GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ/ ÖZEL HABER - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, İzmir gündeminde yerini koruyan su krizi, olası depreme karşı yapılan hazırlıklar, trafik sorunu, sanayinin çöküşü ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Özkan, söz konusu değerlendirmesinde iktidarı, İzmir’e gerekli yatırımı yapmadığı ve destek vermediği gerekçesiyle eleştirilerde bulundu. İlk olarak İzmir’de yaşanan su krizine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Özkan, “Kuraklık İzmir’i çok olağanüstü etkiledi ve su kaynaklarımız tükeniyor. Ben Türkiye’de, İzmir’de ‘İzmir, suyuna sahip çık’ diye miting yapan ilk kişiyim. O zaman Gündoğdu Meydanı’nda yaklaşık 3 bin – 4 bin kişi katılmıştı, 2004 yılında. Hikmet Çetinkaya ve diğer gazeteci abilerimiz ‘İzmir’in suyu mu biter oğlum, sen nereden çıkarıyorsun bunları?’ diye köşe yazıları yazdılar” ifadelerini kullandı.
BOŞ BİR SİYASET ANLAYIŞI
Özkan, su krizine ilişkin değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Sorunumuzu şöyle ele alalım; İzmir’in suyu bitti. İzmir’in suyunun biteceğini anladık, tedbir olarak Gördes Barajı’nı yaptık. İstanbul’da Melen, İzmir’de Gördes su ihtiyacımızı karşılayacaktı. Gördes Barajı su tutmuyor, yanlış yere yaptılar. Dünya kadar da üstüne para verdik, belediye de para verdi. Ama oradan istediğimiz suyu alamıyoruz. Bu yanlış yatırım nedeniyle kent susuzluktan kırılıyor. Şimdi AK Partili arkadaşlar diyorlar ki, saygıyla karşılıyorum, ‘Su bitti.’ Ama suyun bitmesinin nedeni sizin yanlış yatırımınız. Ayrıca su yönetimi konusunda Türkiye’de hiçbir yönetimin başarılı olduğuna inanmıyorum. Su yönetim için apayrı bir düzen kurmak lazım. İzmir bu konuda zayıf. Mutlaka ve mutlaka bir su yönetimi anlayışı getirmek lazım. Bunun bir boyutu iletişim, bir boyutu boru hatlarının yenilenmesi yani su kayıp ve kaçaklarının önlenmesi, bir diğer boyutu ise çeşitlendirmek. Yani İzmir’in su kaynaklarını çeşitlendirerek bir yolculuk yapmak gerekiyor. Eğer böyle devam ederse İzmir kuraklıkta çok büyük zarar görecek. Neden bunu böyle söylüyorum? Bakın 2026 yılında dünya meteoroloji kaynaklarına göre, bir bol yağmurlu dönem geçireceğiz. Ama ondan sonra yine kuraklık gelecek. 2026’daki bol yağmurlu dönemleri iyi değerlendiremezsek, su yönetimini başaramazsak o zaman çok daha büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağız. Yeraltında su parkları oluşturmak, yeni su kaynakları yaratarak yeni hatlarla şehre taşımak, şehrin buna göre planlamasını yapmak birinci önceliğimiz olmalı. Su yoksa hayat yoktur. İnsanları susuz bırakmak kadar da tehlikeli bir bakış açısı yoktur. Bugüne kadar yapılmayan şeyi bu yıl gerçekleştirip önümüzdeki yıl gerçekleştirip İzmir’in su sorununu çözmek bizim boynumuzun borcudur. Ama bunu yapmakla yasal olarak görevli olan iktidarın sadece eleştirmesi, hiçbir şey yapmaması da kabul edilebilir bir şey değildir. Gördes barajını yapamayanlardan, yanlış yapanlardan hesap sordunuz mu? Hayır. Boş bir siyaset anlayışı. Eleştirilere yanıt vermek bile istemiyorum.”
