İzmir Barosu, savaşa “hayır” dedi
1 Eylül'de toplananMarmara ve Ege barolarının kamuoyuna yaptığı açıklamayı anımsatan Pekdaş,Atatürk'ün 'yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine her zamankinden daha fazlaihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğini söyledi. Siyasi iktidarın TürkiyeCumhuriyet...
1 Eylül'de toplanan
Marmara ve Ege barolarının kamuoyuna yaptığı açıklamayı anımsatan Pekdaş,
Atatürk'ün 'yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine her zamankinden daha fazla
ihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğini söyledi. Siyasi iktidarın Türkiye
Cumhuriyeti'nin barışa dayalı dış politikasını terk ederek yürüttüğü Suriye
politikasını ve ülkeyi bataklığa sürüklemesini kaygıyla izlediklerini kaydeden
Pekdaş, “Siyasi iktidar dış politikayı komşularımızla sıfır sonun olarak
açıklamasına karşın bugün ülkemizin dış politikası sırf sorun haline gelmiştir.
En son olarak başbakanın imzasıyla birgün önce gece yarısı TBMM'ye sevk edilen
tezkere aradan 24 saat geçmeden TBMM'de görüşülerek kabul edilmiştir. Ne
kamuoyunun görüşleri dinlenilmiş ve öğrenilmeye çalışılmış, ne de TBMM'de
gerekli açıklamalar yapılmıştır. Hükümet hep yaptığı gibi yine bir gece yarısı
teklifiyle ülkemizi savaşa sokma konusunda yetki almıştır. Hükümet her yerden
her ülkeye karşı bir saldırı yapılmasını mümkün kılan bir yetki istemiş ve
almıştır. Yetkiyi bir yıl gibi uzun bir süre için almıştır. Savunma değil,
saldırı amaçlanmıştır” diye konuştu.
Birleşmiş Milletler
Antlaşması'nın 1 ve 51. maddelerinde açık meşru savunma dışında her türlü
savaşın yasaklandığını anlatan Pekdaş, herhangi bir ülkenin saldırı ya da
savaşı bu anlamda meşru olarak niteleme yetkisinin bulunmadığını bildirdi.
Pekdaş şunları söyledi:
“Anayasanın savaş hali
ilanı ve silahlı kuvvetler kullanılmasına izin verme başlıklı ve tezkerenin
hukuki dayanağı olan 92. maddesi, 'ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması
ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz
olması halinde cumhurbaşkanı da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına
karar verebilir.' Dolayısıyla başbakan tarafından imzalanarak meclise sunulan
ve TBMM'de kabul edilen tezkerenin kabul edilemez nitelikteki gerekçelerinde
belirtilen ihtiyacın, tezkerenin sağladığı olanaklara ihtiyaç olmaksızın meşru
savunma ve Uluslar arası hukuk kapsamında devletlere tanınan yetkiyle elde
edilebileceği açıktır. Ani saldırı ve benzeri durumlarda cumhurbaşkanına
verilen yetki göz önüne alındığında tezkerenin amacı ortaya çıkmaktadır. Bu bir
savaş tezkeresidir. Uluslar arası hukuka ve anayasaya aykırıdır. Suriye
yönetimince halkına yapılan zulmün yanıtı Suriye halklarına demokratik bir
yaşam kurmaları için destek olmak olmalıdır. Barışçıl ve demokratik yollar esas
alınmalıdır. Hükümet tezkereyle sıcak savaş çıkarma ve bir başka kardeş halka
saldırma niyetindedir.”
İLGİLİ HABERLER