Danıştay 8. Dairesi’nde görülen davada, Laiklik Meclisi üyesi veliler N.T. ve U.T., bakanlığın 12 Şubat’ta yayımladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açmıştı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), 20 Mayıs’ta aldığı kararla velilerin itirazlarını 5’e 4 oy çokluğuyla geri çevirdi.
Karara karşı oy kullanan üye, gerekçeli görüşünde genelgenin devlet eliyle bir zorunluluk oluşturduğunu ve gönüllülük esasının uygulanamayacağını belirtti. Üye, genelgenin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında yer alması nedeniyle her yıl tekrarlanacak bir nitelik taşıdığını vurguladı.
Karşı oy yazısında, uygulamaların özünde inanç ve ibadet içerikli olduğu ifade edilerek şu değerlendirmelere yer verildi:
“Dava konusu işlemi, dini içerikten arındırılmış ve tarafsız bir değer ve kültür faaliyeti olarak görmek mümkün değidlir. Nitekim genelge kapsamında birçok okulda öğrencilere namaz, oruç ve sadaka gibi ibadetlerin kaydedildiği bir aylık ‘Ramazan Çetelesi’ ve ‘Ramazan Çizelgesi’ dağıtılmıştır. Kültürel değerler ve toplumsal dayanışma görünümü adı altında yapılan uygulamaların özünde inanç ve ibadet içerikli olduğu anlaşılmaktadır. Böylelikle dini ibadet içeriklerinin öğrenciler için eğitimde bir araç haline getirildiği görülmektedir. Dava konusu işlem fiili konusu belirli bir dine ait ibadet ve törenlerin devlet eliyle ve okul ortamında kurumsallaştırılmasıdır. Konu faaliyeti ‘değer ve kültür’ faaliyeti olarak görmek, işlemin gerçek mahiyetini perdelemektedir.”
Anayasal laiklik ilkesinin fiilen ilga edildiği uyarısı
Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıfta bulunan karşı oy kullanan üye, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunu ve ulusal eğitimde laikliğin esas alındığını hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına değinen üye, laikliğin yalnızca din ile devlet işlerinin ayrılığı olmadığını, devletin tüm inançlar karşısında tarafsız kalması gerektiğini belirtti.
Üye, söz konusu genelgenin farklı inançlara sahip öğrenciler arasında devletin tarafsızlık ve eşit muamele yükümlülüğünü zedeleyeceğini kaydetti. Ayrıca öğretmenlere izleme ve değerlendirme formu doldurtulmasının, etkinliklere katılmayan öğrencilerin dışlanma riskiyle karşılaşmasına neden olabileceği uyarısında bulundu. Üye, bu gerekçelerle yürütmenin durdurulması gerektiğini savunurken, çoğunluk görüşü talebi reddetti.
Daha önce Danıştay 8. Dairesi’ne sunulan savunmasında Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazan ayının kültürel bir etkinlik olarak görülmesinde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 2023 tarihli kararını dayanak göstermişti. Bakanlık, UNESCO’nun söz konusu kararının iftar geleneğinin sadece dini bir ritüel değil, aile ve toplum bağlarını güçlendiren sosyo-kültürel bir gelenek olduğunu ortaya koyduğunu öne sürmüştü.
Dava sürecinde veliler ise genelgenin çocuk haklarını ihlal ettiğini ve devletin “çocuğu her türlü istismara karşı koruma” görevini göz ardı ettiğini belirtmişti. Veliler, anayasal laiklik ilkesinin yürütme gücüyle fiilen ilga edildiğini öne sürerek, devletin eğitim-öğretim faaliyetlerinde tüm inanç gruplarına karşı eşit mesafede durması gerektiğini vurgulamıştı.