Fevzi Efe SEKİTMEZ-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL HABER- Altay taraftarlarının hazırladığı Albatros Fanzin, ikinci sayısıyla okurlarıyla buluştu. Kapağında siyah-beyazlı kulübün efsane isimleri Mustafa Denizli, Vahap Özaltay ve tarihi Alsancak Stadyumu çizimlerinin yer aldığı yayın, Alsancak sokaklarında ve tribünlerde ücretsiz dağıtılıyor. Kulüp yönetiminden ve kurumlardan maddi destek kabul etmeyen fanzin ekibi, futbolun giderek ticari bir sektöre dönüşmesine ve taraftarın müşteri olarak görülmesine karşı bağımsız bir mecra oluşturduklarını belirtiyor.
"Reklam Almadan Taraftarın Kendi Sözünü Söylüyoruz"
Adana Demirspor taraftarlarının çıkardığı "Amsterdam Çıkmazı" fanzininden esinlenerek yola çıktıklarını aktaran Albatros Fanzin ekibi, yayın çizgilerini şu sözlerle anlattı:
"Sosyal medyada üretilen bir içerik çok hızlı tüketiliyor ve kısa süre sonra akışta kayboluyor. Fanzin ise elde kalıyor, saklanıyor, elden ele dolaşıyor. Yıllar sonra birinin eline geçtiğinde o dönemin tribününe dair fiziksel bir hafıza bırakıyor. Yöneticilerden ve kulüp içinden asla yardım kabul etmiyoruz. Futbolun giderek daha fazla paraya, reklama ve tüketime dayalı bir endüstriye dönüşmesine; taraftarın da bu düzen içerisinde yalnızca bir müşteri olarak görülmesine karşıyız. Albatros’un içerisinde ticari içeriklere yer vermiyoruz. 'Aidiyet fiyatlandırılamaz' ilkesiyle fanzini tamamen ücretsiz dağıtıyoruz. Hakaret dışında hiçbir yazıya sansür uygulamıyoruz. Kulüpler ve yatırımcılar en pahalı futbolcuları alabilir, devasa stadyumlar inşa edebilirler. Ama bunların hiçbiri bozuk bir otobüsle armasının peşinde giden bir taraftar ya da kendi kimliğiyle tribünde var olmaya çalışan genç bir kadın kadar kıymetli değil. Reklam almadan, yöneticilerden bağımsız ve taraftarın kendi sözünü söylediği bir alan kurmaya çalışıyoruz."
"Sert Tribün Ayrımcı Dil Gerektirmez"
Tribün dilinin dönüşümü ve kadınların alandaki varlığına değinen ekip, ayrımcılıktan uzak bir yapı kurmak istediklerini belirtti:
"Tribünler toplumdan bağımsız yerler değil; toplumda ne varsa tribünde de bunun yansımalarını görebiliyorsunuz. Biz tribünün sertliğini, tutkusunu ya da rekabetini ortadan kaldırmak istemiyoruz. Ama bunlarla ırkçılığı, cinsiyetçiliği ya da nefret söylemini aynı şeymiş gibi de görmüyoruz. Sert bir tribün kültürü, ayrımcı bir dil kullanmayı gerektirmiyor. İkinci sayımızda kadınların tribündeki varlığını doğrudan kadınların kendi sözüyle anlatan bir yazıya yer verdik. Ne kadar sürerse sürsün çizgimizden şaşmadan, kimsenin kendini bu tribünde diğerinden daha az Altaylı hissetmediği bir kültür için üretmeye devam edeceğiz."
"Puan Tablosundan Bağımsız Bir Aidiyet"
Kulübün içinde bulunduğu mali krizler ve sportif dalgalanmalar karşısında tribün ilişkisini değerlendiren ekip, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tribünümüzde 'Tüm Altaylılar akrabadır' diye bir söz vardır. Kulüp zor durumdayken tribünde olmak her şeyi kabullenmek anlamına gelmiyor; tam tersine, sevdiğin şeyin daha iyi bir yerde olması için emek vermek ve mücadele etmek anlamına geliyor. Çünkü tribünde sadece bir futbol takımını desteklemiyoruz. Bir şehrin, bir semtin, insanların birlikte oluşturduğu bir hafızanın parçasıyız. Çocukken gidilen ilk maç, babadan öğrenilen bir beste, birlikte hazırlanan bir pankart... Bunların hiçbirinin karşılığı puan tablosunda yazmıyor. Alsancak’ın sokakları, kahveleri, esnafı ve gençleri bu hikâyenin içinde. Biz de geçmişten aldığımızı koruyup bugünün tribün emeğini yarına aktarmak istiyoruz."