weather
21°
Gerçek Haberci Gündem 80 bin öğretmen ‘norm fazlası’ nedeniyle öğrencisiz kaldı

80 bin öğretmen ‘norm fazlası’ nedeniyle öğrencisiz kaldı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın atama süreçlerini tamamlamaması sonucu yaklaşık 80 bin kadrolu öğretmen okutacağı sınıf bulamazken, yüz binlerce öğrenci öğretmen eksikliğiyle karşı karşıya.

6 Dakika
Okunma Süresi
80 bin öğretmen ‘norm fazlası’ nedeniyle öğrencisiz kaldı

Eğitim öğretim yılının başlamasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesindeki kadrolu öğretmenlerin büyük bir bölümü, atanmış oldukları okullarda ders verecekleri sınıf veya öğrenci bulunmadığı için bekleme konumuna düştü. Bakanlık, 7 Eylül tarihinde norm kadro fazlası bulunan öğretmenleri önce bulundukları ilçelerde, ardından ilçe gruplarında ve son aşamada il genelindeki ihtiyaç duyulan okullara resen veya isteğe bağlı olarak atadı. Söz konusu atamaların iptali için ise öğretmenlere, bulundukları okulda 21 Eylül tarihine kadar yeni bir norm kadro oluşması durumunda başvuru yapma hakkı tanındı.

Bu belirsizlik süreci, öğretmenlerin motivasyonunu olumsuz etkilerken; ev taşıma, ulaşım ve yerleşim gibi sorunlarla mücadele etmelerine neden oldu. MEB’in “eğitim öğretime hazırız” açıklamalarına rağmen, on binlerce öğretmenin fiilen ders başında olmaması ve yüz binlerce öğrencinin öğretmen açığıyla eğitim görmesi sistemin tıkanıklığını gözler önüne serdi.

Hepimizin Sendikası Grubu Sözcüsü ve Eğitimci Zafer İncebacak, her eğitim öğretim döneminde tekrarlanan bu sorunun aslında planlama eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. İncebacak, bazı okullarda öğrencilerin 50-60 kişilik kalabalık sınıflarda veya ikili eğitim sistemiyle ders görürken, diğer tarafta yeterli öğrenci sayısı olmadığı gerekçesiyle sınıf açılamamasının ciddi bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. Ayrıca ders kitaplarının gecikmesi ve bazı okulların temizlik personeli eksikliğiyle eğitime başlaması da dikkat çeken diğer aksaklıklar arasında yer aldı.

Nüfus azalması ve birleştirilmiş sınıflar krizi derinleştiriyor

Sorunun kökenine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zafer İncebacak, özellikle köylerde ve bazı ilçe merkezlerinde nüfusun azalmasıyla birlikte sınıfların kapatıldığını, bu durumun öğretmenleri “norm fazlası” statüsüne ittiğini anlattı. Pandemi, deprem sonrası yaşanan göçler, il emri ve aile bütünlüğü gibi uygulamaların belirli illerde öğretmen yığılmasına neden olduğunu belirten İncebacak, şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle köylerde, kentlerin bazı ilçelerinde nüfus azalıyor, sınıf kapatılıyor. Ders vereceği sınıf olmayan öğretmen ‘norm fazlasına’ çıkmış oluyor. Son yıllarda pandemi, deprem, il emri, aile bütünlüğü gibi uygulamalarla belli illerde yığılma oldu. Norm fazlası öğretmen sayıları 80 bine dayandı.”

İncebacak, Bakanlığın “köy okullarını açık tutacağız” söylemine rağmen, yönetmelikte yer alan “bir sınıfın açılabilmesi için en az 10 öğrenci olması” şartının pratikte büyük sorunlar yarattığını dile getirdi. Dokuz öğrencisi olan bir köy ilkokulunda sınıf açılamadığı için “birleştirilmiş sınıf” uygulamasına geçildiğini hatırlatan İncebacak, bu uygulamanın hem eğitim kalitesini düşürdüğünü hem de köyden kente göçü tetiklediğini savundu:

“Bakanlık, ‘köy okullarını açık tutacağız’ diyor ama ister köy ister şehir, bir sınıfın açılabilmesi için en az 10 öğrenci olması şartı var. Bir köy ilkokulunda dokuz öğrenci varsa sınıf açamıyorsunuz. O zaman 1960’lardan kalma ‘birleştirilmiş sınıf’ uygulamasına geçiliyor. Öğrenci sayısı azalan bir köyü düşünelim, köyde dört sınıf, dört öğretmen vardı. MEB oradaki öğretmenlerden tek birine, ‘1, 2, 3, 4. sınıf öğrencilerinin hepsini bir sınıfa topla, başlarında dur, onları okut!’ diyor. Sınıflar birleştirilince hizmet puanı en yüksek olan öğretmen kalıyor, üç öğretmen boşa çıkıyor, yani ‘norm fazlası’ oluyor.“Birleştirilmiş sınıf uygulaması köyden kente göçü de teşvik ediyor. Hangi anne baba çocuğunun o ortamda eğitim görmesini ister? Aileler ilçeye veya kente göç ediyor. Hani biz insanları köyde tutacaktık?“Köylerde ulaşım sorunu da var. Hem orada yaşayanlar için hem öğretmenler için. Bakanlığın il özel idareleriyle, belediyelerle, valiliklerle işbirliği halinde bu sorunu da çözmesi lazım.”

