Ümit Özdağ’dan İmralı’daki konut için sert çağrı: Sıvasını atmayın

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Abdullah Öcalan için inşa edilen yapıya ilişkin sıva tepkisini dile getirirken eğitim ve tarım politikalarını da eleştirdi.

Zafer Partisi Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında gündemi değerlendiren Ümit Özdağ, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yapılan konutun mimari detaylarına odaklanarak sert bir üslup kullandı. Özdağ, yapının "villa" olarak nitelendirilmesine karşı çıkan yetkililere yönelik ironik bir öneride bulundu.

Özdağ, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“İmralı’da Öcalan’a bir villa yapacaklar demiştim aylar önce, şimdi villanın yapılacağı teyit edildi. Türk halkından gelen tepkiler üzerine, ‘Ya villa değil, 250 metrekarelik evcik’ diyorlar. Ne oluyor arkadaşlar? Bahçe içinde 250 metrekarelik, iki katlı olunca buna villa denmiyor mu? Evcik mi oldu bu şimdi? İnanılır gibi değil. Ya çok merak ediyorum, acaba bu villa sıvasız mı olacak? Bu villa sıvasız olmalı. Buradan villayı yapanlara sesleniyorum. Bu villanın sıvasını atmayın. Sıvasını atmayın ki yüzlerce sıvasız şehit evi hatırlansın.”

Eğitim sisteminde kadro kaybı ve müfredat eleştirisi

Basın toplantısının diğer ayağında eğitim sistemine değinen Özdağ, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetim biçimini sert sözlerle eleştirdi. AK Parti iktidarı döneminde dokuz bakanın değiştiğini hatırlatan Özdağ, mevcut bakan Yusuf Tekin’i hedef alarak başarısızlık iddialarını sürdürdü.

Özdağ, eğitim alanındaki görüşlerini şöyle aktardı:

“Bu hafta başında 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı başladı. 17 milyona yakın gencimiz okullarda eğitime başladılar ve ne yazık ki Milli Eğitim çok başarısız bir şekilde yönetiliyor AK Parti iktidara geldiği günden bu yana. 24 yıllık AK Parti iktidarı sırasında 9 Milli Eğitim Bakanı değişti ve eğitim bu süreç içerisinde sürekli kademe kaybederek aşağı doğru inişini gerçekleştirdi. Şimdiki Milli Eğitim Bakanı, ben ona ‘gayri milli eğitimsizlik bakanı’ diyorum. Doktorada benim öğrencimmiş, nasıl benden geçti hâlâ anlamış değilim.”

ÖSYM verilerine dikkat çeken Zafer Partisi lideri, öğrencilerin akademik performansındaki düşüşe de işaret etti. Özdağ, “ÖSYM resmi verilerine göre bu yıl TYT’ye 2 milyon 254 bin öğrenci girmiş ve ortalama doğru sayıları şöyle: 40 soruda matematikte 6,4, fen bilimlerinde 20 soruda 3,9” dedi.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne de tepki gösteren Özdağ, müfredattaki değişikliklerin tarihsel bilinç üzerinde negatif etkileri olduğunu savundu. Özdağ, “Bu isimden İstiklal Harbi, Kurtuluş Savaşı çıkarılmış. Atatürk’e mümkün olduğunca az yer verilmeye çalışılmış. Bilim ve teknoloji derslerinin yerini sivil toplum örgütleri diyerek cemaat ve tarikatlara açan AK Parti türü bir eğitimle karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

Öğretmenlere yönelik bir çağrıda bulunan Özdağ, sınıflardaki anlatım biçiminin korunması gerektiğini vurguladı:

“Öğrencilerinize Atatürk’ü, İstiklal Harbi’ni, Kurtuluş Savaşı’nı bu kavramları kullanarak anlatmaya devam edin. Eğer okulunuza gelirse gayri milli eğitimsizlik bakanına da Kurtuluş Savaşı’nın Osmanlı’dan kurtulmak için verilen savaş olmadığını anlatın. Sınıfta yakalarsanız oturtun bir sıraya, öğretin ona. Matematik ve fen bilimleri öğretin. Tarihimizi ve kültürümüzü öğretin. Türk kimliğini ve Türk bilincini, Türklük bilincini aşılayın öğrencilerinize ve unutmayın, gençlerimiz size emanet ve aynı zamanda Türkiye’nin geleceği de sizin yetiştirdiğiniz gençlere emanet.”

