Çeşme'de otoyol özelleştirmesine tepki: Ücretler 300-400 liraya çıkabilir

Cumhurbaşkanı kararıyla 30 yıllığına özel sektöre devredilen İzmir-Çeşme Otoyolu'na karşı Çeşme, Urla ve Karaburun'da eylemler sürüyor.

İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları ile iki köprünün özelleştirilmesine yönelik 11750 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, yarımadada yaşayan yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından protesto ediliyor. Kararın iptali istemiyle Danıştay'a dava açılırken, meydanlarda imza kampanyaları düzenleniyor.

Çeşme Cumhuriyet Meydanı'nda Kent Konseyi'nin çağrısıyla bir araya gelen dernekler, sendikalar ve halk, özelleştirme kararının geri çekilmesini talep etti. Basın açıklamasını okuyan Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, sürecin başından beri uyarıda bulunduklarını ancak dinlenmediklerini belirtti.

Güler, şu ifadeleri kullandı:

“Yarımada'nın kent konseyleri, sendikaları, dernekleri ve platformları olarak tek bir sesle konuşuyoruz: İzmir–Çeşme Otoyolu'nun ve tüm diğer otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesine karşıyız! Uyardık, dinlemediler. Otoyol özelleştirmesine karşı Türkiye'deki ilk protestoyu bu yıl Şubat ayında yine burada, Çeşme'de biz başlattık. Mart ayının sonunda Yarımada'nın bütün kent konseyleriyle Urla'da otoban girişinde yeniden sesimizi yükselttik. O gün bize "Yalan söylüyorsunuz, böyle bir özelleştirme yok, sizin derdiniz siyaset, yönetimi kötü göstermek istiyorsunuz" dendi. Bizi vatan haini ilan edenler oldu. Öngörülerimiz doğru çıktı ve devir kararı verildi. 4 Eylül 2026 tarihli, 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki boğaz köprüsü ve İzmir–Çeşme ile İzmir–Aydın dahil 8 otoyol 30 yıllığına özelleştirme kapsamına alındı. Bu karar, halkın vergileriyle yapılmış ve bedeli çoktan ödenmiş kamu varlıklarının denetimini 30 yıl boyunca özel şirketlere bırakmak demektir. Bu yol bir ücret meselesi değil, Yarımada'nın geleceği meselesidir”

Geçiş ücretlerinin faturası halka kesilecek

Otoyolun sadece bir ulaşım aracı olmadığını, bölgenin ekonomik ve sosyal hayatının can damarı olduğunu vurgulayan Güler, maliyet artışının doğrudan vatandaşın bütçesine yansıyacağını kaydetti.

Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İzmir–Çeşme Otoyolu her gün Urla'dan, Çeşme'den, Karaburun'dan ve Seferihisar'dan İzmir'e gidip gelen memurun, işçinin, sağlık ve eğitim çalışanının yoludur” diye devam eden Güler, “Urla'daki kampüslere giden öğrencinin, İzmir'deki hastaneye ulaşmaya çalışan hastanın yoludur. Enginarını, balığını pazara götüren üreticinin ve Yarımada'ya mal taşıyan esnafın yoludur. Sürdürülebilir turizmin de yoludur. Geçiş maliyetindeki her artış önce nakliyeye, sonra mutfağa, sonunda hepimizin cebine yansıyacaktır. Otoyoldan kaçan trafik ise Urla, Güzelbahçe ve Yarımada'nın köy yollarına yüklenecektir”

Hükümetin projeleriyle çelişen karar

Bölgeye yapılan büyük yatırımlarla özelleştirme kararının mantıksal bir çelişki oluşturduğunu dile getiren Ahmet Güler, ulaşım maliyetlerindeki artışın turizm ve teknoloji yatırımlarını olumsuz etkileyeceğini savundu.

Güler, şunları söyledi:

“Bir yanda Urla Gülbahçe'de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün yanında Türkiye'nin en büyük teknoparkını inşa ediyorsunuz. Dünyanın dört bir yanından firmalar buraya gelmek için başvuruyor. Öte yanda Çeşme Turizm Projesi'ni yeniden masaya getiriyorsunuz. 33 bin yeni yatak kapasiteli oteller, golf sahaları, opera ve kütüphane inşa edeceğiz diyorsunuz. Bütün bu yatırımların ortak damarı olan otoyolun geçiş ücretini ise kat kat artıracak bir özelleştirmenin önünü açıyorsunuz. Yarımada'ya insan, yatırım ve turist çekmek isteyen bir yönetim, oraya ulaşmanın bedelini aynı anda nasıl pahalılaştırabilir?”