Kentlerdeki nüfus dengesizliği ve çözüm önerileri

Sorunun sadece kırsal alanda değil, kent merkezlerinde de yaşandığını belirten İncebacak, bazı okullarda 2 bin öğrenci bulunurken bazılarında sadece 100 öğrenci kaldığını ve bu durumun yine öğretmen fazlalığına yol açtığını ifade etti. Çözüm için “en az 10 öğrenci” şartının kaldırılması ve mevcut öğrenci sayısına göre sınıf açılması gerektiğini savunan sendika sözcüsü, sınıflardaki öğrenci sayısının 20’yi geçmemesi gerektiğini, ancak 30 hatta 50-60 kişilik sınıfların kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Zafer İncebacak, adrese dayalı öğrenci yerleştirme sisteminin ciddiyetle uygulanması gerektiğini vurgulayarak, okulların kapasitesine göre öğrenci alınmasının planlanmasının zor olmadığını belirtti. İncebacak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir okulda 2 bin öğrenci var, bir okulda 100 öğrenci var. 100 öğrenci kalan okulda öğretmenler ‘norm fazlasına’ çıkıyor. Çözüm ne? Bir kere ‘en az 10 öğrenciyle sınıf açılır’ şartını kaldıracaksınız, kaç öğrenci varsa onunla bir sınıf açacaksınız.“Yönetmelikte bir sınıfın 30 öğrenciden fazla olamayacağı şartı var ama oluyor, bu şart dikkate alınmıyor. Hatta bir sınıfın 20 öğrenciden fazla olmaması lazım. Çünkü yeteri kadar öğretmenimiz var. 80 bin öğretmeni ‘norm fazlası’ diye oturtuyorsun, öğretmeni de belirsizliğe, bunalıma sokuyorsun. O öğretmene, asli görevini yapacağı şartları sağlamak, Bakanlığın yükümlülüğü. Bakanlığın, çocuklarımıza eğitimde eşitlik sağlama görevi de var.“Adrese dayalı öğrenci yerleştirme sisteminin ciddiyetle planlanıp uygulanması lazım. Benim okulumda 16 derslik varsa, her sınıf 20 öğrenci hesabıyla, okuluma vereceği öğrenci sayısı en fazla 320’dir, 321’inici öğrenciyi vermeyecek, boş okula yönlendirecek. Bunu planlamak zor değil.”

İkili eğitimin tamamen kaldırılması gerektiğini savunan İncebacak, öğretmen sayısının yeterli olduğu günümüz koşullarında bu uygulamanın akıl alır olmadığını söyledi. Ücretli öğretmen istihdamına son verilmesi ve tüm öğretmenlerin kadrolu olarak atanarak güvence altına alınması gerektiğini belirten İncebacak, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:

“En başta, sabahçı öğlenci biçiminde uygulanan ikili eğitimi ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Zafer İncebacak “Böylece hem öğrenciler açısından bu büyük eşitsizliği ortadan kaldırmış olursunuz hem ‘norm fazlası öğretmen’ sorununu çözersiniz.” dedi. İkili eğitim 50-60 yıl önce, öğretmen sayısının yeterli olmadığı şartlarda hoş görülebilir bir uygulama olduğunu belirten İncebacak, şöyle konuştu:“Ama şimdi öğretmen sayımız yeterli. Boşta öğretmen varken evlatlarımızın bir bölümünü ikili eğitime mahkum etmek, akıl alır bir şey değil. Öğretmen varken sınıflarımız neden 30 kişilik, 40 kişilik, 50 kişilik olsun? ’10 kişiden az öğrenci varsa sınıf açılmaz’ diye bir şartı neden sürdürelim? Var olan imkanlarımızı seferber edelim. Velimiz, öğrencimiz, öğretmenimiz eğitime, öğretime odaklansın.“Ücretli öğretmen uygulamasına da son verilmeli. Öğretmeni kadrolu olarak atayacaksın, ona bir okul, bir sınıf, öğrenciler vereceksin ki öğretmen de asli görevini gönül rahatlığıyla yapsın, diken üstünde oturmasın.“Birleştirilmiş sınıf uygulaması, ikili eğitim uygulaması, bunlar günümüz koşullarında akıl alır uygulamalar değil. Ama Bakanlık ısrarla sürdürüyor.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın neoliberal zihniyetten tamamen kurtulamadığını ve bu yaklaşımın okullar arasında haksız rekabete yol açtığını belirten İncebacak, “gözde” ve “atıl” okullar ayrımının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bakanlığın okullar arasındaki fiziki ve imkansal farkları gidermekle yükümlü olduğunu hatırlatan İncebacak, ailelerin çocuklarını iyi okullara yazdırmak için adres değiştirmek zorunda kalmasının önüne geçilmesi için fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız