Emekliden öğrenciye geçim derdi bitpazarına taştı “Soyun Bitpazarı’nda/Giyin Bitpazarı’nda!”

Yurttaşın yaşadığı derin ekonomik zorluklar bitpazarlarına olan talebi artırıyor. Tezgahtarından müşterisine kadar emeklilerin ve üniversite mezunu işsiz gençlerin ortak buluşma noktası haline gelen pazarlar, geçim derdinin ve ayakta kalma mücadelesinin aynası oluyor.

Fevzi Efe SEKİTMEZ-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL HABER- Artan enflasyon, yüksek kira maliyetleri ve düşen alım gücü, kentlerdeki yaşam koşullarını zorlaştırırken bitpazarlarını geniş kitleler için ana alışveriş alanına dönüştürüyor. Avrupa'da geri dönüşüm ve çevre bilinci odaklı işleyen bitpazarı kültürü, Türkiye'de doğrudan ekonomik zorunluluklardan beslenen bir ayakta kalma mekanizmasına işaret ediyor. Tezgah kuran satıcılardan alışverişe gelen müşterilere kadar geniş bir kesimi ağırlayan pazarlar; kısıtlı bütçeyle kışı geçirmeye çalışan emeklilerin, evini kurmaya çalışan üniversite öğrencilerinin ve iş arayan gençlerin zorunlu adresi haline geldi. Bitpazarında uzun süredir tezgah açan emekli tarih öğretmeni Mehmet Bahri Akkan ve 40 yıllık tezgahtar Ömer Kovacıoğlu, pazardaki sosyo-ekonomik tabloyu anlatıyor.

Mehmet Bahri Akkan: "Avrupa'daki Gibi Çevreci Değil, Zorunluluktan Doğan Pazarlar"

Uzun süredir bitpazarında kitap satışı yapan emekli tarih öğretmeni Mehmet Bahri Akkan, pazarların değişen yapısını ve derinleşen ekonomik krizi şu sözlerle dile getiriyor:

"Bizdeki Bitpazarı, Avrupa'daki Bitpazarlarına benzer tarzda değil. Sadece ekonomik ihtiyaçlardan doğmuş, ekonomik zorunluluklardan ortaya çıkmış pazarlar. Yani geri dönüşüm felsefesiyle veya çevreci bir bilinçle oluşturulmuş pazarlar değil. Pazara gelenlerin önemli bir bölümü, ihtiyacı olan şeyleri daha ucuza alabilmenin koşullarını arıyor. O koşulları yarattığı oranda da Bitpazarı onlar için cazip hale geliyor. Üniversite öğrencileri tuttukları evlerin eşyalarını gelip buralardan tamamlıyorlar; mutfak eşyalarını buralardan karşılıyorlar. Özellikle kitap konusuna gelirsek, kendi alanımla ilgili söyleyecek olursam, kitap fiyatlarının son yıllarda korkunç şekilde artmış olmasından kaynaklı bir durum var. Okullarda tarih, edebiyat ve Türkçe derslerinde zorunlu okutulması gereken roman veya inceleme türündeki kitaplar oluyor. Okullardan verilen listeleri alan veliler kitap evlerine değil, Bitpazarlarına gelip öncelikle buralardan bulabildiklerini topluyorlar. Örnek bir kitap söyleyeyim: Mesela Çalıkuşu en fazla önerilen kitaplardan bir tanesi. Bu yıl hiç elime geçmedi. Geçen yıl ben Çalıkuşu’nu burada 100 liraya sattım. Veli sevinçten uçuyordu; çünkü sıfırının 700 lira olduğunu söyledi. Ben de bildiğimi, 700 lira olduğunu bilerek 100 liraya verdiğimi söyledim ve çok mutlu oldu, havalara uçtu. İhtiyaçtan kaynaklı olarak şimdi her yerde Bitpazarı açılıyor. Satanların da önemli bir bölümü ihtiyaçtan satıyor; evindeki eşyayı getirip satan insan çok. Ben ekonomik nedenlerden dolayı kendi kütüphanesini satan insanlarla son yıllarda çok sık karşılaşmaya başladım. 'Paraya ihtiyacım olduğu için kitaplarımı satmak zorundayım' diyen koleksiyonerlerle bile karşılaşmaya başladık."

"Evimi Küçültmek Zorunda Kaldığım İçin Başladım"

Bitpazarında tezgah açma sürecini ve çevre bilincini aktaran Akkan, şöyle devam ediyor:

