Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada küresel ekonomiyi yönetenleri hedef alarak, Türkiye'nin gündemine dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Tekirdağ Çorlu'da şehit olan polis memurları ile Mersin Tarsus'taki silahlı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başlayan Erdoğan, ekonomik eleştirilerinin merkezine küresel finans sistemini yerleştirdi.
Erdoğan, dünyayı etkileyen çok katmanlı bir belirsizlik ortamı olduğunu vurgulayarak, bu atmosferin spekülasyon ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturduğunu belirtti. Mevcut düzeni "tüfeyli ekonomisi" olarak tanımlayan Erdoğan, "Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan'a göre, bu durum orta ve alt gelir grubunun alım gücünü eritirken, küresel krizlerden menfaat devşirenlerin servetlerini artırdığını dile getirdi. Bu durumun İran savaşıyla birlikte "tahammül sınırlarını aştığını" ve küresel refah için tahripkar boyutlara ulaştığını söyledi.
"İktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar"
Konuşmasında iç siyasete de geniş yer ayıran Erdoğan, muhalefetin tutumunu sert bir dille eleştirdi. Muhalefetin, Türkiye'yi önceleyen yapıcı bir üslup benimsemek yerine süreci siyasi çıkarları için bir istismar aracına dönüştürdüğünü savundu. Erdoğan, muhalefetin kriz fırsatçılarına yöneldiğini ve ekonomik tetikçilik yaparak durumdan nemalanmaya çalıştığını öne sürdü.
Erdoğan, muhalefetin görevinin çarpıtmak veya ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak olmadığını belirterek, "Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak, son derece ucuz ve bayat bir siyasettir" dedi. Muhalefeti, ülkenin ve milletin çıkarları söz konusu olduğunda sorumlu davranmaya çağırdı.
"Türkiye'nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür"
Türkiye'nin etrafını saran istikrarsızlığa rağmen bölgesinde bir "istikrar adası" olarak öne çıktığını belirten Erdoğan, atılan adımlar ve alınan tedbirler sayesinde küresel şokların asgari düzeyde hissedildiğini kaydetti. Müzakere ve diplomasiyi önceleyen politikalarla gerilimin düşürülmesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. Uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin arttığını ve Türk savunma sanayisinin tüm dünya tarafından gıptayla takip edildiğini vurguladı.
Bu başarıların bir yansıması olarak Saha Expo 2026 fuarında 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını ve bunun 6 milyar dolarlık kısmını ihracat anlaşmalarının oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, "2002'nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz" diyerek gelecek hedeflerini açıkladı.
"Bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum"
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde İsrail'in Gazze'ye yönelik politikalarını eleştirdi. Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda yapılan saldırıya tepki gösteren Erdoğan, yaşananları "korsanlık" ve "haydutluk" olarak nitelendirdi. Türkiye'nin Gazze halkının ve yardım eli uzatanların yanında olduğunu belirtti.
Filoda bulunan Türk vatandaşlarının güvenli bir şekilde ülkeye dönmeleri için gerekli girişimlerin yapıldığını aktaran Erdoğan, İsrail'in hukuk tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.