EN KÜÇÜK BİR ÇALIŞMA YOK
Öte yandan İzmir’in bir diğer büyük sorununun da deprem olduğunu belirten Özkan, “Çok büyük zarar göreceğiz. Çeşitli bilim insanlarımız açıklıyorlar. Hiçbir önlem yok. Ne yapı stoğumuzu yeniliyoruz ne buna uygun planlamalar yapıyoruz ne de buna dönük bir tedbir aldığımız var” dedi. Özkan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Örneğin; Konak’ta deprem olsa vatandaş ne yapacak? Nereye kaçacak insanlar? Deprem olduğunda şehre yardıma gelecek herhangi bir güç de yok. Ben diyorum ki, bunu önlemenin yolu nedir? Karayoluyla bütün devlet kurumları yıkılmış, Ege Ordu kendini enkaz altından çıkarmaya çalışıyor. Gelecek ekip yok. AFAD’ın depoları Akhisar’da. Akhisar da yıkılmış. Peki bize kim gelecek? Bakın, kent yönetenlerini uyarıyorum; denize en az dört tane içinde delici, kırıcı, kaldırıcı, sıhhi malzeme, yemek içecek, battaniyesi vesaire olan yani depremde insanların ilk olarak ihtiyaç duyacağı şeyler olan şeyleri gemilere yüklemek zorundayız. Özellikle merkezden uzakta bulunan Çeşme ve Foça halkına mutlaka AFAD, arama kurtarma faaliyet eğitimi vermeliyiz. Bunu verdiğimiz zaman onlar o gemilerle gelip kent enkazının içinden insanları kurtarabilirler. İlk 48 – 72 saatte insanlarımızı ne kadar kurtarabilirsek o kadar kurtarmış olacağız. Ancak en küçük bir çalışma yok. Ne merkezi hükümetin bu konuda bir çalışması var ne de yerel yönetimlerimizin. Mutlaka İzmir’e dönük bu çalışmanın yapılması lazım.”
KLASİK SANAYİMİZ ÇÖKÜYOR
Özkan, İzmir sanayisine ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı. İzmir sanayisinin çöktüğünü söyleyen Özkan, şöyle konuştu:
“İzmir sanayisi çöküyor. Erken sanayisizleşme diye bir hastalığın pençesindeyiz. İnsanlar fabrikasını satıyor rantiye oluyorlar. İzmir’de son 10 yıl içerisinde gözlediğimiz şey, sanayi aşağı doğru gelirken rantiye ve hizmet sektörü büyüyor. Bugün İzmir’de bizim umudumuz olan en önemli şey, yenilenebilir enerji kaynaklarında Türkiye birincisi olmamız. Yani RES’lerde, GES’lerde birinciyiz. Ama kendi klasik sanayimiz çöküyor. Bu nedenle Türkiye’de genç işsizlikte birinciyiz, kadın cinayet ve tacizlerinde birinciyiz, çocuk cinayet ve tacizlerinde birinciyiz, organize suç örgütleri İzmir’i parselliyorlar bu konuda da birinciyiz, uyuşturucu kullanımında birinciyiz. Bakın kent çok büyük bir çöküşün eşiğinde. Bunu önlem almazsak, bunu yönetilebilir bir hale getirip düzeltmezsek çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Ama siyasetçisi bürokratı kentte hiç gerekli olmayan bir sürü şeyle uğraşıyor.”
KENTİN ÇOCUKLARI UYUŞTURUCUNUN PENÇESİNDE
Ayrıca Özkan, İzmir’de artış gösteren uyuşturucu kullanımına ilişkin de konuştu. Kent gençliğinin bağımlılıkla esir alındığını kaydeden Özkan, “Kentin çocukları uyuşturucunun pençesinde. Uyuşturucu kullanımı dehşet boyutta. Sokaklarda, o Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde gece giderken sabah baktığınızda gördüğünüz o şeker gibi haplar uyuşturucu haplar” diye konuştu. Özkan, açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Kent gençliği bu haplarla esir alınmış durumda. Kenti yönetenlerin bununla mücadelede eksik kaldıklarına inanıyorum. Valimizi, emniyet müdürümüzü, savcımızı, süratle bu işlerle ilgili olarak etkin olmaya çağırıyorum. Bu sadece cezai yöntemlerle ya da polisiyeyle olmaz. Ailelerle birlikte olmak zorundayız, dayanışmak zorundayız. Bağımlılığın ne kadar kötü bir şey olduğunu halkımıza İzmir’e anlatmak