Özgür Özel: Gar katliamında kamu görevlileri yargılanmalı, zamanaşımı tehlikesi var

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Gar Katliamı davasında kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmaması halinde zamanaşımı riski doğacağını belirterek suçun insanlığa karşı işlendiğinin kabul edilmesini istedi.

Ankara'da 10 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşen ve 104 kişinin hayatını kaybettiği Gar Katliamı davasının dördüncü duruşmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, olayın aydınlatılmasında kritik gördüğü iki hususa dikkat çekti. Özel, terör örgütü üyelerinin yanı sıra devlet içindeki bazı yapıların da sorumlu olduğunu vurgulayarak adalet arayışının devam ettiğini belirtti.

Özel, katliamın gerçekleştirilebilmesi için IŞİD militanlarının sınır geçişleri sırasında herhangi bir engelle karşılaşmamasının ve güvenlik önlemlerinin alınmamasının tesadüf olamayacağını ifade etti. Bu süreçte görevini kötüye kullanan veya ihmalkar davranan kamu görevlilerinin yargılanmasının zorunlu olduğunu savunan Özel, bu kişilerin mahkeme karşısına çıkarılmaması durumunda gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya çıkamayacağını kaydetti.

Yeni Parti lideri, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Esas iki konunun altını çizmek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi, bu katliam, Ankara’nın göbeğinde yapılan bu katliam, IŞID militanlarının, sınırdan geçmemesi gereken, her birisi aranan ve katliam yapmak üzere gelmiş olan terör örgütü üyelerinin dışında birtakım yardımlar, birtakım hazırlıklar, bir takım ön açmalar ya da birtakım görevi kötüye kullanmalar, görevi ihmaller olmadan hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir iştir bu. Bunun için kamu görevlilerinin, sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması gerekmektedir. Bu konuda çok sayıda başvuru yapılmış, kimi hiç kabul edilmemiş, kimi önce izin verilmiş sonra izinler iptal edilmiş ama asla kamu görevlilerinin sorumluluğu mahkeme önünde yargılama konusu yapılamamıştır. Kamu görevlileri yargılanmadan asla ve asla bu karanlık sayfa açığa çıkarılamaz.”

Zamanaşımı riskine karşı insanlığa karşı suç tanımı

Olayın üzerinden 11 yıl geçtiğini hatırlatan Özel, davada yer alan şüpheliler ve kamu görevlileri açısından zaman aşımı tehlikesinin bulunduğunu vurguladı. Bu riskin aşılabilmesi için mahkemenin olayı "insanlığa karşı suç" olarak tescil etmesi gerektiğini belirten Özel, bu tanımın kabul edilmesi halinde zaman aşımı hükümlerinin uygulanamayacağını açıkladı.

Özel, zamanaşımı konusundaki görüşlerini şöyle aktardı:

“Bir diğer husus da 11 yıl oldu ve artık zaman aşımı tehlikesi var. 12’nci yılla birlikte bazı kamu görevlilerinin zaman aşımına uğrayacağı, yargılanamayacakları ve ilerleyen zamanla birlikte de zaman aşımı tehlikesi bu davada şu ana kadar yargılanamayan herkes açısından, tüm şüpheliler, suçlular açısından geçerli. Buna karşılık alınması gereken tek bir karar var. Buradaki katliam, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun mahkeme tarafından kabulü, teyidi, karara bağlanması durumunda hiçbir zaman aşımı kuralı geçerli olmayacaktır. Bu durumun en önemli hassasiyetimiz olduğunu bir kez daha kayda geçirmek isterim. Böylesi karanlık olayların, dönemlerin bir daha yaşanmaması, bu olayın tüm yönleriyle açığa çıkarılmasına muhtaçtır. Bunu bir kez daha ifade etmek isterim. Hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet, acılı ailelerine bir kez daha başsağlığı, yüzlerce yaralıdan halen daha tedavileri sürenlere ve çeşitli uzuvlarını kaybetmiş olanlara da bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

Duruşma sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, firari sanıkların yakalanması ve yargılanması sürecine de değindi. Kırşehir Cezaevi'nde bulunan bir sanığın sağlık sorunlarını bahane ederek duruşmaya katılmadığını, uzaktan bağlantıyla ifade verdiğini belirten Özel, Türkiye'ye getirilen diğer IŞİD üyelerinden birinin de katliamın planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle derhal yargılanması gerektiğini söyledi.

Özel, dönemin siyasi atmosferine de değinerek 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında yaşanan şiddet ortamını hatırlattı:

“104 masum insanın hayatını kaybettiği ve 7 Haziran - 1 Kasım arası yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Meclis çoğunluğunu sağlayamadığı 7 Haziran seçimleri ile seçimlerin yenilenmesi sonucunda çoğunluğu sağlayıp tek başına iktidarına devam ettiği 1 Kasım seçimleri arasında Türkiye adeta cehennemi yaşamıştı. Bir anda bir düğmeye basılmışçasına başta IŞİD olmak üzere çeşitli terör örgütlerinin bombalı saldırılarıyla, canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda katliam yaşandı. Gar Katliamı 104 masum insanı, daha önceden haberi verilmiş, izni alınmış bir mitinge bariyerlerde kendileri aranarak geçen 104 masum insanı, önce sınırdan geçip sonra Gaziantep’ten kalkıp ta Ankara’nın göbeğine kadar, Gar’ın önüne gelene kadar bırakın herhangi bir arama, bir kimlik kontrolü ya da bir trafik uygulamasına rastlamaksızın gelen iki canlı bombanın yarattığı bir katliam bu. Tarihte aydınlatılması gereken en karanlık sayfalardan bir tanesi. Tabii ki hüküm almış olanlar var. Dünya kadar firari var. Şimdi firarilerden bir tanesi artık Kırşehir cezaevinde ve bugün buraya gelip yüz yüze yargılaması yapılması gerekiyordu. Hastalığı bahane ederek gelmedi. Uzaktan bağlantıyla katıldı. Bir diğeri eylül ayında Türkiye’ye getirilen IŞİD’liler arasında adı geçiyor, onu bir an önce mahkemeye getirilmesi ve doğrudan katliamın organizatörlerinden, katliamın planlayıcılarından bir tanesi olduğu düşünülen kişinin derhal yargılanmaya başlanması, ailelerin bugüne dair somut taleplerinin başında yer alıyor.”

