 gümrük vergisi uygulanmaya başlandı. Türk demir-çelik endüstrisi, dampingli ithalatın haksız rekabet oluşturduğu konusunda uzun zamandır etkin tedbir çağrısı yapıyor.
AB kotalarının kronolojik kısıtlaması
Habaş yöneticisi Serdar Kilimci, AB'nin Türk çeliğine yönelik kararlarının 2012-2013 yıllarına dayandığını anlattı. O dönemde Türkiye'nin AB ülkelerine yaklaşık 400 bin ton yassı çelik ihraç ettiğini hatırlatan Kilimci, 2018'de Habaş'ın da bölgeye açılmasıyla ihracatın arttığını belirtti.
AB'nin önce küresel kota sistemine, ardından ülke bazlı kotaya yöneldiğini ifade eden Kilimci, 2020'de pandemiyle birlikte Türkiye'ye ayrılan kotanın 600 bin tondan 400 bin tona düşürüldüğünü söyledi. Kilimci, "1 Temmuz 2026 itibarıyla bu kota 160 bin tona kadar indirildi" diyerek tablonun ağırlığını gözler önüne serdi.
İsvea markasıyla küresel vizyon
Yönetim Rotası Platformu'nun gündemindeki bir diğer başlık ise İsvea Seramik'in halka arz süreci oldu. Ece Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda İsvea Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, banyo grubundaki tüm faaliyetlerini İsvea markası altında birleştirdiklerini açıkladı.
Çenesiz, bu adımı İtalya'nın ileri tasarım anlayışı ile Türkiye'nin üretim kabiliyetini buluşturan stratejik bir hamle olarak nitelendirdi. Ece Banyo'nun İsvea bünyesine dahil edilmesiyle, şirketin hem yerelde hem uluslararası arenada daha güçlü bir marka konumuna ulaştığını söyledi.
Halka arz gelirlerinin rotası
Çenesiz, halka arzdan sağlanan gelirin yüzde 65'ini yeni yatırım projelerine ayıracaklarını duyurdu. Öncelikli odaklarının sürdürülebilirlik, verimlilik artışı, dijitalleşme, otomasyon ve maliyet avantajı getirecek teknolojik adımlar olduğunu belirten Çenesiz, bu yatırımların uluslararası rekabet gücüne ciddi katkı sunacağını ifade etti.
Üretimi Anadolu'nun merkezinde konumlandırma kararının güçlü bir rekabet avantajı sunduğunu vurgulayan Çenesiz, enerji, iş gücü, lojistik ve üretim verimliliği açısından sahip oldukları üstünlüklerin yeni atılımlarla belirginleşeceğini kaydetti. Gelirlerinin yarısını ihracattan elde ettiklerini söyleyen Çenesiz, nihai hedeflerinin "sadece düşük fiyatla değil, özgün tasarımı, ileri teknolojisi, inovasyon gücü ve marka değeriyle dünya çapında örnek gösterilen bir Türk şirketi olmak" olduğunu dile getirdi.