zorundayız. Uyuşturucunun yanında bir de sanal kumar belası geldi, illet geldi yapıştı. Bundan zengin olanlar var. O zengin olanların yarattıkları bu girdap içerisinde kent yok oluyor. Bizim mutlaka ve mutlaka bu sorunlara çare üretmemiz gerekiyor. Ben bunu söylerken ‘CHP’nin çaresi yok mu?’ diye düşünebilir halk; elbette ki çaremiz, çözüm önerimiz var. O yüzden iktidar olmak istiyoruz. O yüzden iktidara geldiğimizde bu sorunlar olmayacak diyoruz. Mevcut kumar anlayışı şöyle; yasal kumar var, yasadışı kumar var. Yani yasal kumar olumsuz etkilemiyor ama yasadışı kumar çok olumsuz etkiliyor. Bu saçmalıktan kurtulacağız. Bütün kumarı toplumumuzun yakasına yapışan, yoksulumuzu yiyip bitiren, zenginimizi tüketen, gençlerimizi çaresiz bırakan kumarı toptan yasaklayacağız ve onlarla mücadele edeceğiz. Bakın okullara bir bağımlılık dersi koymak zorundayız. Artık o aşamaya geldik. Okullarımızda bu bağımlılık dersimizi koyduğumuzda çocuklarımızı bilinçlendirmeye başlayacağız. Bu mücadeleye bugün başlarsak 10 yıl sonra belki sonuç alacağız. Ama bu mücadeleye 10 yıl sonra başlarsak 20 yıl sonra sonuç alabilecek duruma geleceğiz. Bu bir sosyal volkan, hepimizi yutacak. Buna karşı ya hep beraber mücadele edeceğiz, kentin tüm bileşenleri olarak ya da havanda su döven tartışmalarla bu hastalıkların insanımızı, kentimizi tüketmesine seyirci kalacağız. Bugün yaptığımız şey havanda su dövmek. Ben bunu bırakıp mücadele etmeye çağırıyorum herkesi.”
KENT YAŞANILMAZ HALE GELDİ
Özkan, İzmir’in kronikleşmiş sorunlarından olan trafik sorununa da değindi. Trafik problemi nedeniyle kentin yaşanılmaz hale geldiğini söyleyen Özkan, şu ifadeleri kullandı:
“İzmir’in en önemli sorunlarından biri trafik. Kent yaşanılmaz hale geldi. Peki bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu biziz. Kentte yol açılmıyor, yeni yol yok, trafik çeşitlemesi yok. Yani diyoruz ki; Körfez’de niye batan iskeleler aracılığıyla Körfezi bir trafik ulaşım merkezi haline getirmiyorsunuz? Diyoruz ki neden yeni yollar açmıyoruz? Diyoruz ki neden yeni metro ve demiryolu yatırımına daha çok önem vermiyoruz. Bunlar sadece belediyenin sorunu değil. Bunlar kentin sorunu. Kentin sorunu olduğu zaman belediyenin devreye girmesi gerekiyor. Trafik İzmir’de çok büyük bir sorun. İçinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Bunun önüne geçecek projeleri mutlaka hayata geçirmek zorundayız. Ama merkezi hükümetin buna engel olmaması lazım. Çevreyolu yapacaklarını söylediler, yapmadılar; metro yapacaklarını söylediler, yapmadılar; İZBAN’ı daha etkili kılacaklarını söylüyorlar ama hisseleri bize bırakmıyorlar. Her şeyi sen yap.”
NE YAPACAĞIZ ARKADAŞ BİZ SENİNLE?
Açıklamalarının devamında belli bir süre belediyeden alınamayan ruhsatın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından alınabilineceği yönündeki düzenlemeye de değinen Özkan, “Kötü kentleşme oluyor değil mi? Belediyeden ruhsat alamayınca Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ruhsat alıyor. Yetkilerini tırpanladığın bir belediye, parasını tırpanladığın bir belediye, olanaklarını olanaksız hale getirdiğin bir belediye canla başla çalışmaya devam ediyor. Bütün bu sorunların ortasında trafik sorununu nasıl çözeceğiz? Metro yapalım, ‘Hayır, olmaz’ diyorlar. Kentin altyapısı müsait değil diyorlar. Yeni yol açalım diyoruz reddediyorlar. Ne yapacağız arkadaş biz seninle? Çevre yolu yapacak mısın? Tünel yapacak mısın? Bunları sorunca beklememiz söyleniyor” dedi.
