İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen 15 Temmuz genelgesine CHP cephesinden yüksek tonda bir itiraz yükseldi. Bakanlığın genelge metninde 15 Temmuz'u "dünya demokrasi tarihine kurucu ve sarsılmaz bir dönüm noktası olarak kazındığı" şeklinde ifade etmesi, Cumhuriyet'in kuruluş değerleri üzerinden tartışmanın fitilini ateşledi. CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hem bu "kuruculuk" vurgusuna sert tepki gösterdi hem de İçişleri Bakanı'nın gündeminde olması gerektiğini düşündüğü asli meseleleri sıraladı.
"Neyi kurdunuz?"
Murat Bakan açıklamasında doğrudan İçişleri Bakanı'na yönelerek "Sayın Bakan'a soruyoruz: Neyi kurdunuz?" ifadelerini kullandı. Milletvekiline göre devletin kuruluş hikayesi tartışmasız biçimde belirlenmiş bir tarihsel gerçekliğe dayanıyor.
Bakan şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu devletin kuruluşu bellidir. Türkiye Cumhuriyeti; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının önderliğinde, Kurtuluş Savaşı ve milletin iradesiyle 29 Ekim 1923'te kurulmuştur." CHP milletvekili, kurucu iradenin tek, milli ve tartışmaya kapalı olduğunu vurgulayarak kurucu önderin Atatürk olduğu gerçeğini öne çıkardı.
"15 Temmuz yeni bir şey kurmamış, 1923'te kurulanı korumuştur"
Murat Bakan, genelgedeki ifadeye yönelik eleştirisini özellikle "kuruculuk" kavramı üzerinden derinleştirdi. 15 Temmuz gecesinde milletin tanklara ve uçaklara karşı Cumhuriyeti ve anayasal düzeni savunduğunu belirten Bakan, şu çarpıcı cümleleri kaydetti:
"Yani 15 Temmuz yeni bir şey kurmamış; 1923'te kurulanı korumuştur. 15 Temmuz'a 'kuruculuk' atfetmek, Cumhuriyet'in kuruluşunu paranteze almak, tarihimizi 2016'dan başlatan ikinci bir hikaye yazmaya heveslenmek demektir."
CHP milletvekili, Milli Eğitim Bakanı'nın "neyden kurtulduk" diyerek Kurtuluş Savaşı'nı müfredattan çıkarma girişimi ile bu genelge arasında da bir bağ kurdu. Ona göre art arda gelen bu adımlar, devletin resmi dilinde kurucu hafızanın adım adım aşındırıldığını gözler önüne seriyor.
"Sayın Bakan'ın gündeminde polisin ödenmeyen fazla mesaisi yok, genelgelere tarih yazma hevesi var"
Murat Bakan, İçişleri Bakanı'nın bir polis babası olmasının kendileri nezdinde pozitif bir ayrışma yarattığını ancak sürecin hayal kırıklığıyla ilerlediğini anlattı. Bakanın teşkilatı bilen bir isim olarak Bakanlığı daha iyi çalışan bir kurum haline getirmesini ve ülkeyi daha güvenli bir yer kılmasını beklediklerini dile getirdi.
Buna karşın polis, jandarma ve emniyet teşkilatının kanayan yaralarına dikkat çekerek şu sitemleri sıraladı: "Sayın Bakan'ın gündeminde polisin ödenmeyen fazla mesaisi yok, genelgelere tarih yazma hevesi var. Gündeminde jandarmanın ağır çalışma koşulları yok; odalara asılacak semboller var."
Beklenti ve asli görev hatırlatması
İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan kişinin asli görevinin belli olduğunu vurgulayan Murat Bakan, maddeler halinde talepleri sıraladı: Polisin fiilen çalıştığı her saatin karşılığının ödenmesi, haftalık çalışma sürelerinin insani sınırlara çekilmesi, art arda gelen nöbetlerin, iptal edilen izinlerin ve görev yerinde geçen bayramların son bulması.
Milletvekili ayrıca polis intiharlarının nedenlerinin dürüstçe araştırılmasını, jandarma personelinin ağır çalışma koşullarının düzeltilmesini ve polisin sendika hakkının nihayet tanınmasını da listede saydı. Bir İçişleri Bakanı'nı kalıcı kılanın koltukta oturduğu süre değil, polisin alın terinin karşılığını ödemek ve dağda kar altında görev yapan jandarmanın hakkını teslim etmek olduğunu vurguladı.
"Tarihin nasıl yazıldığını 1923'ü kuranlardan öğrensinler"
Murat Bakan, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini, Atatürk'ün mirasını ve kolluk kuvvetlerinin haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini belirtti. Açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
"Tarih yazmaya heveslenenlere de tarihin nasıl yazıldığını 1923'ü kuranlardan öğrenmelerini tavsiye ederiz."