Fon krizi ve MASAK soruşturması

Açıklamalarının ikinci bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi ve borsa güvenliğine ilişkin sözlerini eleştiren Özel, TERA Fon skandalına değindi. Milyonlarca küçük yatırımcının mağdur edildiği bu süreçte devletin sorumluluğunu sorgulayan Özel, Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) rolüne dikkat çekti.

Özel, fon krizine ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde sürdürdü:

“Değerli arkadaşlar biraz önce içeride de konuşuldu, hemen hemen hemen insanlığa karşı işlenen suçlar konuşulduğunda hep söylenir. Bir yerde insanlığa karşı bir suç işleniyorsa ya devlet yoktur ya devlet çoktur denir. Burada devletin sorumluluğunu tartışmak için çok önemli bir nokta, bunu hatırlatalım. Şimdi burada Türkiye’de yine devletin yok olduğu, ya da çok olduğu bir konuyla karşı karşıyayız. Burada da devlet çok. Devlette görev almış olan, hükümette görev almış olan, sarayda görev almış olan çok sayıda kişinin içinde olduğu, onlar içinde olduğu için insanlara güven telkin edilen, 7 milyon yatırımcının 3,5 milyonu, yarısı Türkiye’de 10 bin liranın altında küçük paralarla ‘Acaba borsada bir şeyler elde edebilirim de borcumu ödeyebilir miyim, kredi kartımı ödeyebilir miyim, kiramı ödeyebilir miyim?’ diyen, bir umutla buraya parasını koymuş 2 milyon kişiyi etkileyecek, 455 bin tekil kullanıcıyı soydular. Bu asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın dolandırıcı ile karşı karşıyayız. Bu konuya Ekonomiye Eşgüdüm Konseyimiz büyük bir dikkatle yaklaşıyor. Burada iki tane olaya dikkat çekmek isterim. Bir tanesi dün Sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu açıklama. Türkiye’nin ekonomisi güçlüymüş, Türkiye’de riskler yokmuş, borsa güvenliymiş ve Türkiye bu anlamda güvenilir bir ülkeymiş. Ya nasıl güvenilir bir ülke? Memlekette 2 milyon kişiyi göz göre göre dolandırdılar. Hem de sizin sağınızda, solunuzda, yanınızda, kabinenizde bulunan kişilerin ‘Efendim TERA Fon’da paralarını değerlendiriyorlar, TERA Fon onların, yönetimi onların’ deyip onlara güvenen, bilhassa size çok yakın, oyunu çoğu size veren insanlar size güvendiler, buraya para koydular ve düpedüz soyuldular. Bu insanlar açısından neresi güvende? 2 milyon kişinin küçücük birikimlerinin ya da belli birikimlerinin ortadan kaldırıldığı bir durum var. Burada Maliye Bakanına ve ona bağlı MASAK’a çok önemli görev düşüyor. MASAK’ın hızlı bir şekilde üzerine düşeni yapması gerekiyor. Biz kapalı dönemle ilgili işlem yapanların MASAK tarafından savcılığa bildirilmesi gerektiğini söylemiştik. O konuda olumlu bir gelişme oldu. Onu yakından takip ederken, bugün sabah Adalet Bakanı, ki adalet bürokrasisi bu fonla çok ilişkilendiriliyor. Birtakım isimler var, bunları ileride enine boyuna tartışacağız, konuşacağız. Onların MASAK raporlarında yer alıp almaması önemli. Şimdi bir asgari ve sivil casusluk davası açıp, içinde eski MASAK başkanlarını, MASAK çalışanlarını anarak bu soruşturmanın yürütülmekte olan soruşturmayla zamanlaması manidar bir hamle yapıyor. Buna dikkat çekmek lazım, bunun altını çizmek lazım. Bu iş kime ulaşıyorsa ulaşsın, mutlaka bunun hesabının verilmesi gerekiyor. Bu dönemde, yani 2024’ten sonrasına değil; fonun kurulduğu günden itibaren, fonun kurulduğu 2021’den, ilk işlemden itibaren bakmak gerekiyor. Kimseleri kenarda tutmak, gizli tutmamak gerekiyor. Bir daha somut önerimizi tekrarlıyoruz. Nasıl Amerika bu meseleyi geçmişte bu parayı kazananlardan bu paraları tahsil edip mağdurlara dağıttı ve sorunu çözdüyse; aynı şekilde bu sorunun Türkiye’de de çözülmesi lazım. Geçmişte buradan o büyük paraları kazanan AK Parti’nin içindeki kişilerin her birisinden mal varlıkları ile birlikte bunun tahsil edilip, mağdurlara paylaştırılması gerekiyor.”

İLGİLİ HABERLER