Seyyanen Zam Mağdurları Platformu, ülke genelinde eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği eylemler kapsamında Ankara’nın Sakarya Caddesi’nde toplandı. "Para için değil, onurumuz için" sloganıyla düzenlenen gösteride emekli memurlar, "Hükümet istifa", "Fakirlik emeklinin kaderi olmamalı" ve "Açlığa mahkûm edilmek istemiyoruz" yazılı dövizler taşıdı. Eyleme Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu da destek verirken, katılımcılar Anayasa Mahkemesi önünde intihar eden emekli polis memuru Ali Şekeroğlu için saygı duruşunda bulundu.
Platform adına yapılan açıklamada, sosyal güvenlik sistemindeki ayrımlara ve 2023 yılında çalışan memurlara verilen seyyanen zammın emeklilere uygulanmamasına dair hukuki süreçlere değinildi. Açıklamayı yapan avukat Ali Erdem Gündoğan, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin TÜİK enflasyon oranlarına göre zam alırken, memur emeklilerinin toplu iş sözleşmesi kapsamındaki artışlardan faydalandığını belirtti. Gündoğan, 2023 yılında çalışan memurlara 8 bin 77 lira seyyanen zam verilmesine rağmen, kanuna aykırı bir şekilde bu hakkın emeklilerden esirgendiğini ifade etti.
Gündoğan, Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz adına açılan davanın Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilerek bölüme sevk edildiğini hatırlattı. Avukat, söz konusu seyyanen zammın bugün itibarıyla 25 bin 200 liraya ulaştığını ve memur emeklisinin her ay bu kadarlık bir kayıp yaşadığını vurguladı. Ayrıca TÜİK'in enflasyon verilerinin şeffaf olmaması nedeniyle açılan diğer davanın da Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nde beklediğini belirten Gündoğan, adalet mekanizmasının emekliler konusunda işlemediğini savundu.
Ali Erdem Gündoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Biliyorsunuz, Türkiye'de her ne kadar tek çatı altında sosyal güvenlik kurumları birleştirilmişse de SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı fiilen olarak ayrıdır. SSK'yla Bağ-Kur emeklileri, TÜİK'in açıklamış olduğu TÜİK enflasyonu üzerinden emekli zamlarını almaktadırlar. Memur emeklileri, memurlar ise kamu görevlilerinin tabi olduğu iki yılda bir yapılan toplu iş sözleşmesine göre alınır. Ve bu toplu iş sözleşmesinde memura verilen zammın aynısı memur emeklisine de verilir. Ve bugüne kadar 2023 dışında yapılan tüm zamlar aynısı memur emeklisine de verilmiştir. 2023 yılında ise çalışan memura 8 bin 77 TL seyyanen zam verildi. Kanun gereği bu emekli memura da verilmesi gerekirken, kanuna, hukuka aykırı şekilde bu kesintiye, seyyanen zamdan damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz diye cümle eklenmesinden dolayı memur emeklisinin yasal hakkı olduğu halde zamdan faydalanamadı.
