CHP Çağın Neresinde ?...
Yazarlarımızdan Deli’ninZoru’nun kaleme aldığı “Atatürk CHP’nin neresinde ?” yazısının finalinde yeralan, “Bakın CHP’li, kardeşlerim Deli Kardeşiniz olarak size tavsiyem şudur ki;“İçinde bulunduğu zamana göre şekillenenAtatürk ilkelerinin bir kısmını...
Yazarlarımızdan Deli’nin
Zoru’nun kaleme aldığı “Atatürk CHP’nin neresinde ?” yazısının finalinde yer
alan, “Bakın CHP’li, kardeşlerim Deli Kardeşiniz olarak size tavsiyem şudur ki;
“İçinde bulunduğu zamana göre şekillenen
Atatürk ilkelerinin bir kısmının, içinde yaşadığımız bilgi çağında geleceğe
ışık tutması mümkün değildir. Atatürk’e hak ettiği saygıyı vererek, her türlü
tutuculuktan uzak, özgür bir bakış açısıyla geleceği şekillendirmeniz
gerekmektedir.” Sözlerinden sonra bu konuyu irdeleyerek uzun süredir içinde
bulunduğum suskunluğa son vermek istedim.
Sahi “CHP çağın neresinde ?”..
Aldığı oyların tek sebebi Atatürk olan CHP, Atatürk
ilkeleri hakkında ne düşünüyor ?..
Mesela Devletçilik İlkesi…
1930’lu yıllarda başlayan
dünya ekonomik krizinden sonra, müteşebbis bulmakta zorlanan Türkiye
Cumhuriyeti, yatırımları ve müteşebbisliği devlet eliyle yerine getirmek üzere
Devletçilik ilkesini benimsenmek zorunda kalmıştır.
Bilgi çağına geldiğimiz bu
zamanda “Önce İnsan” mantığının ön
plana çıktığı, hizmetin devlet için değil, halk ve dolayısıyla insan için
yapılması gerektiği, devletin koordinatör olarak çalışması gerektiği
felsefesinin benimsendiği günümüzde Devletçilik
ilkesini nereye koyarsınız?…
Gelelim Milliyetçilik İlkesine…
Evrensel anlamda
Milliyetçilik, belli bir ırkın üstünlüğü temeli üzerine kurulmuş bir ideolojik
yapıdır. Türkiye’nin doğma sancıları esnasında, Anadolu’daki farklı ırkların
oluşturduğu heterojen yapının varlığı da dikkate alınarak, milliyetçilik
kavramına yeni anlamlar yüklenmeye çalışılmıştır.
Türklüğü üstünlük aracı
olarak kabul eden Atatürk Milliyetçiliği, “bu
ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” diyerek (bir anlamda Halkçılık ilkesi ile
çakışarak) Anadolu’daki farklı ırkları ve melezleşen yapıyı bir arada
tutmaya çalışmıştır.
Ne var ki, zürafaya “Ben gergedanım…” dedirtmeye çalışan
devlet, vatandaşlarının öz benliklerini, kültürlerini ve sosyal yapılarını bir
kenara bırakarak, Türk olmayanlara da “Ne
mutlu Türk’üm diyene…” dedirtmekte ve hatta buna zorlamaktadır.
Bazı kalemlere göre bugünkü,
terör olaylarının temellerinin atıldığı bu Milliyetçilik
anlayışı çağın neresinde ?...
Peki ya Devrimcilik İlkesi…
Her türlü sabit fikirden
uzak, daha iyi ve daha yaşanılabilir bir hayat için çağın gereklerine,
yeniliğe, paylaşıma, yani devire, bir diğer anlatımla devinime açık, bulutsuz
bir ufku esas alan Devrimcilik anlayışı, kanımca Atatürk ilkelerinin en güzeli
ve en özelidir.
Ancak, CHP’nin bugünkü mevcut
yapısından yola çıkarsak, statükoya yani mevcudu korumaya kendini adamış, her
türlü yeniliğe kapalı koltuk sevdalılarının, partinin karar mekanizmalarında
bulunduğu gerçeği karşısında, şunu sormadan edemiyorum; CHP Devrimciliğin neresinde ?...
Halkçılık İlkesi ne kadar uygulanıyor?…
Vatan toprakları içinde
yaşayan her ırkı, her inancı ve her türlü farklılığı bir kenara bırakarak
herkesi paylaşımda ve hizmette eşit kabul eden Halkçılık anlayışı, çağın en
büyük değerlerindendir.
Ancak, özellikle partiiçi
seçim dönemlerinde ırk ve dinsel ayrımcılık temelleri üzerinden hortlayan
ötekileştirici anlayış, zafere ulaştıktan sonra ben merkezci, oligarşik,
otokratik, totaliter yönetim tarzını net bir şekilde ortaya koyabilmektedir.
Yönetimleri işgal eden bu zihniyet, kapalı kapılar arkasında siyaseti
şekillendirerek, biat eden adeta koyun sürüsünden farksız bir kitle ile
birlikte siyaset yapmaktadır.