Sincar’daki silah bırakma sürecine şüpheyle yaklaşım

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in Irak’taki PKK bağlantılı yapıların silah bırakmasına ilişkin açıklamalarını değerlendiren Özdağ, Sincar bölgesindeki gelişmelerin ciddiyetini sorguladı. Özdağ, silah tesliminin denetim mekanizmaları olmadan kabul edilemeyeceğini belirtti.

Özdağ, konuyla ilgili şu soruları yöneltti:

“Sayın Çelik’in bahsettiği konu, Sincar bölgesindeki PKK bağlantılı unsurların Irak devletine silah teslim etmesi ve bunların duruma uygun olanların Irak güvenlik güçlerine entegre olmasını kapsıyor. E o zaman nasıl silah bırakıyor? Bir silahı bırakıyor, eline başka bir silah mı alıyor? Yoksa silahsız mı Irak güvenlik güçlerine entegre olacak? Yoksa Irak güvenlik gücü diye bahsettiğiniz aslında Barzani ve Talabani’nin adamları mı? Buradan AK Parti yetkililerine soruyoruz, sizin silah bırakma dediğiniz işlem böyle yabancı ülke orduları aracılığıyla mı yapılacak? TSK ve MİT ne ölçüde bu işlemin içerisinde olacak?”

Bölgenin stratejik önemine vurgu yapan Özdağ, “PKK, Sincar gibi kritik bir geçiş ve üs bölgesini bu kadar kolay bırakmaz diye düşünüyoruz ve Suriye’de yapıldığı gibi isim değişikliğiyle varlığını sürdüreceği anlaşılıyor” dedi.

Süreçteki eksikliklere dikkat çeken Özdağ, “Envanter çıkarmadan, sayılmadan, kontrol edilmeden ve adli suç araştırması yapılmadan silah teslimi işlemi yapıldığını söylemek gayri ciddi bir işlemdir ve inandırıcı da değildir. Biz zaten PKK’ya çıkardığınız affa ve bu sürecin tamamına karşıyız. Ancak siz yapacağınızı söylediğiniz şeyi bile doğru dürüst yapmama kararlılığındasınız anlaşılan. Böylesi zayıf ve yanlış bir işlemi kabullenmek devlet aklı ciddiyeti ve sorumluluğuyla bağdaşmaz. Buradan AK Parti hükümetini bir kez daha uyarıyor ve yapılacak yanlışların tarihi vebalinin büyük olacağını, ‘Terörsüz Türkiye’ derken teröre teslim olmuş bir Türkiye manzarasının ortaya çıkacağını ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Anayasa tartışmaları ve ekonomik kriz

Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Özdağ, mevcut 1982 Anayasası’nın defalarca değiştirildiğini hatırlatarak yeni bir metin yerine mevcut olanın uygulanması gerektiğini savundu. Özdağ, “Keşke şu AK Parti hükümeti anayasayla uğraştığı kadar ekonomiyle, güvenlikle, adaletle, eğitimle, tarımla uğraşsa. ‘Yeni anayasa, yeni anayasa’ diyorlar. 82 Anayasası’nı değiştireceğiz diyorlar. Resmi verilere göre mevcut Anayasa, sonuncusu 2017 senesinde olmak üzere 19 büyük değişikliğe uğramış. Bunların 12 tanesi AK Parti hükümetleri tarafından yapılmış. Anayasanın 177 maddesinin 130 tanesi değişmiş. Zaten ortada yeni bir anayasa var” dedi.

Olası değişikliklerin içeriğine dair endişelerini dile getiren Özdağ, “Yeni anayasada vatandaşlığı değiştirip 66. maddeyi, Türk, Kürt, Arap diye mi girişine yazacaksınız Anayasa'nın? Etnisite ve mezheplere siyasi haklar mı vereceksiniz? Anayasa'nın 127. maddesini değiştirip özerkliğin önünü mü açacaksınız? Anayasada tek resmi dil olarak yer alan Türkçenin yanına başka diller mi eklemeyi düşünüyorsunuz? Yeni anayasa, ulus devletten ve üniter devletten vazgeçmek için mi isteniyor” diye sordu.

Özdağ, “Yeni anayasadan çok bu ülkenin, bu ülkenin yurttaşlarının mevcut Anayasa'nın uygulanmasına ihtiyacı var” açıklamasında bulundu.

Tarım sektöründeki fiyat krizine de değinen Özdağ, kuru üzüm üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti örnek gösterdi. Geçen yıl kilogramı 120 lira olan 9 numara kuru üzümün bu yıl 95 liraya gerilediğini belirten Özdağ, çiftçinin borç batağına sürüklendiğini anlattı.

