Bilimde bir yere kadar!

Tarihler 17nisan 1993 gösteriyordu.. Türkiye için ileri de çok konuşalacak bir tarih olacağıo gün kimsenin aklına gelmemişti.Üzerinden20 yıla yakın bir zaman geçti ve şimdi Sayın Özal’ın naaşı mezarın dançıkarılarak ölümü üzerinde bulunan soru işaret...



Tarihler 17
nisan 1993 gösteriyordu.. Türkiye için ileri de çok konuşalacak bir tarih olacağı
o gün kimsenin aklına gelmemişti.

Üzerinden
20 yıla yakın bir zaman geçti ve şimdi Sayın Özal’ın naaşı mezarın dan
çıkarılarak ölümü üzerinde bulunan soru işaretleri çözümlenecek.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın nezaretinde Adli Tıp
Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışma sonucunda,
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın cenazesi, yaklaşık 7,5 saat süren çalışmanın ardından
topraktan çıkarıldı ve çinko kaplı tabuta yerleştirildi. Buraya kadar her şey
normaldi. Yani ölmüş birinin mezarının açılması ne kadar normalse o kadar
normaldi.

Asıl
yazmak istediğim konu ise Sayın Özal’ın naşının çürümemiş olması … Bilim
adamlara göre Prof. Dr. Sevil Atasoy şöyle konuştu:

ÇÜRÜME
YAVAŞLAMIŞ 


"Soğuk
ve nemli ortamda normal çürüme süreci yavaşlar uzun süre su altında kalmada
beden şaşırtacak ölçüde korunmuş biçimde kalabilir hele cilt altında lipitlerin
(yağların) hidroliz ve hidrojenlenmesi sonucunda adiposer oluşmuşsa bunun
çürümeye karşı özellikle koruyucu etkisi vardır. Islak toprakta, göl
tabanındaki çamurda ayrıca iyice kapalı tabutta, gerek tahnitlenmiş gerekse
hiçbir işlem görmemiş bedenlerde adiposer (bir nevi kimyasal sabunlaşma)
oluşumuna rastlanır. Ölümden bir ay kadar sonra başlayan bu süreç havasız
ortamda yüzyıllarca dayanabilir.

Prof. Dr.
Sarsılmaz a göre de 'HERŞEYİ
BİLİMSEL OLARAK İFADE ETMEK MÜMKÜN DEĞİL'

Bazı olayların
bilimsel olarak açıklanamadığını, merhum Cumhurbaşkanı Özal'ın cesedinin 19
senede bozulmamasının da böyle olduğunun altını çizen Sarsılmaz, "Her şeyi
bilimsel açıklamak zorundayız ama bilimsel olarak açıklayamayacağımız durumlar
var. Perdeler var. Bu perdeyi aralamak için bilimsel olarak çok uğraşıyoruz ama
karşımıza başka bir perde daha çıkıyor. Alanımızın biraz dışında ama herkes
biliyor. Eğer bir insan mağdur edilmişse, iyiliği dokunmuşsa 'şehit' ifadesini
kullanıyoruz. Onlar korunuyor. Rahmetliyle ilgili bu kadar şey yapılmış.
Düşünün, 'alelacele defnedilmiş' tarzında bir yaklaşıma rağmen Allah onu 19 sene
nasıl korumuş görüyoruz" dedi.

Şehitlerin naaşı çürümezmi ?

Şehitlerin
cesetlerinin çürümeyeceğine dair sahih bir hadis bilinmemektedir. Bu konuda
sadece Peygamberlerin cesetlerinin çürümeyeceğine dair hadisler vardır.

Evs b.
Evs’in bildirdiğine göre peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur: “Allah
peygamberlerin cesetlerini toprağa haram kılmıştır”(Ebu Davud, salat, 207,
Nesaî, Cuma, 5).

Buna göre,
peygamberlerin dışındaki insanların cesetleri -veli ve şehit de olsa-
çürür. Fakat bu mutlaka çürür anlamına da gelmez. Allah bazı -veli veya şehit-
kullarını da çürümekten koruyabilir. Bu gibi vakaların belgeleri de
azımsanmayacak kadardır.

Örneğin;
Buharî’nin bildirdiğine göre Hz. Cabir şunları anlatmıştır: Uhud savaşı zamanı
geldiğinde, o gece babam beni yanına çağırıp şunları söyledi: “Bana öyle
geliyor ki, bu savaşta Resulullah(a.s.m)’ın sahabeleri arasında ilk
öldürülenlerden olacağım. Benden sonra -Resulullah hariç- senden daha aziz bir
varlık bırakmamaktayım. Bazı borçlarım var onları öde, kız kardeşlerine karşı
iyi davran/iyi şeyler tavsiye et.” Nihayet sabahladığımızda (Uhud savaşı
başlayınca), babam ilk öldürülen/şehit oldu. Onu başka bir kimseyle birlikte
aynı kabre defnedildi. Fakat benim nefsim babamın başkasıyla aynı kabirde
kalmasına razı olmadı, altı ay sonra kabirden çıkardığımda –kulağındaki küçük
bir izin dışında- ilk gün koyduğum gibiydi” (bk. Fethu’l-Bârî, 3/214) İbn
Hacer’e göre, Cabir’in babası Abdullah’ın cesedinin bozulmaması hem onun bir
kerametinin, hem de şehitliğinin bir tezahürüdür.

Merhum 8.
Cumhurbaşkanımızın şaibeli ölümü ile alakalı malum kabri açıldı. Buraya kadar
her şey normal, açiklaması zor olan naaşın iç organları dahil hala çürümemiş
olması. Bunula alakalı 2 gündür tvler radyolarda profesörler, doçentler, bilimadamları,
yok fizyoloji, yok bilimsel, yok yağ korumuş falan . Bir dünya açıklamalar yapıyorlar.
Bilimin de bittiği yer aslında işte tam burası. Yahu bir taneside, ya arkadaş
bunun açıklaması yok, Yüce yaradanın takdiri demiyor. Tam burada Oxford’un
duvarlarını yesen yutsan hikayesin işte ...

Demek
oluyor ki bazı soruların cevabı BİLİM le bile verilemiyor..


Sayın
Özal’a Allah’tan rahmet sevenlerine sabırlar diliyorum.. İnşallah şehitlik
mertebesine ulaşmıştır.

 




İLGİLİ HABERLER