Halkın sorunlarını halka
havale eden bu anlayış, halkın sorunlarına çözüm olmaktan çok uzaktadır. Şimdi
soruyorum: CHP Halkçılığın neresinde
?...
Laiklik İlkesi kadrolara yansımış mı?…
Devletin dinsel inancı
olmaz. Devlet vatandaşlarına inancına göre değil, insan olması sebebiyle hizmet
etmekle mükelleftir düşüncesini benimseyen bu anlayış çağın en değerli
anlayışlarından biridir.
Ancak CHP’nin, AKP iktidarını Sünni mezhebi temeli
üzerinden cemaatlerin desteğini almakla suçladığını düşündüğümüzde, CHP’nin
aldığı oyun yüzde 80’lerini teşkil eden Alevi vatandaşlarımızın oyları ile
hayat bulduğunu göz önüne aldığımızda, bunun bir çelişki olmadığını kim
söyleyebilir ?...
Kaldı ki, Kılıçdaroğlu ile
birlikte Alevi kökenli partililerin örgütlerde daha önemli görevler aldıklarını
düşündüğümüzde bu durumun çok daha açık bir şekilde ortaya çıktığını
söyleyebiliriz.
Yine, CHP’lilerin büyük bir
çoğunluğunda var olan önyargıya göre, inancı gereği namazını kılan, orucunu
tutan, başörtüsü takan, hayatını inancına göre yaşamaya çalışan kesim, asla
CHP’nin çağdaşlığı seviyesine ulaşamayacak alt tabakadır. Bu alt tabaka ile
kendilerinin içinde bulunduğu üst tabaka gayet tabidir ki, eşit olamaz.
Dolayısı ile, kendileri yani üst tabaka devlet için daha önemlidir, ve daha
fazla ilgiye ve hizmete layıktır.
Kendi içinde laisizmi
yaşayamayan CHP’ye soruyorum: Laiklik
CHP’nin neresinde ?...
Cumhuriyetçilik İlkesi hayata ne kadar geçiriliyor?…
Cumhurun yani halkın kendi
kendini yönetmesini temel alan bu anlayış, her türlü oligarşik, otokratik,
totaliter ve ben merkezci yönetim anlayışına karşı çıkmaktadır.
Ancak CHP, AKP’ye oy veren
insanları eğitimsiz ve cahil görerek, eğitimli ve her türlü donanıma sahip
kendileri ile bu kesim arasında oyların değerinin eşit olamayacağını
savunmaktadır. Yani CHP, eğitimsiz ve cahil insanların verdikleri oyun değeri
bir ise, kendi oylarının değerinin iki ve hatta daha üstü olması gerektiğini
düşünmektedir.
Bu halleri ile kendilerini
elitist bir konuma sokan CHP’liler, halkı halkın seçtiklerinin değil,
kendilerinin yönetmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Şimdi soruyorum: Cumhuriyetçilik CHP’nin neresinde ?...
Yine, adalet, eşitlik,
hakça paylaşım ve hoşgörüden temellerini alan Sosyal Demokrasiyi
düşündüğümüzde, sormak istiyorum: Sosyal
Demokrasi CHP’nin neresinde ?...
GönderMe1:
Son yazımı 30 Temmuz’da siz okurlarımla paylaşmıştım. Uzunca bir süredir gerek
iş gerekse de özel sebeplerden dolayı yazılarıma ara vermiştim. Çok sayıda
neden yazmıyor eleştiri aldım. Artık sıkça bir arada olacağız.
GönderMe2:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyaretinde dikkatimi her fotoda
kareye girmek isteyen il yöneticileri ve eski üst düzey yöneticiler çekti.
Arkadaşlar kareye girince bazı şeylerin kesin olduğunu zannettikleri için iki
günde epey efor kaydettiler. Bu kadar yorulmalarına gerek yoktu. Piyasada o
kadar çok işsiz grafiker ve gazeteci var ki, ufak bir cep harçlığına “Fotoşop” yaparak sizi o kareye
sokarlardı. Bir daha ki sefere aklınızda olsun.
GönderMe3:
Son günlerde CHP’nin üst düzey yetkililerinin ziyaretlerinde bazı belediye
başkanları ve belediye başkanlıklarına aday olmak isteyenlerin bu isimlerle
yakın havası vermek için nasıl takla attıklarını üzülerek gördüm. Sevgili aday
adayları ve belediye başkanı arkadaşlar bu isimlerin kendilerinin de aday olmak
için çalıştıklarını unuttular sanırım.
GönderMe4:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi
Kimliği” başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP’lilerce o
kadar ön plana çıkarıldı ki CHP’de bir “Bende
Aleviyim”, “Ben eş tarafından Aleviyim” diyerek öne çıkan sayısında adeta
patlama yaşanıyor. Bazı arkadaşlar ise işi daha ileri götürerek
Kılıçdaroğlu’nun bağlı olduğu ve Peygamber Efendimizin soyundan gelenlere
denilen “Seyid”lerin yer aldığı “Kureyşan Aşireti”nden olduklarını bile
ileri sürmeye başladılar. Aman dikkat diyeyim. Zira siyaset denizinin o
kısmında sular tehlikeli sayılıyor.
İLGİLİ HABERLER