weather
24°
Gerçek Haberci Gündem Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluktan sonra tahliye edildi

Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluktan sonra tahliye edildi

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan komedyen, mahkeme kararıyla tutuksuz yargılanmaya devam edecek.

5 Dakika
Okunma Süresi
Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluktan sonra tahliye edildi

Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin ardından yurt dışından Türkiye’ye dönerken 3 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı ve aynı gün tutuklandı. Üzerine “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama”, “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltilen Göktaş’a 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası istendi.

Göktaş, duruşma sırasında 3 Temmuz’dan bu yana kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, haftada yalnızca bir kez telefonla görüşerek başka hiçbir insan teması yaşamadan hücrede kaldığını anlattı:

“3 Temmuzdan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim.

‘CÜMLE BAŞINA 22 GÜNÜDÜR HÜCREDEYİM’

Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yazan çizen insanlara bir oto sansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir.

Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 kez Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim. Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım”

“TERS KELEPÇE YETMİYORMUŞ GİBİ ZORLA KILIÇDAROĞLU'YLA GÖRÜŞTÜRÜLDÜM”

“Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm. Sonra da tv’den beyanlarımın yalanlandığını oturup gülerek izledim”

“BÜTÜN POLİS MEMURLARI, 'DENİZ SEN SALAK MISIN, NİYE TÜRKİYE DÖNDÜN' DEDİ”

“Ben yurt dışına taşınan arkadaşlarımı ülkeye dönmeye ikna etmeye çalışan biriyim ama benim hakkımda yurt dışına kaçtı diye haber yaptılar. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye bana engel oluyor. Bütün polis memurları, 'Deniz sen salak mısın, niye Türkiye döndün' dedi.”

“Ben görüntü alınacağını anladım. Buna rızam olmadığını söyledim. Bana ters kelepçe yaptılar. Başımı kaldırıp güldüm. Buradan emniyet teşkilatını beni yakaladıkları için tebrik ediyorum.”

Göktaş, tahliye kararının ardından yeniden tutuklandığını anlatırken siyasi hiciv geleneğini vurguladı:

“Komedyenlerin şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine karşı komedyenleri, sanatçıları korumak sizin, yargının görevidir. Güç sahiplerinin elinde zaten bir dolu güç var, binlerce trolleri var. Eğer bu ülkede politik mizah hâlâ yasak değilse benim 'diktatör' şakam da suç değildir. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkede yapılan her türlü politik şakanın birinci derecede sorumlusudur ve mizahı yapılan sorunları çözmek onun sorumluluğudur.”

“Bir AK Parti yöneticisinin adı bir fon skandalına karışıyor ve üstünün affını istiyorsa 'diktatör' şakaları yapılır.”

Göktaş, hakkındaki davanın CİMER’e yapılan şikâyetlerle açıldığını belirtti:

“CİMER'e benimle ilgili 185 şikâyet gelmiş. Düşünelim, örneğin Teletabiler yıllardır televizyonlarda gösteriliyor. Ona bile 185'ten daha fazla şikâyet gelmiştir. Ben 185 şikâyetle hakkımda bu davanın nasıl açıldığını anlamadım.

Şikâyetlerden birinde, 'Bu çocuk Selçuklu Devleti'ni salataya benzetiyor' yazılmış. Bir başkasında, 'Bu çocuğun hesabı yüz bin artıp 100 bin düşüyor, dış güçler olabilir' denilmiş. Biri, 'Ben bunun sınır dışı edilmesini veya idam edilmesini istiyorum' yazmış. Bir başkası da, 'İdam olan bir ülkede idam edilsin' demiş.

Adam idam inovasyonu yapıyor. Yani bir komedyen var ama ülkede idam yok, bir ülkede idam var ama komedyen yok. Adam ikisini bir araya getirip inovasyon yapmış. Ve bu iki şikâyetin altında 'Başvurunuz işleme alınmıştır' deniyor.

Çok üzücü bu nefret söylemi. Umarım idam edilmem. Bu şikâyetlerle hakkımda dava açıldı ve suçlamaların içeriği iddianamede de yok.”

Göktaş, iddianamede suçlama konusu esprileri tek tek savundu:

“'Dört kitap var, dördüncü kitap favorim' esprisinin nesi saygısızlık, anlamadım. Bunun neyinden rahatsız oldular, anlamadım. Hatta seküler arkadaşlar beni eleştirdi. Benim dini kitaba hakaret ederek şehir şehir dolaşmam hayatın olağan akışına aykırı.

Cezaevinde gardiyan bana, 'İyi çocuksun ama o espriyi yapmasan iyi olurdu' dedi. Neyinden alındığını sordum. 'Yazıldı' diyerek Allah'a insani değerler atfetmişim. Yani 'yazıldı' kelimesi dini terminoloji açısından yanlış olabilir ama bunun suçlama konusu olmasını anlamıyorum.”

“Dalgıç esprisinin neden suçlama konusu olduğunu anlamadığını söyleyen Göktaş, şöyle devam etti:

‘Yani bundan tek rahatsız olan Nagehan Alçı’ydı. O da mental retardasyon sorunu olduğu için ciddiye almadım. Bu da suçlama olarak karşıma çıktı.

Dalgıç esprim nedeniyle bir dalgıç beni dava edeceğini söylemişti. Etti mi bilmiyorum. Ama gösteriyi iddianameden daha iyi anlamış. Eğer burada bir hakaret varsa dalgıçlara var. Ben haşemalı kadınlara hakaret etmiyorum, aksine onları koruyorum ve ayrımcılık yapanları da lanetliyorum.’

Beraat ve tahliyesini talep eden Göktaş: “Stand-up gösterimin süresinin 24 katı kadar cezaevinde kaldım”

Duruşmada savcı, Göktaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerinin eleştiri sınırlarını aştığını belirtti. Özellikle “Recep Tayyip Erdoğan’ın utangaç bir diktatörden kendiyle barışık bir diktöre dönüşmesi bizim başımıza gelenleri saymazsak kendisi için iyi bir şey” ifadesinin Cumhurbaşkanına hakaret kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Savcı, Göktaş’ın üzerine atılı tüm suçlardan cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliye edilmesini talep etti.

Hakim, Göktaş’ın tahliyesine karar verdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız