Bayramın ilk gününü doğum yeri olan Trabzon'da geçiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, 3 yaşına kadar yaşadığı evin bahçesinde Sözcü'den Özlem Gürses'e konuştu. Annesi Hava İmamoğlu, kız kardeşi Neslihan İmamoğlu Yakupçebioğlu ve 92 yaşındaki anneannesi Emine İnan İmamoğlu de soruları cevapladı.
Ekrem İmamoğlu: Anneannem köyün en çilekeş kadınlarından biri. 8 evlat büyütmüş. Bağı, bahçesi, mutfağı hep tertemiz bir kadın. Biraz annemle didişirlerdi! Annem beni bulamayınca, ‘Nerede oğlan' diye anneannemden hesap sorardı.
Hava İmamoğlu: Biz tütün yapıyoruz ya, havuzda olur tütün, böyle göl gibi. Ekrem de çok hareketli, “Göle düşecek” derdim. Bağırırdım ona, “Buna bir şey olursa sizden sorarım” diye…
Ekrem İmamoğlu: Anneannem tütün sepetinde taşırdı beni. Kocaman adamım yani, 5-6 yaşında vardım. Kolay değil! Sepette canlı adam taşımak çok zordur. Şiir okurdu çok, Cumhuriyet şiirleri. Bir de türküleri vardır, meşhur.
Emine İmamoğlu: Nenem anlatmıştı bana da. Ekrem'e de okurdum. Atatürk öldüğünde ben 11 yaşındaydım. Çok iyi hatırlıyorum. Apar topar hastaneye gittik, ayağımda yün çarık. O zaman ayakkabı mı vardı? Araba zaten yok. Gittik, talebeler hep ağlıyorlar, “Babamız öldü, babamız” diye…
Kendi babanız da, eşiniz de harpte savaşmış, değil mi?
Emine İmamoğlu: Evet… Askerde komutanı üzerindeki yün ceketini bile almış üzerinden, “Sen eve dönüyorsun, anan yenisini yapar, bunu yeni gelenlere veririz” demiş…
Ekrem İmamoğlu: Hep diyorum ya “Cumhuriyet mucizesi” diye… İşte bu. Düşünün yani, nasıl bir paylaşma, dayanışma. Askerden dönen bir savaş gazisinin kızı anneannem, sonra kendi çocukları öğretmen, mühendis oldular…
Hava İmamoğlu: Ekrem gazi dedesinin omuzunda büyüdü. Babası gelince gözleriyle ‘İn' derdi, inerdi hemen…
Ekrem İmamoğlu: Bizi var eden, şu köyden alıp okumayı, okutmayı öncelik kılan bu Cumhuriyet'in değerleri. Bu İstiklal mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları…
Ekrem İmamoğlu: Anneannem köyün en çilekeş kadınlarından biri. 8 evlat büyütmüş. Bağı, bahçesi, mutfağı hep tertemiz bir kadın. Biraz annemle didişirlerdi! Annem beni bulamayınca, ‘Nerede oğlan' diye anneannemden hesap sorardı.
Hava İmamoğlu: Biz tütün yapıyoruz ya, havuzda olur tütün, böyle göl gibi. Ekrem de çok hareketli, “Göle düşecek” derdim. Bağırırdım ona, “Buna bir şey olursa sizden sorarım” diye…
Ekrem İmamoğlu: Anneannem tütün sepetinde taşırdı beni. Kocaman adamım yani, 5-6 yaşında vardım. Kolay değil! Sepette canlı adam taşımak çok zordur. Şiir okurdu çok, Cumhuriyet şiirleri. Bir de türküleri vardır, meşhur.
Emine İmamoğlu: Nenem anlatmıştı bana da. Ekrem'e de okurdum. Atatürk öldüğünde ben 11 yaşındaydım. Çok iyi hatırlıyorum. Apar topar hastaneye gittik, ayağımda yün çarık. O zaman ayakkabı mı vardı? Araba zaten yok. Gittik, talebeler hep ağlıyorlar, “Babamız öldü, babamız” diye…
Kendi babanız da, eşiniz de harpte savaşmış, değil mi?
Emine İmamoğlu: Evet… Askerde komutanı üzerindeki yün ceketini bile almış üzerinden, “Sen eve dönüyorsun, anan yenisini yapar, bunu yeni gelenlere veririz” demiş…
Ekrem İmamoğlu: Hep diyorum ya “Cumhuriyet mucizesi” diye… İşte bu. Düşünün yani, nasıl bir paylaşma, dayanışma. Askerden dönen bir savaş gazisinin kızı anneannem, sonra kendi çocukları öğretmen, mühendis oldular…
Hava İmamoğlu: Ekrem gazi dedesinin omuzunda büyüdü. Babası gelince gözleriyle ‘İn' derdi, inerdi hemen…
Ekrem İmamoğlu: Bizi var eden, şu köyden alıp okumayı, okutmayı öncelik kılan bu Cumhuriyet'in değerleri. Bu İstiklal mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları…