Menzil cemaatindeki yönetim krizi ve miras kavgası sürerken, cemaatin Bursa'nın Orhangazi ilçesinde geniş kapsamlı bir yerleşke inşaatına başladığı iddia edildi. Eğitim-İş Bursa Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, yaklaşık 180 dönümlük bir arazide külliye yapım çalışmalarının devam ettiği belirtildi.
Cemaat içindeki güç mücadelesi kapsamında büyük ağabey Saki Elhüseyni, yönetimin kendisinde olduğunu vurgulayarak diğer kardeşlere şartlar öne sürmüştü. Elhüseyni, bu süreçte Dehlevi Petrol A.Ş.'nin sermayesini 6 milyon TL'den 147 milyon TL'ye yükselterek finansal gücünü pekiştirmişti. Sendikanın açıklaması, cemaatin yeni bir merkez oluşturma çabası olarak yorumlandı.
Eğitim-İş Bursa Şubesi'nin paylaştığı bilgilere göre, söz konusu arazinin bir kısmı zeytinliklerden oluşuyor. Alanda şu an iş makineleri faaliyet gösteriyor ve 22 Ekim tarihinde temel atma töreni düzenlenmesi planlanıyor.
Bursa Eğitim-İş Şube Başkanı Özkan Röna, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede devletin eğitim alanındaki eksikliklerine dikkat çekerek tarikatların bu boşluğu doldurduğunu ileri sürdü. Röna, şunları kaydetti:
“Devlet okullarının bütün ihtiyaçları karşılandı da şimdi sıra tarikatlara yeni alanlar açmaya mı geldi? Çocukların ücretsiz okul yemeği sorunu çözüldü de 180 dönümlük tarikat yerleşkesine mi ihtiyaç doğdu? Kamusal eğitim zayıflatılıyor, yurtlar yetersiz bırakılıyor, öğrenciler burs ve barınma olanaklarından mahrum ediliyor. Ardından devletin bıraktığı her boşluğa bir vakıf, bir cemaat, bir tarikat yerleşiyor.”
Röna: Bursa Cumhuriyet kentidir, tarikatların üs bölgesi değildir
Kamusal alanın tasfiye edildiği ve dini yapıların nüfuz alanının genişlediği eleştirisinde bulunan Özkan Röna, siyasi iradeyi eleştirerek sendikanın duruşunu net bir dille ifade etti. Röna, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Mesele, yoksulluğun örgütlü dini yapılar için bir bağımlılık alanına dönüştürülmesi; Cumhuriyet’in kamusal alanının adım adım tasfiye edilmesidir. Bugün çocukların beslenme çantasını doldurmayan, devlet okullarının temizlik ve güvenlik sorunlarını çözmeyen, öğrencisine barınma olanağı sağlamayan siyasi anlayışın; kamusal alanı tarikat ve cemaatlere adım adım terk etmesini, ülkenin kaynaklarını ve geleceğini onların nüfuz alanına açmasını kabul etmiyoruz. Bursa; şeyhlerin, tarikatların, cemaatlerin 'üs bölgesi' değildir. Çocuklarımızın geleceğini, eğitim sistemimizi ve kamusal yaşamımızı tarikatlara teslim etmeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal eğitimden; çocuklarımızın eşit, özgür ve güvenli bir gelecekte yaşama hakkından vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, normalleştirmeyeceğiz. Kamusal alanı da Cumhuriyet’i de çocuklarımızın geleceğini de savunacağız. Bursa tarikatların değil, Cumhuriyet’in kentidir!”