KRAL ÇIPLAK - 4

OYUNU BOZALIMÇözümeortak olmak istiyor muyuz? Öncelikletoplum olarak buna karar vermeliyiz. Bizki, dünya halklarına “birliği, bütünlüğü, tek vücut oluşu öğreten bir halk”ınevlatlarıyız.Şimdine oldu bize? Bizbu oyunlara nasıl geldik? Emperyalistgüçler...
OYUNU BOZALIM



Çözüme
ortak olmak istiyor muyuz?

Öncelikle
toplum olarak buna karar vermeliyiz.

Biz
ki, dünya halklarına “birliği, bütünlüğü, tek vücut oluşu öğreten bir halk”ın
evlatlarıyız.

Şimdi
ne oldu bize?

Biz
bu oyunlara nasıl geldik?



Emperyalist
güçler 20. Yüzyıl’da “Ulus Devletleri” yok etmek için “böl, parçala,
yönet”
emeli doğrultusunda mezhepsel ve etnik olarak ayrıştırıp, bu sayede Ulus
Devletleri bölerek ortadan kaldırmaya karar verdiler. Bizi yönetenlerin de son
60 yıldır emperyalistlerin Ortadoğu’da oyununa çanak tuttukları ortada. Nasıl
mı?



Devlet
kurumu halk tarafından “Baba” olarak algılanır.  Onun için devletin, etnik ve inançsal sınıfı
ne olursa olsun vatandaşlara eşit olarak davranması gerekir. Peki, böyle mi
davranıyor? Bir bakalım; En başta devleti yönetenler, insanlarını dini bakımdan
mezhepsel olarak (Sünni, Alevi) ayırmıştır. Bunun dışında etnik açıdan
da son dönemde (Türk, Kürt diyerek) ayırmıştır. Tarihsel olarak devleti
yönetenlerin özellikle son 60 yıldaki pratiğine bakarsak bunu çok net
görebiliriz. Bu ne “Mustafa Kemal Anlayışı”dır, ne de bu toplumun “Kardeşlik
Anlayışı
”dır. Peki, bu yapılan ayrıştırma kimlere yaramıştır?



Yaratılan bu algı
sonucunda “bazı Türkler” bütün Kürtleri “BÖLÜCÜ” olarak görmekte, “bazı
Kürtler” ise bütün Türkleri “ KAFATASÇI” olarak görür hale gelmektedir.




İnanç anlamında ise
“bazı Sünniler” Alevileri “SAPKIN” olarak görmekte, “bazı Aleviler” ise
Sünnileri “YEZİD-YOBAZ” olarak görmektedir.




Ne
yazık ki yaratılan ortam nedeniyle toplumun tümü böyleymiş gibi bir algı
oluşmakta. Emperyalistlerin içimize attıkları küçük bir kıvılcım, “ayrıştırma
ve ötekileştirme”
olarak hayat buluyor. Öncelikle nasıl ayrıştırıldığımızı
görmemiz gerekiyor.



Özünde
birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayacak, o kadar çok ortak paydamız var ki, bu
ortak paydalarda neden buluşmayalım.



Bugün
98. Yıldönümünü kutladığımız Çanakkale Deniz Zaferi’nin “Birliğin ve
kardeşliğin Zaferi
” olduğunu unutmamak lazım. Hemen ardından verilen
Kurtuluş Savaşı’nın, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının aynı zaferin devamı olduğunu
unutmamak gerekiyor. Dün bu zaferleri omuz omuza kazandık. Bugün, neden yeni
zaferlere, aynı şekilde ulaşmayalım. Kardeşlik ve beraberliğimizi neden
sağlayamayalım?



Bunu
bir an önce sağlamamız lazım.

Çünkü
düşman Çanakkale’yi geçti!

Anadolu’nun
her tarafına yayılmış durumda.

Bankalarımızda,
fabrikalarımızda hatta ve hatta tarlalarımız ile evlerimizde.

Kısaca
ülkenin her tarafında. O gün silahla yapamadıklarını, içimizdeki “işbirlikçiler”
sayesinde parayla yapmış durumda.

Bugün,
her zamankinden daha fazla “Kardeşlik ve Birliğe” ihtiyacımız var.



Kardeşlerim, Sizlere
bir önerim olacak.


Futbol
takımlarınızı desteklediğiniz gibi, kardeşliğimizi ve birliğimizi desteklediğimiz
takdirde emperyalistlerin bütün oyunları bozulacaktır. Gelin şimdi omuz omuza,
kol kola, adı “Vatan Birliği” olan bir kardeşlik takımı kuralım ve
hepimiz onun taraftarı olalım.

Spor
sahalarında, attığınız bir slogana harcadığınız enerjiyi dahi verseniz, bütün
oyunları alt ederek, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını kazandıran “BİRLİK VE
KARDEŞLİK RUHU”
yeniden hayat bulacaktır.



Neden olmasın?

Bir düşünelim.

Düşünmek ve inanmak
bile yolun yarısını alabilmektir.




İLGİLİ HABERLER