Bal üretiminde tehlike çanları çalmaya başladı: Rekolte düşüyor!

Türkiye Bal Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Abdullah Tekbaş, her geçen yıl bal rekoltesinin düştüğünü belirtti.
Sıla ARABACIOĞLU-GERÇEK HABERCİ-Kovan varlığı bakımından kayıt altına alınan rakamlara göre dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye’de bal rekoltesi azalmaya devam ediyor. GERÇEK HABERCİ’ye konuşan Türkiye Bal Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Abdullah Tekbaş ortalama olarak 80 bin ile 120 bin ton bal üreten Türkiye’nin her yıl giderek miktarı düşen bal rekoltesi ile karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Tekbaş, bu açıklamalarının yanı sıra yurtdışı pazarında reklam ve pazarlamanın önemine dikkat çekerek birlik olarak bu konuyla ilgili çalıştıklarını söyledi.
“12 bin bitki türünün yüzde 35’i endemik”
Türkiye genelinde kovan varlığı ile ilgili tam rakam bilinemediğini vurgulayan Tekbaş, “Bununla ilgili kağıt üzerinde bir rakam olsa da varlık ile ilgili kesin bir bilgi yok. Bal Üreticileri Birliği, bu rakamı elde etmek için birtakım çalışmalar içinde. Dünya üzerindeki arılı kovan sayısı varlığı bakımından Türkiye kağıt üzerindeki bilgilere göre 2’nci sırada yer alıyor. Ülkemizdeki bitki florası bütün Avrupa devletlerinde 15 bin kadarken Türkiye’de 12 bin tür var. Bu 12 bin bitki türünün yaklaşık yüzde 35’i endemik. Yani Türkiye’de yer coğrafyada bulunan her bal kendine münhasır. Ülkemiz 8 farklı bal arısında ev sahipliği yapıyor. Bu farklı bal arılarının farklı coğrafyalarda üretilen balları da farklı” açıklamasını yaptı.
“Vukufiyetimiz var; ama yetkimiz yok”
Tekbaş, son 15-20 yılda kovan başı giderek azalan bir rekolte söz konusu olduğunun altını çizerek, “Ortalama olarak 80 bin ile 120 bin ton bal üreten ülkemiz her yıl giderek miktarı düşen bal rekoltesi ile karşı karşıya. Bunun sebebi ise bilinçsiz arıcıların bu sektöre giriyor olması ve bilinçsizlikle hastalık, parazitlerin yayılması. Sadece bu değil, iklim ve çevre değişikliği de etki ediyor. Küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, sera etkisi, kimyasal maddelerin kullanılması, bilinçsizce kullanılan tarım ilaçları arı ölümlerine sebebiyet veriyor. Hal böyle olunca bal rekolteleri düşüyor. Bizim bu olaya vukufiyetimiz var; ama yetkimiz yok. Ne yapılabilir? Sektöre girecek kişilere birliğe üyelik zorunluluğu getirebilir. Yeni üreticilere arıcılık ile ilgili detaylı bilgiler verilebilir. Böyle kısaca anlatıyoruz; ama bu uzun bir süreci kapsıyor. Bu bir kurs ya da eğitim olarak nitelikli üreticilerin yetiştirilmesinde birlikler etkin rol almalı” açıklamasını yaptı.
“Balımız daha kıymetli olmasına rağmen ucuz”
Türkiye’de bal ithalatının yasak olduğunu belirten Tekbaş, yapılan reklamın uluslararası pazarda önemini verdiği örneklerle dile getirdi ve şunları ekledi:
“Çünkü arıcılık yapılabilecek çok alan var ve ciddi miktarda bal üretiliyor. Saymış olduğumuz sıkıntıları ortadan kaldırarak daha nitelikli ürün üretiriz ve ballarımızı yurt dışına satarız. Bir örnek verecek olursam medikal bal olarak literatüre geçmiş Yeni Zelanda’da üretilen manuka balının 250 gramı 85 Euro’ya Pazar buluyor. Antioksidan maddeler açısından Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyokimya Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevgi Kolaylı, panzer balını manuka balını ve kestane balını inceledi. Sonuçlara göre kestane balının manuka balından daha üstün bir değere sahip olduğunu bulmuş. Yani manuka balı reklam ile beraber aranılan bir ürün durumdayken bizim kıymetli kestane balımız ortalama olarak 500 TL fiyat buluyor. Arada büyük bir fark varken bizim balımız daha kıymetli ve daha ucuz. Çam balının da yüzde 95’ini Türkiye üretiliyor, çok aranmasına rağmen fiyatı uygun. Reklamı yapılmadığı ve coğrafi işareti alınmadığından dolayı değersiz addediliyor. Almanya dünya üzerinde hem en fazla ithalat hem de en fazla ihracat yapan ülke. Nitelikli bir reklam becerisi göstermeyen üreticilerimiz daha ucuza pazar buluyor.”
“Pazarlama noktasında fikren çalışmalarımız var”
Tekbaş, bu sorunu fark ettiklerini ve bir çözüm için adım attıklarına dikkat çekerek, “Üretilen ballarımızın markalandırması uluslararası pazarda daha iyi bir alan alabilmek için anonim şirketimizi kurduk. Marka oluşumu ile beraber ürünlerin pazarlanması noktasında çalışmamız fikren var. Paketleme, analiz, üretim noktasında hijyen koşullarına uyan bilinçli üreticileri koordine altına alınması ile ilgili çalışmamız var. Hal böyle olunca tüketiciler hangi balın nerede kim tarafından üretildiğini ve içindeki minarelere ulaşmış olacak” ifadelerini kullandı.


 
İLGİLİ HABERLER