Sosyal medyada kendisine yöneltilen "Menderes'in akıbetiyle mi tehdit ediyorsunuz?" eleştirilerine de yanıt veren yazar, bunun kesinlikle bir tehdit olmadığını; aksine son üç başbakana da çeşitli vesilelerle kurulmuş son derece doğal bir siyasi tavsiye, uyarı ve çağrı olduğunu ifade etti.
Piyasada gerçek veya sahte birçok haberin dolaşıma gireceğine dikkat çeken Ünal, Samsun'da kahvaltılık çaldığı için tutuklandığı iddia edilen bir vatandaşın haberini örnek göstererek, önümüzdeki dönemde emekli maaşları, asgari ücret ve yoksulluk üzerinden çok sayıda ajitasyon yapılacağını belirtti. Bu tür durumların hem parti teşkilatının hem de vatandaşların moralini bozacağını dile getiren Ünal, yalan ve gerçeğin birbirine karışacağı bu sürecin parti için çok yıpratıcı olacağının altını çizdi.
Meselenin sadece seçimlerden ibaret olmadığını vurgulayan Aydın Ünal, krizin ekonomik ve uluslararası boyutlarına da değindi. Borsadaki düşüşlerin, fonlardaki kayıpların ve ekonomiye ilişkin sorunların Amerika ve Avrupa ile ilişkileri etkileyebileceğini, hatta Norveç gibi başka ülkeleri bile etkilediğini belirtti. Özellikle savunma sanayisine iş yapan taşeron firmaların borsa ve fonlar nedeniyle ciddi zarar gördüğünü ve işleri yetiştiremez hale geldiklerini söyleyen Ünal, bu krizin Türkiye'nin bölgedeki iddialarını zayıflatma ve savunma sanayisine yapılan yatırımları geriletme ihtimali barındırdığını ifade etti.
AK Parti'nin 2001 bankacılık krizinden sonra iktidara geldiğini hatırlatan ve "Bu kriz de AK Parti'yi götürür" şeklinde yapılan yorumlara mahal verilmemesi gerektiğini belirten Ünal, söz konusu dosyanın bir an önce kapatılması için çağrı yaptı. Ortada dolaşan söylentilerin netleştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünal, fatura edilecek başka isimler varsa ortaya çıkarılıp tablonun şeffaflaşması ve siyasi, ekonomik ile sosyal hayattaki tüm bu risklerin kalkması için sorunun keskin bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.