“Bu eşyalar evde sandıkta duracağına kıraathanede dursun”
Antika ve eski aletlerin kendisi için önemli çok önemli bir hal aldığını belirten Birol, “Babamlar, Bulgaristan’da komünist rejim iktidara geldikten sonra kaçıp Türkiye’ye geldiler. Kendileri çiftçi olduğu için ellerinde bulunan tırpan olsun, orak olsun buna benzer eşyalarını da getirdiler. Bende emekli olduktan sonra kıraathane açtım ve dedim ki ‘Bu antika eşyalar evde sandıkta duracağına kıraathanede dursun hem görüntü olsun hem de babamın anısı yaşasın’. Daha sonra tabi kıraathaneye gelen arkadaşlarında hoşuna gitti ve onlarda ellerindeki antika ve eski eşyaları getirmeye başladı. Hepsini kıraathanede sergiliyoruz ve büyük ilgi topluyor, görenler fotoğraf çektiriyorlar. Hatta bazılarının çok hoşuna gidiyor gelip bana ‘şu eşyayı bana verir misin’ diyor. Tabi bende bunların babam tarafından Bulgaristan’dan getirildiğini, hatırasının olduğunu ve kıraathaneye bir güzellik kattığını belirterek reddediyorum” diyerek kıraathanesinde başlattığı antika sergisinin hikayesini anlattı.
“Antika eşya getiren olursa kıraathanemde sergilerim”
Kendisi için antika ve eski eşyaların bir tutku haline geldiğini ifade eden Birol, “Antika ve eski eşyaları biriktirmek hoşuma gidiyor. Babamın eşyalarından ayrı olarak eski para, saat, telefon vb. eşyalar da biriktiriyorum. İlk başta kendime ait birkaç parça eski para, saat ekledim. Tabi bu durumu gören arkadaşlar da kendi evlerinde bulunan eşyaları getirdiler. Ben bu işe yaklaşık 12 sene önce babamın getirdiği 100 kadar parça başladım ve şu anda 150 kadar parçaya ulaştım. Bundan sonra da eski eşya ve antika getiren olursa kıraathanemde sergilerim” dedi.