ACILARIMIZ, KORKULARIMIZ, UMUTLARIMIZ
Sessiz bir geceninkaranlığında bilinçsizce ağlamak ne zordur, ne ürperti verir insana.Anlatamamak daha da başkadır., daha acıdır, daha çok üzer insanı.İşte hepimiz böyleyiz.Anlatamıyoruz dertlerimizi, En çok da neye yanıyorum biliyormusunuz? Ne isted...
Sessiz bir gecenin
karanlığında bilinçsizce ağlamak ne zordur, ne ürperti verir insana.
Anlatamamak daha da başkadır., daha acıdır, daha çok üzer insanı.
İşte hepimiz böyleyiz.
Anlatamıyoruz dertlerimizi, En çok da neye yanıyorum biliyormusunuz? Ne istediğimizi
hiç birimiz bilemiyoruz. Ve hiç birimiz aslında yüreğimizin bizden bir parça umut
istediğini anlayamıyoruz.
İnsanımızın yüzü gülmüyor.
Ne bu gününe, ne de yarınına umutla bakmıyor, bakamıyor. Her şey her yer
karmakarışık, gülümsemeler doğal değil. İçten değil. Yapmacık.
İnsanların yüzlerine
bakıyorum da ne tuhaftır ki hepsinin yüzleri solgun, sararmış gözleri dünyaya
kırgın, korkuyla, endişeyle bakıyor.
Korkulardan ibaret bir
dünya, hep kaybetmeye mahkum hissiyle yaşamak, Her şeyin yalan, her şeyin çıkar
olduğu bir yaşamın tam ortasında yaşam mücadelesi vermek ve en kötüsü de tüm bu
etkenlerle çırpınırken güvenimizi, en önemlisi umudumuzu kaybetmek.
Hayatımızda yaşadığımız
bir takım olumsuzluklar, beraberinde güvensizliği de getirir .
Çevreme söyle bir
baktığımda
“Acaba güvenilecek insanlar mı kalmadı?” diye düşünmeye başladım.
Dostum, canım, kardeşim dediğimiz arkadaşlarımıza mı yada aşığım, seviyorum
dediğimiz sevgilimize mi güvenmeli olmuyor. Yine kaybediyorum, yine hayal
kırıklığı, sil baştan bir hayat. İlk defa yenilgiyi kabul ediyorum. Bir
yerlerde bir boşluk bir yanlışlık var. Tıpkı bende olduğu gibi. Ben beni
kaybediyorum. Sanırım artık dur demek gerekiyor.
Bitmesini istemediğimiz
ilişkiler, içimizden çıkartamadığımız anılarımız vardır ya hani hep yaşattığımız
yaşatmaya çalıştığımız bunlara bizi bağlayan birde umutlarımız.
Umudun bittiği yerde insan
yavaş, yavaş tükenir, vazgeçişler başlar. Kurumuş artık diyerek baktığımız bir
ağacın dibinde çıkan filiz umuda en güzel örnek değilmidir.
Ne güzeldir insan oğlunun
umut etmesi bunun bilinci de olup arkasına bakmadan yaşaması.
Oysa, her aydınlıkta bir
karanlık, her karanlıkta bir aydınlık görürsün, Yürüdükçe her umutsuzluk bir
umuda bağlar yolunu. Gün gelir üzüldüğüne üzülürsün. Yaşam bize var olduğumuz
müddetçe tırnaklarını göstermeye, olumsuzlukları ardı ardına sıralamaya devam
edecektir. O halde bizimde yapmamız gereken; “Hayata karşı yenilmemek, tükenmemek, her şeye rağmen vazgeçmemektir.”
Ayağın kırıldı diye üzülme
ALLAH sana belki kanat verecek
Kuyu dibinde kaldın diye kırılma
Yusuf kuyuda sultan oldun
Mevlana Celaleddini Rumi