Özdağ, tarım alanındaki tespitlerini şöyle özetledi:

“Üretici 150 lira civarında alım fiyatı beklerken 100 lirayı bile göremiyor. Bırakın bu işi diyorsunuz. Bırakın tarımı diyorsunuz. Çifti çubuğu tasfiye edin, köyü terk edin, kente gidin, kentte bir gecekonduda yerleşin, orada hizmet sektöründe çalışın diyorsunuz. Borçlu üretici icraya girmemek için tüccara 55-60’tan bile üzüm bırakmak zorunda kalıyor. Çaresiz kalmış, iflasa sürüklenen çiftçi traktörünü satma peşinde.”

Kredi faizlerindeki yüksekliğe tepki gösteren Özdağ, “Yüzde 70 gecikme faizi uyguluyorlar. Hani enflasyon yüzde 31’di? Enflasyonun yüzde 31 olduğunu söylüyorsunuz da neden gecikme faizi yüzde 70 uyguluyorsunuz? Bu nasıl bir vicdansızlık? Böyle adalet de olmaz, böyle kalkınma da olmaz” dedi.

Trakya’daki ayçiçeği ve kanola üreticilerinin de benzer sorunlar yaşadığını kaydeden Özdağ, “Türk tarımı sahipsiz, Türk çiftçisi sahipsiz. PKK’yı memnun etmek için sadece anayasa konuşuluyor. Millet acıkınca anayasa mı yiyecek kardeşim” ifadelerini kullandı.

İki dilli tabelalara suç duyurusu

Diyarbakır ve Mardin’deki bazı belediyelerin Türkçe ve Kürtçe tabela uygulamasına tepki gösteren Özdağ, hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu. Özdağ, “Bu hukuksuz, haksız ve rezil saldırıya Zafer Partisi olarak sessiz kalmayacağız. Milletimiz adına, aziz şehitlerimizin mübarek hatıraları ve kahraman gazilerimiz adına, bu basın toplantısı bittikten sonra topluca adliyeye gidecek ve Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

Gazetecilerin sorularına yanıtlar

Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdağ, Kaşif Kozinoğlu soruşturması ve partisindeki disiplin süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Hasan Atilla Uğur hakkında gözaltı kararı verilmesini değerlendiren Özdağ, “Öncelikle bu soruşturmanın başlamasını doğru buluyoruz. Kaşif Kozinoğlu FETÖ tarafından hedefe konulmuş, FETÖ tarafından hapsedilmiş ve bizim yıllardan beri söylediğimiz, FETÖ tarafından da şehit edilmiştir. Bu sabah, iki kişi, ki bunların ikisi de hücre arkadaşı, gözaltına alındılar. Neden gözaltına alındıklarına dair hiçbir net bilgi mevcut değil. Umarım sorgularından sonra olayla bir suç şeklinde ilişkilerinin olmadığı tespit edilir. Bilgi alındıktan sonra serbest bırakılırlar. Özellikle Hasan Atilla Uğur’un daha önce FETÖ tarafından haksız bir şekilde beş seneyi aşkın bir süre hapishanede tutulduğu düşünülürse, bir daha kendisine haksızlık yapılmaması gerekir diye düşünüyoruz” yanıtını verdi.

Partisinde 10 ismin kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, Genel Başkan Yardımcısı Ali Dinçer Çolak’ın görevinin devam ettiğini belirtti:

“Ali Dinçer Çolak Zafer Partisi’nde Genel Başkan Yardımcısı olan arkadaşımızdır. Hâlâ Genel Başkan Yardımcısıdır ve tedbirli olarak sevk edilmemiştir. Yani görevinin başındadır. Bir hukuki zorunluluk hasıl olduğu için disiplin kurulunun işlemi gerekmiş ve bu çerçevede işlem yapılmıştır. Eğer aksi bir tavrımız olsaydı hem görevden alınır hem de tedbirli sevk edilirdi. Bu bir hukuki zorunluluğun neticesinde yapılmış bir işlemdir. Ve konuyu Disiplin Kurulu doğru bir zeminde halledecektir diye düşünüyorum.”

Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi durumunda partisinin tutumunu soran gazeteciye ise Özdağ, “Biz anayasa değişikliklerinin referanduma götürülmesi ve Türk halkına sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Ama bu iktidarın planladıkları değişiklikleri, yani 42. madde, 66. madde, 127. madde, 174. madde gibi değişiklikleri götürmeye cesaret edemeyeceğine de inanıyoruz” cevabını verdi.

İLGİLİ HABERLER