BIRAK DA BARİ İZMİR’E HİZMET EDELİM
İzmir ekonomisinin 6 milyar dolar fazla verdiğini ifade eden Özkan, bu bütçenin İzmir’e dönüşünün ise çok küçük bir miktar olduğunu vurguladı. İktidarın İzmir’e karşı tutumuna yönelik eleştirilerini de dile getiren Özkan, İzmir’de yerel yönetimler tarafından yapılmak istenen çalışmalara iktidarın destek vermediğini belirterek şunları söyledi:
“Kent 6 milyar dolar fazla veriyor. Geriye dönüşü bunun memur maaşları ve birkaç onarım dışında hiçbir şeydir. Bu yüzden biz diyoruz ki, ‘Ya İzmir’in önünden çekilin yolumuzu açalım ya İzmir’in ayağındaki pranga olmaktan vazgeçin İzmir’e hizmet edelim ya da çekilin. Nedir bu İzmir’in sizden çektiği?’ Trafik sorununu çözeceğiz, olmaz; su sorunu çözeceğiz, olmaz; deprem için yatırım, olmaz. Ne olur peki? ‘İzmirli bunalsın, yanılsın. Bizi seçsin.’ Seçmez, seçmeyecek. Göreceğiz. Beterin beteri İzmir’de muhalefet. ‘Gelin, birlikte yapalım’ diyoruz, ‘Hayır’ diyorlar. ‘Gelin birlikte şunu halledelim’, diyoruz, ‘Hayır’ diyorlar. Bunun neresinde demokrasi var? E ne yapacağız biz seninle? İzmir seninle ne yapacak? Bunun bir tek kurtuluşu var, bu iktidarı el birliğiyle değiştireceğiz. Bu iktidar gidecek, Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelecek, sorunlarımızın tamamından kurtulacağız. Seçime gidiyorsun yeniliyorsun. Sen beterin beterisin, İzmir sana gelip oy vermez. Bırak da bari biz İzmir’e hizmet edelim.”
SEVEN KİŞİ İZMİR’İ İHMAL ETMEZ
Son olarak İzmir’i sevmenin, İzmir için çalışmakla bağdaştığını anlatan Özkan, iktidara yönelik, “Seven sevdiğini gösterir ilgi gösterir emek verir ve çabalar bunlar yoksa ihmal vardır” açıklamasında bulundu. Özkan, değerlendirmelerini şöyle noktaladı: “Seven kişi İzmir’i ihmal etmez. İzmir’i seviyorsanız su soruyla mücadele edeceksiniz. İzmir’i seviyorsunuz ama Türkiye’de en çok uyuşturucu kullanılan il olmasına ses çıkartmıyorsunuz. Müsaade ediyorsunuz. Uyuşturucuya karşı mücadelede İzmir’i yalnız bırakıyorsunuz. Deprem İzmir’in en önemli sorunlarından biri İzmir’de depreme hazırlamıyorsunuz. Trafik büyük sorun. Çözümüne katkı sunmuyorsunuz. Her yıl her bir İzmirlinin 72 saati trafikte heba alıp gidiyor. Siz trafik sorunu yokmuş gibi yaşamaya devam ediyorsunuz İzmir Körfezi’nin yaşaması için harekete geçiyorsunuz. İzmir, kadın ve Çocuk tacizi tecavüzü ve cinayetlerinde birinci. Yüzünüz kızarmıyor. Bunlarla ilgilenmiyor, önlemek için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Seven sevdiğini gösterir ilgi gösterir emek verir ve çabalar bunlar yoksa ihmal vardır. Sadece seviyorum der çiçekleri sulamasınız, çiçekler ölür İzmir’i sevmek sadece sözle olmaz seven ilgisini gösterir emeğini ortaya koyar çabasıyla kentin eksiğini gidermeye çalışır İzmir için laf değil sevgi zamanı iş işten geçmeden vakti kaybetmeden İzmir için herkes hepimiz elimizden geleni ortaya koymalı İzmir’i savunmalıyız.”
CHP’li Özkan’dan iktidara İzmir resti: “Bırak da İzmir’e hizmet edelim!”
İzmir’in gündeminde yerini koruyan sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, AK Parti hükümetine tepki gösterdi. İzmir için yapılması istenen çalışmalarda hükümetin gerekli desteği vermediğini vurgulayan Özkan, “İzmir seninle ne yapacak? Bunun bir tek kurtuluşu var, bu iktidarı el birliğiyle değiştireceğiz” dedi.
Yayınlanma :
20.12.2025 02:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: