Sezgin Tanrıkulu'ndan Silivri'deki yargılamalara tepki: İnsan onuruna aykırı

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Marmara Cezaevi Kampüsü'ndeki tutukluların maruz kaldığı ağır koşulları ve keyfi uygulamaları kamuoyuyla paylaştı.

Silivri'de devam eden duruşmalarda tutukluların uykusuz bırakıldığını ve temel insani haklardan mahrum edildiğini belirten Tanrıkulu, yaşanan hukuksuzlukların sıkıyönetim dönemlerini bile aratır nitelikte olduğunu ifade etti.

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, cezaevi önünde yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

“Silivri'de, Marmara Cezaevi Kampüsü'ndeyim. Cezaevinde bulunan dostlarımızı ziyaret ettim. Herkesin selamını ve sevgisini dışarıya iletmemizi istediler. Yanı başımızda duruşma salonları var. İçeride büyük bir zulüm yaşanıyor. Yargılamalarda çok ciddi hukuka aykırılıklar var. Bunların tümünü takip ediyoruz. Yandaki duruşma salonu yeni açıldı. Yaklaşık üç haftadır İstanbul Büyükşehir Belediyesi davalarının duruşmaları burada yapılıyor. Bu duruşmalarda da çok ciddi hukuksuzluklar yaşanıyor.

Bakın, sadece bir örnek vereceğim. Duruşmalar sabah 9.00, 9.30 gibi başlıyor; gece 12.00’de, 1.00’de, hatta bazen 2.00’de bitiyor. Duruşma gece 1.00’de bittiyse, tutuklunun buradan cezaevine götürülmesi ve kendi koğuşuna ulaşması en az bir saat sürüyor. Sonra uyuması gerekiyor. Sabah 6.00-7.00 gibi kalkıyor, saat 8.00’de kapısı çalınıyor ve yeniden buraya getiriliyor. Yani insanlar sadece 3-4 saatlik uykuyla, dört gün boyunca duruşmalara getiriliyor. Böyle insan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz. Ama bu uygulama üç haftadır devam ediyor. Bütün uyarılara rağmen mahkeme bu tutumunu sürdürüyor.

Daha da vahimi var. Alt katta, kapı yüksekliği ancak yarım metre kadar olan bir nezarethane bulunuyor. 40’tan fazla tutuklu burada, havasız bir ortamda bekletiliyor. Sonra saatlerce süren duruşmalara çıkarılıyorlar ve duruşmanın ardından yeniden cezaevine götürülüyorlar. Böyle bir duruşma düzeni olamaz. Mahkemede avukatlara 'Sus', sanıklara 'Sus', 'Otur', 'Bunu soramazsın', 'Bunu söyleyemezsin' deniliyor. Avukatlar hakkında suç duyuruları yapılıyor, tehditler savruluyor. Böyle bir yargılama düzeni olmaz. Sıkıyönetim mahkemelerinde, olağanüstü hal koşullarında, en ağır darbe dönemlerinde bile görülmemiş uygulamalar bugün burada yaşanıyor.”

Cezaevinde yayınlar keyfi şekilde engelleniyor

Tanrıkulu, cezaevi içindeki yaşam koşullarına da dikkat çekerek, ortopedik ihtiyacı olan tutuklulara bile gerekli desteğin verilmediğini ve medya erişiminin keyfi olarak kısıtlandığını vurguladı.

“Cezaevlerinde de durum farklı değil. Örneğin ortopedik terliğe ihtiyacı olan bir tutukluya, 'Bunu sana veremeyiz. Gözlem kurulu kararı gerekiyor' deniliyor. Dokusu bozulmuş, ağır işkence ve kötü muamele görmüş, bu nedenle ortopedik terliğe ihtiyaç duyan bir insanın en temel insani ihtiyacı bile çeşitli gerekçelerle karşılanmıyor. Bir başka keyfi uygulama da gazeteler ve televizyonlarla ilgili. Kampüsteki bazı cezaevlerinde serbest olan yayınlar, diğer bazı cezaevlerinde tutuklulara verilmiyor. Halk TV verilmiyor. BirGün Gazetesi verilmiyor. Sözcü Gazetesi verilmiyor. Sözcü TV verilmiyor. Bunların hiçbirinin hukuki ve objektif bir açıklaması yok. Tamamen keyfi uygulamalar söz konusu. Bütün bunlar olurken insanlar tahliye edilmiyor.

Bugün cezası kesinleşmiş olsa açık cezaevine çıkma hakkı bulunan insanlar dahi tahliye edilmiyor. Bu ağır koşullar herkes tarafından bilinmeli. Bilinmiyorsa biz anlatmaya devam edeceğiz. Anlatacağız, takip edeceğiz ve bunları kamuoyunun gündeminde tutacağız. Çünkü tarih bunları yazıyor. Hafızalar bunları kaydediyor. Bunlar silinmeyecek. Tarihte büyük zulümler yapanlar nasıl unutulmadıysa, bugün bu zulmün yaşanmasına neden olanlar da elbette unutulmayacak. Hepinize Silivri’den selam ve sevgiler.”

İLGİLİ HABERLER