Bunun üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz adına Ankara 9. İdare Mahkemesi'ne dava açmıştık. Dava kabul görmedi. Daha sonra İstinaf Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk. Anayasa Mahkemesi, kabul edilebilir şartlarını taşıdığından bölüme sevk etti. Ve biz de bunun bir an önce karara çıkması için uğraşıyoruz. Neden karara çıksın? 2023 yılında 8 bin 77 TL olan o seyyanen zam, bugün her altı ayda bir artarak 25 bin 200 TL'ye gelmiştir. Toplamda ise 1 milyon TL'yi geçmiştir. Dolayısıyla memur emeklisi her ay 25 bin TL eksik maaş alıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan da 1 milyona yakın bir alacağı vardır. TÜİK'in asılsız veri davasıyla ilgili bir davamız vardı. SSK, Bağ-Kur emeklileri adına yine Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz adına Ankara İdare Mahkemesi'ne asılsız veri davası açılmıştı. TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon verilerinin ENAG, İTO, diğer sendikaların açıklamış olduğu enflasyon verilerinden çok düşük olmasından dolayı bu verilerin iptaliyle ilgili dava vardı. Ankara İdare Mahkemesi üç defa TÜİK'ten verileri istediği halde TÜİK verileri vermediği için mahkeme yeniden enflasyonu hesaplayamadığından başvuruyu kabul etmemişti. Bu dava şu anda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nde bir buçuk yıldır istinaf incelemesi bekliyor. Yani bir buçuk yıldır istinaftan çıkmadı bu dava. İş emekliye gelince adaletin çarkı dönmüyor, adalet işlemiyor. Bizim burada toplanmamızın sebebi budur. Gerek Anayasa Mahkemesi'ne, seyyanen zam davasının bir an önce karara bağlanması için; gerekse istinaf mahkemesine, TÜİK'in asılsız veri davasının bir an önce karara bağlanması için çağrıda bulunuyoruz.”
Birleşik Kamu-İş: Hesap sorulacak, mücadele sürecek
Açıklamanın ardından kürsüye gelen Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım, emeklilerin lütuf veya sadaka istemediğini, haklarının teslim edilmesini talep ettiklerini söyledi. Yıldırım, Cumhurbaşkanı'nın daha önce verdiği sözlerin tutulmadığını ve Ali Şekeroğlu'nun trajik ölümünün sorumlularının hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Orhan Yıldırım, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Emekliler lütuf istemiyor, sadaka da istemiyor. Hiç kimse, başta iş başındaki hükümet ve Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, halka yanlış ve yanıltıcı bilgi vermemelidir. Burada bugüne kadar devlet memurlarında çalışanlar ne aldıysa emeklilerine de aynı zamlar verilmiştir. Ta ki 2023 yılında, 15 Temmuz'daki 8 bin lirayla başlayan ama bugün 25 bin lirayı aşan aylığa yansıyan rakamın emeklilere verilmeyene kadar. Burada sorun şudur: Cumhurbaşkanı kürsülerden ve mikrofonlardan emeklilere de bu zammın verileceği sözünü vermiştir. Bir ülkenin başındaki, devletin en başında bulunan kişi kürsüden bir söz veriyorsa o sözü tutacak, sözün gereğini yerine getirecek. Ali Şekeroğlu, herkesin gözünün önünde ne yazık ki canına kıymıştır. İlla herkes silahla ya da başka bir şeyle canına kıymak zorunda mıdır? Geçmişte Fırat Nehri'nde kaybolan bir koyundan bile devlet sorumludur anlayışı hakimken, hayatını kaybeden, hayatını bitiren bir emeklisini yaşatamayan Ali Şekeroğlu'ndan kim sorumludur? Bunun hesabını birileri vermelidir. Hiçbir şey yokmuş gibi kimse davranamaz.
Bir kişi hayatını kaybediyorsa bunun gerekçesini oluşturan hangi bakansa, hangi yetkiliyse bunun hesabını vermelidir. Elbette bunun hesabı hukuk zemininde sorulacaktır. Buradan hükümete, Anayasa Mahkemesi'ne, ilgili bütün kurumlara sesleniyoruz. Emeklinin sesini duyun. Emeklinin geçim mücadelesini görün. Emeklinin mağduriyetinin giderilmesi yönündeki tüm meşru talepleri bir an önce yerine getirin. Bilinsin ki bu mücadele, bu haklar kazanıncaya kadar bitmeyecek. Seyyanen zam hakkı da emeklilerin ellerinden alınmış, çalınmış, yok edilmiş tüm hakları da alınana kadar bu kavga, bu birlik içerisinde, bu platform eşliğinde sürecektir. Dayanışma ve kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Herkes duysun ki son sözümüz: Mücadelemiz para için değil, onurumuz için.”