Silivri Cezaevi'ndeki hücresinden Türkiye'nin siyasi gündemini sarsacak açıklamalara imza atan Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yargı hamlelerini doğrudan bir demokrasi müdahalesi olarak nitelendirdi. Partisinin genel merkezine yönelik sert polis müdahalesinin ve ardından gelen hukuki kararların gölgesinde suskunluğunu bozan İmamoğlu, milyonların iradesinin mahkeme koridorlarında yok edilmek istendiğini vurguladı.
"Bize yenilgiyi öğretemeyecekler!"
Tarihi parti binasının kapılarının kırılarak içeriye gaz ve plastik mermilerle girildiği anları hücresinden televizyon aracılığıyla takip etmenin derin üzüntüsünü yaşadığını belirten İmamoğlu, bu tabloyu korku rejiminin bir yansıması olarak tanımladı. Gençlerin ve yaşlıların bulunduğu bir ortama orantısız güçle girilmesinin kabul edilemez olduğunu aktaran deneyimli siyasetçi, "Sandıkla olmadı, şimdi zorla teslim alacağız." zihniyetinin açıkça devrede olduğunu dile getirdi.
Polis baskınının hemen ardından uygulamaya konulan mutlak butlan kararıyla birlikte yargının tamamen bir siyasi operasyon aracına dönüştüğünü savunan İmamoğlu, bu adımları 2017 referandumu ve 2019 İstanbul seçimlerinin iptaliyle başlayan sürecin son halkası olarak yorumladı. İktidarın seçim kazanmak yerine seçimin anlamını ortadan kaldırmaya odaklandığını belirten İmamoğlu, hiçbir baskının kendilerini geri adım attıramayacağını ifade etti.
"Dâhili bedhah kayyım"
Sürecin en çok tartışılan figürlerinden Kemal Kılıçdaroğlu'nun aldığı tutuma yönelik eleştirilerini en üst perdeden dile getiren İmamoğlu, eski genel başkanı yargı marifetiyle partiyi içeriden teslim almaya çalışmakla itham etti. Siyasi mühendislikle kurulan bu yeni yapıyı asla meşru kabul etmeyeceklerinin altını çizen İmamoğlu, "Dâhili bedhah kayyım diyorum ben ona; Erdoğan'dan emir alıyor, her söylediğini koşa koşa yapıyor" ifadelerini kullandı.
Hukukun tamamen çiğnenmesi ve delegelerin iradesinin yok sayılması halinde Özgür Özel liderliğindeki hareketin yeni bir yol haritası çizeceğini belirten İmamoğlu, muhalefetin kriz yaşamadığını, iktidarın muhalefete darbe yaptığını savundu. Türkiye'deki tüm demokratları kapsayacak geniş tabanlı bir ittifakın zorunluluğuna işaret ederek, "Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız." sözleriyle geleceğe dair kararlılığını ortaya koydu.
"Bu saray darbesidir!"
Kürt sorununun çözümüne ilişkin Pervin Buldan'ın yasa çalışmalarına yönelik açıklamalarını da değerlendiren İmamoğlu, iktidarın barış umutlarını sadece seçim kazanma uğruna sabote ettiğini ve toplumda derin bir güvensizlik yarattığını belirtti. Kurultay yolunun yargı eliyle kasıtlı olarak kapatıldığını ve meselenin basit bir parti içi çekişme olmadığını vurgulayan İmamoğlu süreci, "CHP içi tartışma yoktur. Saray darbesi ve sarayın kuklaları vardır." diyerek noktaladı.