"Ben başlarken ev sahibiyle problem yaşıyordum. Üç odalı bir evde oturuyordum. Taşınacağım yeni evde küçülmem gerekecekti. Ekonomik nedenlerden ve kira durumundan kaynaklı olarak 1+1 bir eve taşınmak zorunda kalacağımı gözlemledim. Küçülmenin yollarından biri olarak kütüphanemin önemli bir bölümünü elden çıkarma düşüncesiyle bu işe başladım. Dediğim gibi, başlarken kendi kitaplarımı elden çıkarma düşüncesindeydim. Fakat bir süre sonra çevre bilinci —vardı ama tam oturmamış bir bilinçti— gelişti. Sattığım her kitabın bana ekonomik katkısının ötesinde bir ağaç dalını kurtardığını düşünmeye ve bunu düşündürmeye başladım. Yani çevre bilincini yaygınlaştırma anlamında bunu aynı zamanda burada bir propaganda olarak da kullanmaktayım. Yine kendi çevremde, kütüphanesinde süs olarak kitap tutan özellikle solcu arkadaşlarıma bu yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu, evinde duran 200 kitap yüzünden 10 tane ağacın kesileceğini anlatıyorum. İnsanlar 500 liralık kitabı 100 liraya aldığında —ki ekonomik durumu çok daha kötü olup okuma ihtiyacı duyan üniversite öğrencileri başta olmak üzere okuma isteği olan emekliler var— mutlu oluyor. Benim en yaygın müşterilerim şu an emekliler. Emekliler kitabevine gidip 600-700 lirayı görünce, gelip buradan 100 liraya o kitabı aldıklarında buradan mutlu ayrılıyorlar ve okuyorlar. Kütüphanesinde süs veya dekor olsun diye kitap tutan arkadaşlarımıza bunun yanlışlığını anlatıp bunu dönüşüme sokmaları için çaba da sarf ediyorum."

"Üniversite Mezunu Gençler ve Emekliler Tezgah Başında"

Pazarda hem satıcı hem müşteri profiline dair gözlemlerini paylaşan Mehmet Bahri Akkan, sözlerini şu şekilde sürdürüyor:

"Ben, tırnak içinde, "iyi durumda olan" emeklilerdenim. Ama işte 18 bin lira, 20 bin lira, 22 bin lira, 23 bin lira alan emekliler mevcut. 20 bin lirayla bu ülkede geçinmek, hele hele büyükşehirlerde geçinmek mümkün değil. Onun için ya ek iş yapma çabası içindeler ya da —ekonomik krizden kaynaklı piyasa çok kötü olduğundan ve iş bulma şansı çok az olduğundan— büyük çoğunluğu evinde bulduğu, kullanmadığı eşyaları buralarda satmaya çaba sarf ediyor. Kendi ekonomilerine katkı sağlamak amacıyla bunu yapıyorlar. Yani buradaki satıcı olan emekliler ekonomik nedenlerle bu işi yapıyor. 'Genç tezgahtarlar' dediğin kişilerin de önemli bir bölümü iş bulamadığı için, işsiz olduğu için burada. Üniversite mezunu bir sürü tezgahtar var burada. İş bulamadığı için sağdan soldan, yakınlarından, akrabalarından bulduğu kıyafetleri ve eşyaları burada satarak ekonomilerine bir katkı sunmaya çalışıyorlar. Gelen müşterilerin de önemli bir bölümü emekli ve öğrenci. Dediğim gibi öğrenciler, özellikle Bornova'da oturup ev tutan öğrenciler, eşyalarının önemli bir bölümünü bu bitpazarlarından sağlıyor. Emeklilerin de önemli bir bölümü kıyafet ihtiyacı başta olmak üzere, tencere tavasından kitabına kadar buralardan artık temin ediyor. Çünkü sıfır denilen ürünlere ulaşmaları mümkün değil; 20 bin lira aylık alıp da bu sıfır ürünlere ulaşması mümkün değil. Onun için emeklilerin en yoğun şekilde gezdiği ve ihtiyacı olan ürünü aradığı pazarlar durumunda şu an bitpazarları."Ömer Kovacıoğlu: "Mağazada 9 Bin Lira, Bende 1500 Lira"

Yaklaşık 40 yıldır ikinci el pazarlarında ticaret yapan Ömer Kovacıoğlu ise düşen alım gücünün tezgahtaki yansımasını ve fiyat farklarını şu ifadelerle anlatıyor:

"Ben bu işi hemen hemen 40 yıldır yapıyorum, İstanbul'da başladım. Senin de bahsettiğin gibi bütçesi kısıtlı olan insanlara ihtiyaç duydukları ürünleri satmaya çalışıyoruz. Mesela karşı arabadaki montlar benim. Mağazada 9 bin lira, bende 1500 lira. Şurada gördüğün malzemelerin çoğu dışarıdan gelme; başka yerde kolay kolay bulamayacağın ürünler. Örneğin şu sürahi normalde 1200 lira, ben 750 liraya satıyorum. Yani amacımız ihtiyaç sahiplerini uygun fiyatlarla buluşturmak. Bitpazarının asıl özelliği budur."

"İnsanların Alım Gücü Bitti, Para Harcamak İstemiyorlar"

Pazardaki ürünlerin kalitesini ve yurttaşın alım gücünü değerlendiren Ömer Kovacıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamlıyor:

"Ama şimdi görüyoruz; yere serip 5 liraya, 10 liraya ürün satanlar var. Bunlar ihtiyaç değil artık, kusura bakma ama bunlar çöp. Şimdi onu alıp giyen insanlar da var; çünkü ekonomi bitti. Ekonominin bu kadar kötü olmasından dolayı insanlar artık para harcamak istemiyor. Düşünsene, mesela şurada sıfır eşofman var, 250 lira diyor. Ama burada adam 50 liraya satıyor. Şimdi onu mu alacak, bunu mu alacak?"

İLGİLİ HABERLER