Geçtiğimiz yıl Rize Fındıklı’da kurulan ve daha önce çocuk ve çocuk hakları atölyeleri köy festivali düzenleyen Şana Yaşam Köyü, 12-13-14 Temmuz tarihlerinde kadınlar, lezbiyenler ve biseksüel kadınlar için özsavunma Wendo atölyesi düzenliyor.
‘ŞEHİR HENGAMESİNDEN BULANLAR İÇİN’
Yaşam Köyü’nün kurucularından olan Sıla Tena Ertaş, Şana Yaşam Köyü’nü kurma sürecinden bahsederek, “Öncelikle burayı kentten kırsala göç etmiş bir aile olarak kendimize inşa etmiştik ama sonra bunu yalnızca kendimize değil herkese açalım ve köy hayatını yaşamak isteyip de imkanı olamayanlara da fırsat yaratmış olalım istedik. Belki de şehir hengamesinden kurtulabilmeleri için de bir cesaret olur onlara diye düşündük” dedi.
‘BU YAŞAM BİÇİMİ ÇOK UZAK DEĞİL’
Önceliklerininin bu yaşam biçimini paylaşmak ve çok da uzak olmadığını göstermek olduğunu dile getiren Ertaş, “Ya da şehirlerinde daha doğadan yana nasıl yaşayabilirler bunu görmüş olurlar mesela burada bizle bostana ya da hasata katılıp bunu şehir yaşamlarına uyarlarlar ve bir süre sonra o da yetmez kırsala adım atarlar. Tek kaygımız ise kırsala göç eden şehirlilerin, şehir alışkanlıklarını köylere taşımaları, ki bu da buraları tüketen bir şey olur. Bunların yanında da çeşitli atölyelerimiz oluyor, aslında bir yaşam alanı iken bir eğitim alanına dönüştürmeyi de hedefliyoruz” dedi. Ertaş, doğayı, doğanın kurallarını öğrenip ona ayak uydururken yanında başka şeyler de öğrendiklerini, geçtiğimiz yaz çocuk ve çocuk hakları atölyesi, bir köy festivali yaptıklarını, gelenekleri hatırlatmaya çalışarak imeceler yaptıklarını vurguladı.
‘KADINLARIN KENDİ GÜÇLERİNİ HATIRLATMAK İÇİN..’
Şimdi de kadınlar için özsavunma atölyesi yapacaklarını dile getiren diyen Ertaş, “Biz burada doğayı savunurken, aslında onun ritmine ayak izlerine ayak uydurmaya çalışırken, benzer saldırılara uğrayan kadının da kendini savunmayı öğrenebildiği bir araç olmak istiyoruz. Doğanın içinde yine onun vahşiliğine karışıp kadınların kendi güçlerini hatırlamasını istiyoruz“ dedi.
‘ŞEHİR HENGAMESİNDEN BULANLAR İÇİN’
Yaşam Köyü’nün kurucularından olan Sıla Tena Ertaş, Şana Yaşam Köyü’nü kurma sürecinden bahsederek, “Öncelikle burayı kentten kırsala göç etmiş bir aile olarak kendimize inşa etmiştik ama sonra bunu yalnızca kendimize değil herkese açalım ve köy hayatını yaşamak isteyip de imkanı olamayanlara da fırsat yaratmış olalım istedik. Belki de şehir hengamesinden kurtulabilmeleri için de bir cesaret olur onlara diye düşündük” dedi.
‘BU YAŞAM BİÇİMİ ÇOK UZAK DEĞİL’
Önceliklerininin bu yaşam biçimini paylaşmak ve çok da uzak olmadığını göstermek olduğunu dile getiren Ertaş, “Ya da şehirlerinde daha doğadan yana nasıl yaşayabilirler bunu görmüş olurlar mesela burada bizle bostana ya da hasata katılıp bunu şehir yaşamlarına uyarlarlar ve bir süre sonra o da yetmez kırsala adım atarlar. Tek kaygımız ise kırsala göç eden şehirlilerin, şehir alışkanlıklarını köylere taşımaları, ki bu da buraları tüketen bir şey olur. Bunların yanında da çeşitli atölyelerimiz oluyor, aslında bir yaşam alanı iken bir eğitim alanına dönüştürmeyi de hedefliyoruz” dedi. Ertaş, doğayı, doğanın kurallarını öğrenip ona ayak uydururken yanında başka şeyler de öğrendiklerini, geçtiğimiz yaz çocuk ve çocuk hakları atölyesi, bir köy festivali yaptıklarını, gelenekleri hatırlatmaya çalışarak imeceler yaptıklarını vurguladı.
‘KADINLARIN KENDİ GÜÇLERİNİ HATIRLATMAK İÇİN..’
Şimdi de kadınlar için özsavunma atölyesi yapacaklarını dile getiren diyen Ertaş, “Biz burada doğayı savunurken, aslında onun ritmine ayak izlerine ayak uydurmaya çalışırken, benzer saldırılara uğrayan kadının da kendini savunmayı öğrenebildiği bir araç olmak istiyoruz. Doğanın içinde yine onun vahşiliğine karışıp kadınların kendi güçlerini hatırlamasını istiyoruz“ dedi.