İktidarla yürütülen süreçte halkta oluşan güvensizliğin giderilmesi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Çandar, Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi ve kayyım atamalarının sonlandırılmasının kritik önem taşıdığını belirtti. Rudaw'a verdiği demeçte, sürecin inandırıcılığı için bu engellerin kaldırılması gerektiğine dikkat çeken milletvekili, Abdullah Öcalan'ın statüsünün netleşmesi konusundaki gelişmeleri de değerlendirdi.
Selahattin Demirtaş'ın özgürlüğü ve kayyımlar
Süreçteki tıkanıklıkların aşılmasına yönelik çözüm önerilerini sıralayan Çandar, hapiste bulunan siyasi figürlerin durumuna odaklandı. Halktaki güvensizliğin giderilebilmesi için atılması gereken ilk adımın Demirtaş'ın serbest bırakılması olduğunu ifade eden Çandar, Mardin'deki belediye başkanlığı krizine de değindi. Devlet Bahçeli'nin Ahmet Türk ile görüşmelerini hatırlatan Çandar, şu ifadeleri kullandı:
“Bunların en başında bu süreçten bağımsız olarak şu anda hapishanede bulunmamaları gereken ve en başta da Selahattin Demirtaş ismi geliyor. Selahattin Demirtaş özgür olarak topluma girmedikçe bu sürecin devlet yönünden bakıldığında olumlu bir sona doğru gideceği konusunda kuşkular devam ediyor. Bir diğeri de kayımlar. En başta da Mardin'de seçilmiş belediye başkanı Ahmet Türk ve ona benzer diğer belediye başkanların bunca zaman geçmiş olmasına rağmen ve en önemlisi Devlet Bahçeli -ki iktidar ortağı sayılıyor bugün ve bir anlamda da bu sürecin güvencesi, emniyet sübabı gibi- defalarca Ahmet Türk ile görüşüyor.”
Abdullah Öcalan'ın rolü ve statü tartışması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Öcalan komisyonun başındadır" açıklamasının PKK'nın talep ettiği statü meselesini netleştirip netleştirmediği sorusuna yanıt veren Çandar, bu beyanatın somutlaşması gerektiğini kaydetti. Öcalan'ın barış ve siyasallaşma komisyonu içinde koordinasyon rolü almasının beklendiğini belirten Çandar, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Onun somutlaşması lazım. Yani Devlet Bahçeli gayet tutarlı bir şekilde ve ısrarla Abdullah Öcalan'ın bir sıfatla yani bir statüyle rol alması gerekliliğin altını sürekli olarak çiziyor. Bugün yine konuştu. Yine bunu söyledi. Şimdi bazı bilgilere göre Abdullah Öcalan'ın yakın bir gelecekte bu barış ve siyasallaşma komisyonu olarak kendisinin öyle tanımladığı bir alt komisyonun başında bu koordinasyon işinde rol alması bekleniyor.”
Erdoğan'a destek için iki koşul
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığının Meclis'te oylanması durumunda DEM Parti'nin tavrının ne olacağı sorulan Çandar, desteğin tamamen Meclis aritmetiğine ve yapılacak anayasa değişikliklerine bağlı olduğunu vurguladı. Erdoğan'ın Kürt oylarına veya DEM Parti'nin Meclis desteğine ihtiyaç duyup duymayacağının belirleyici olacağını anlatan Çandar, yeni anayasa kapsamında 42. ve 66. maddelerde yapılacak değişikliklerin kırmızı çizgi olduğunu belirtti. Çandar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yani hiç o noktaya geldiği zaman iki şeyin cevabını bulmamız lazım. Bir, Erdoğan aritmetik olarak Dem Parti'ye ihtiyaç duyacak mı? Duymayacaksa sorun yok. O zaman zaten o aritmetikle seçim kararı alınabilir. Ama seçilmesi için Kürt oyuna ihtiyaç duyacak. Yine DEM Parti'ye ihtiyacı var demektir. Aritmetik için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyar, seçim için de DEM Parti'ye ihtiyaç duyarsa, Erdoğan'ın en kuvvetle vurguladığı meclise açış konuşmasına bir hafta önce de iki şey çok ön plana çıktı konuşmasına. Bir süreç, “terörist Türkiye” diyor bundan dönüş yok, çok önemsiyor. İki, yeni anayasa diyor. Yeni anayasada bizim için, DEM Parti için 42. ve 66. maddeler, vatandaşlık tanımı, Kürtleri tamamıyla dışlayan ve Kürtlerin eşit vatandaşlığını yok eden bir anlamda vatandaşlık tanımı ve Kürtçeye ana dilde eğitim yani Kürtçe yazması gerekmiyor. Ana dilde eğitimin önünü tıkayan engelleri kaldıran bir anayasa değişikliği sözü verirse dediğim gibi 42. ve 66. maddeler o zaman bakılır duruma.”