STV Haber’de katıldığı programda son gelişmelere değinen
Ertuğrul Günay, Başbakan Erdoğan’ın siyası başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın
‘milli orduya kumpas kurdular’ sözünü değerlendirdi. Günay, “Biz 2007’de bu
partiye katılırken bir muhtıra verildiğine inanmıştık. Şimdi çıkıyor Sayın
Başbakan’ın en yakınındaki birisi ‘milli orduya kumpas kuruldu’ diyor. O zaman
bu muhtıra gerçek miydi değil miydi? Acaba bizim gibi demokrasiye inanan
insanları çevreye toplama konusunda bir oyun muydu? kaygısını kendime
soruyorum. Şöyle de bir haklı sebebim var; her şey işleme kondu da o muhtıra
işleme konmadı. O muhtırayı verenlerle ilgili hiçbir soruşturma açılmadı,
herhangi bir takibata konu olmadı. 2003’teki ve sonrasındaki olanlar,
konuşmalar, hatıralar yargılandı ama çok açıktan verilen bu muhtıra
yargılanmadı. Eğer bir kumpastan bahsediliyorsa bu muhtıra kumpaslardan bir
tanesi miydi? Bunları böyle konuşmaya başlarsanız işin ucu nerelere varıyor.
Bundan siyaset kurumu çok yıpranır.” ifadelerini kullandı.
’17 ARALIK’TAN BUGÜNE CİDDİ BİR AKIL TUTULMASI YAŞANIYOR’
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının başladığı 17 Aralık’ta ilk günlerde
olanları anlamaya çalıştığını kaydeden Günay, “ ‘Mesele anlaşılsın arkadaşlar
gereğini yapar’ diye düşündüm ancak soruşturmada saydamlığı sağlayacak olan
adaletin ve emniyetin çalışmasına kolaylık getirecek bir davranış tarzı, hatta
iktidarı kamuoyunda güçlendirecek olan bir yönetim tarzı tercih edilmek yerine
işi kapatmaya, örtbas etmeye dönük bir yöntem belirlendi. Emniyette, yargıda
ciddi müdahaleler yapıldı. Şimdi yasa değişikliği konumuna geldik. O günden bu
yana ciddi bir akıl tutulması yaşanıyor. Bir hukukçu olarak bu yapılanları
normal bir hukuk eğitimiyle ve siyasi akılla bağdaştırmak çok mümkün değil.”
dedi.
Yolsuzlukların geçmişten günümüze her siyasi partiyi yıprattığını ifade eden
Günay, “Bir yolsuzluk söylentisi, üstelik bu yolsuzluğun söylenti olmaktan
çıkıp bir takım görünür buluntulara erişmiş olması, bu konuda akla uygun
açıklamalar yapılamıyor olması her siyasi partiyi geçmişten bu yana
yıpratmıştır. Yolsuzluklar konusunda şeffaf olunup emniyete ve yargının önü
açılsaydı birkaç kişi sıkıntı görürdü ancak partinin ve tavanının yoluna
esenlik devam etmiş olurdu. Ama bu yapılamadı. Tavanda da bu sıkıntının
hissedildiğini biliyorum. Eğer bu akılla devam edilirse bedelleri ağır olacak.”
şeklinde konuştu.
‘YENİ DEĞİŞİKLİK, YARGIYI YÜRÜTMEYE BAĞLIYOR’
HSYK kanununun değiştirilmesine yönelik çalışmaları da değerlendiren Günay, şu
ifadeleri kullandı: “Türkiye toplumunu hiç kimse unutkan saymamalı. Çünkü 2010
referandumu Türkiye siyasi tarihinde büyük yansımaları olan bir referandum
oldu. Bu referandumun demokrasiye katkısını Anadolu’nun birçok yerinde halka
anlattık. En önemli maddesi de HSYK’nın düzenlendiği madde idi. Venedik
kriterlerine uygun olarak hakimler ve savcıların doğrudan katılacağı bir
mekanizma ile çoğulculaştırdık. Adalet Bakanı’na sadece bir temsil yetkisi
verildi. Bunu Başbakan savundu, şimdi Adalet Bakanı olan arkadaşım savundu.
Referandumda yüzde 60’a yakın ‘evet’ dendi. Bizim partinin dışında yüzde 10
küsur ‘yetmez ama evet’ diyerek destek verdi. Şimdi Anayasa’nın bu maddesinin
ruhuna tamamen aykırı, şekli temsil yetkisi olan Adalet Bakanı ve müsteşarını
kurulun üyesi değil, kurulun tüm çalışmalarını yönlendirecek kişi haline
getiriyor. Bir anlamda yargıyı yürütmeye bağlıyor. Bu evrensel hukuktan
kopmaktır. 2010’daki demokratik kazanımlarından geriye doğru adım atmaktır. Bu
çıkmaz bir yoldur. Bu değişikliği Sayın Cumhurbaşkanı kazara geri çevirmezse
Anayasa Mahkemesi’nin normal hukuk aklına göre geri çevirmesi gerekir.”’17
ARALIK ŞOKU, ŞEFFAFLIK VE HUKUKA BAĞLILIKLA ATLATILABİLİR’
“Arkadaşlar 17 Aralık’ın şokunu hala atlatabilmiş değiller” diyen Günay, “Bu
şoku saydamlıkla ve hukuka bağlılıkla atlatabileceklerini hala görmüyorlar. İşi
örtbas ediyor gibi görüntü sergiliyorlar. Siz sabahtan operasyon yapan
polisleri öğleden sonra görevden alıyor, emniyet müdürünü görevden alıyor ve
bunu tüm Türkiye genelinde yapıyorsanız bizim bilmediğimiz kadar derin,
örtülmesi gereken sıkıntı var kanaati normal insanların aklına geliyor. ‘Geçen
yıl iktidar olduk. Bizden önce tümüyle bize karşı bir örgütlenme vardı. Geldik,
bunlar bize bir komplo kurdular. Ne yapalım biz bu eski örgütlenmeyi tasfiye
etmek zorundayız’ konusu değil. 11 yıldan beri iktidarda biz varız. Daha Temmuz
ayında Gezi olaylarında bütün Türkiye orantısız güç kullandığı konusunda
itirazlar ederken Başbakan ‘destan yazdılar’ diye övdü bu emniyeti. Yargıyla
ilgili itirazlar geldiği zaman ‘yargının işine karışmayın’ denildi. Ne zaman
soruşturmanın ucu bize dokundu, hem emniyet hem yargı düşman konumuna
getirildi. Yargı itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor ancak asıl yargıya bu kadar
müdahale eden siyaset itibarsızlaştırılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
‘Uluslararası komplo’ suçlamasına da değinen Günay, “Sizin açığınızı bekleyen
bir takım dış ve içi mihraklar olabilir. Bunların bulabileceği açığı siz
vermişseniz bu bir gün ortaya çıkacaktır. Yani devlet erkini kullanırken bir
kişisel kazanca, bir haksız kazanca, bir haram kazanca kapıyı araladınız mı
aralamadınız mı? Ayakkabı kutusundaki paraların bir izahı yok.” dedi.
ERTUĞRUL GÜNAY: 27 NİSAN MUHTIRASI DA MI KUMPASTI?
STV Haber’de katıldığı programda son gelişmelere değinenErtuğrul Günay, Başbakan Erdoğan’ın siyası başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın‘milli orduya kumpas kurdular’ sözünü değerlendirdi. Günay, “Biz 2007’de bupartiye katılırken bir muhtıra verildiğine ina...
İLGİLİ HABERLER