İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Suriye’nin kuzeyindeki bir operasyona ilişkin yaptıkları açıklamalar nedeniyle “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ile “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılanmıştı. İlk derece mahkemesi, 9 Ocak’taki duruşmada suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında oy birliğiyle beraat kararı vermişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz ederek dosyayı istinaf incelemesine taşımıştı.
Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, savcılığın itirazını yerinde bulmayarak reddetti. Daire, ilk derece mahkemesinin verdiği beraat kararının usul ve esas yönünden herhangi bir hukuka aykırılık içermediğini tespit etti. Kararda, delillerde ve yargılama işlemlerinde eksiklik bulunmadığı, ispat bakımından yapılan değerlendirmenin ise yerinde olduğu belirtildi. Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetti.
Barodan hukukun üstünlüğü vurgusu
İstinaf mahkemesinin kararının ardından İstanbul Barosu’ndan konuya ilişkin yazılı bir değerlendirme yapıldı. Baro yönetimi, sürecin baroların anayasal sorumluluğu açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
İstanbul Barosu’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İstanbul Barosu yönetimine yönelik yargı sürecinde verilen bu karar, baroların insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve demokratik hukuk devleti ilkelerini savunma sorumluluğu açısından da büyük önem taşıyor. Baroların yalnızca meslek örgütü değil, aynı zamanda yurttaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasında anayasal ve toplumsal sorumluluk üstlenen kurumlar olduğu gerçeği, bu yargı süreciyle bir kez daha gündeme geldi. Karar, savunmanın bağımsızlığına ve baroların kamusal meselelerde söz söyleme hakkına yönelik tartışmalar bakımından da güçlü bir hukuki dayanak oluşturdu.”
Açıklamada, ceza yargılamasındaki beraat kararının istinaf aşamasından da geçmesinin, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ve istinaf incelemesi devam eden görevden alma davası için de kritik olduğu ifade edildi. Ceza mahkemesinin suç unsurlarının oluşmadığı yönündeki tespitin üst mahkeme tarafından onanmasının, görevden alma davasının dayanaklarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getireceği belirtildi.
Baro açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
“Bu karar, yalnızca bir baro yönetiminin değil; bağımsız savunmanın, ifade özgürlüğünün ve hukuk devleti mücadelesinin geleceği açısından da önemli bir eşik niteliği taşıyor.”