Ücretlerde ciddi artış bekleniyor

Otoyolun maliyetinin kamu tarafından karşılandığını ve zarar etmediğini belirten Güler, özel şirket devri sonrası geçiş ücretlerinde fahiş artışlar olacağını öngördüklerini ifade etti.

Güler, açıklamalarında şu rakamlara yer verdi:

“Maliyeti 672 milyon dolardı ve bu bedel kamu tarafından ödendi. Birleşik Kamu-İş'in Danıştay'a sunduğu dava dilekçesine göre köprü ve otoyollar zarar etmiyor, borçları kapanmış durumda. Aynı dilekçeye göre bu yollar 2026'nın yalnızca ilk yedi ayında 400 milyon dolar gelir getirdi. Yıllık ortalama gelir en az 700 milyon dolar. Kâr eden, borcu olmayan kamu varlıkları neden 30 yıllığına devredilir? Sonucun ne olacağını da biliyoruz. Bugün İzmir–Çeşme Otoyolu'nda Güzelbahçe'den Çeşme'ye otomobil geçişi 53 TL. Yol özel şirkete devredildiğinde bu ücretin en az 300–400 TL'ye çıkacağını öngörüyoruz. Her gün İzmir'e gidip gelen bir çalışan için bu, ayda binlerce lira ek yük demektir. Hükümet bugün zam kararı olmadığını söylüyor. Ancak "şimdilik" sözü, 30 yıllık bir sözleşmenin güvencesi olamaz”

Anayasal haklar ve alternatif yol eksikliği

Seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasına ve Anayasa'ya aykırılığa dikkat çeken Güler, bölgede otoyola alternatif kaliteli bir devlet yolu bulunmadığını hatırlattı.

Güler, hukuki süreçle ilgili şunları aktardı:

“Anayasa'nın 47. maddesi özelleştirmenin esaslarının kanunla düzenlenmesini emreder. Anayasa'nın 23. maddesi ise vatandaşların seyahat özgürlüğünü güvence altına alır. Yarımada'da bu otoyola eşdeğer, halkın rahatça kullanabileceği bir alternatif devlet yolu yoktur. Mevcut eski yol ve köy yolları bu trafiği taşıyamaz. Ücretli ve pahalı bir otoyol, Yarımada halkı için fiilen bir seyahat engeline dönüşecektir. Karar öncesinde kamuoyuyla paylaşılmış gerekçeli bir fizibilite raporu da yoktur. Bu özelleştirmeye karşı şimdiye kadar birçok dava açıldı. Biz de İzmir'den yeni bir dava açmak için var gücümüzle çalışıyoruz. İzmir Barosu avukatları dava dilekçesini hazırlıyor”

Konuşmasının sonunda taleplerini sıralayan Ahmet Güler, İzmir milletvekillerini konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımaya çağırdı. Güler, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı derhal geri çekilmeli, İzmir–Çeşme Otoyolu başta olmak üzere tüm otoyol ve köprüler özelleştirme kapsamından çıkarılmalıdır. Danıştay, geri dönülmez kamu zararını önlemek için yürütmeyi durdurma kararı vermelidir. İzmir–Çeşme Otoyolu kamu mülkiyetinde ve kamu işletmesinde kalmalıdır. Gelirleri yolun bakımına ve Yarımada ulaşımına harcanmalıdır. Urla, Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun ve Seferihisar'ı kapsayan bütüncül bir ulaşım planı, yerel yönetimler ve halkla birlikte hazırlanmalıdır. İzmir milletvekillerini bu konuyu TBMM gündemine taşımaya çağırıyoruz. Tüm Yarımada halkını imza kampanyamıza katılmaya ve bu mücadeleye sahip çıkmaya davet ediyoruz. Mücadelemiz, bu karar geri çekilene kadar sürecektir”

İLGİLİ HABERLER