weather
19°
Gerçek Haberci Gündem Kılıçdaroğlu: İBB başkanlığı halk iradesine ait, ayak oyunlarıyla değil, CHP’li biri gelmeli

Kılıçdaroğlu: İBB başkanlığı halk iradesine ait, ayak oyunlarıyla değil, CHP’li biri gelmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun ceza alması durumunda İBB Başkanlığı için yapılacak seçimde CHP’nin tavrını açıkladı.

5 Dakika
Okunma Süresi
Kılıçdaroğlu: İBB başkanlığı halk iradesine ait, ayak oyunlarıyla değil, CHP’li biri gelmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu Abant’taki milletvekili kampının son gününde gazetecilerle konuştu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ceza alması halinde yapılacak seçimde CHP’nin tavrı, Mansur Yavaş’ın CHP’den istifası, ortak cumhurbaşkanı adaylığı tartışmaları, İstanbul İl Başkanlığı ataması ve muhalefette iş birliği arayışları üzerine sorulara yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, İBB Başkanlığıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Halkın vermediği yetkiyi ayak oyunlarıyla almak, halkın seçtiği belediye başkanı mahkûm da olabilir tutuklanabilir de gözaltına alınabilir de. Ama orayı bir parti kazanmışsa en azından bütün siyasal partilerin o partiye... Mademki halk CHP'yi seçti, o zaman CHP'li birisinin gelmesi ve orada başkanlık görevini sürdürmesi gerekiyor. Ahlak da bunu gerektirir, böyle olması lazım. Ama siz ayak oyunlarıyla, hatta bazen tutuklamalarla, para hareketleriyle, para vererek insanları satın alarak, iradelerini satın alarak kendinize yeni bir başkan seçiyorsunuz. Olmaz. Halkın desteği nerede? Halk size oy verdi mi? Vermedi. Neyle aldınız? Ayak oyunlarıyla alıyorsunuz. Bunun adı nedir? Siyasal ayıp. En hafif deyimiyle siyasal ayıp. Eğer bir siyasi parti buna tenezzül ediyorsa o siyasi partinin oturulup sorgulanması gerekiyor. Sen arkadaş, halkın vermediği oyu ayak oyunlarıyla, paralarla, insanların iradesini satın alarak geliyorsun, kendini belediye başkanı ilan ettiriyorsun. Erdoğan'ın da bunu bilmesi lazım. Ayak oyunlarıyla olmaz, parayla olmaz, pulla olmaz. Halkın iradesini siz satın alıyorsunuz, halkın iradesine saygı duymuyorsunuz. O nedenle Büyükşehir Belediye Başkanı kime ait? Hangi partiye ait? Cumhuriyet Halk Partisi'ne aittir. Cumhuriyet Halk Partisi dışında oraya bir Büyükşehir Belediye Başkanını ayak oyunlarıyla getirmek, iradeleri satın almak en hafif deyimiyle ayıptır, ayıp. Halka ve İstanbul'un iradesine saygı göstereceksiniz. Aksi hâlde siyaset kirlilikten arınmaz. Zaten bu kirlilik nedeniyledir ki aşağıdaki vatandaş bakıyor şimdi: Borsada vurguna kızıyoruz değil mi? ‘Vay, nasıl yaptılar?’ Yukarıdaki yapıyor, ‘Bana niye kızıyorsunuz?’ diyor. ‘O yapıyor, ben de yapıyorum.’ İkna etmekle iradeyi satın almak arasında fark var. Gidersiniz, oturursunuz, konuşursunuz, ikna edersiniz; o da gelir sizin lehinize oy kullanır. Buna kimse bir şey demez. Ama cebine para koyup "Gel oraya oy ver" dediniz mi, o zaman ikna değil, iradeyi satın almadır. Bir insan satın alınmamalı. Düşüncesi, iradesi satın alınmamalı. Geldiğimiz noktada temel kaygımız bu satın alma, insan iradesinin satın alınmasının toplumda da neredeyse meşru görülmesi.”

Ortak adaylık tartışmaları “saçma”, rejim tartışılmalı

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ben cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarını bugünden başlatmayı hiç doğru bulmadım. Ben bu tartışmaları ekonomideki kötü gidişin örtülmesi, tartışılmaması, görülmemesi, insanlar üzerinde gereksiz bir tartışmanın sürdürülmesi olarak gördüm. Ya cumhurbaşkanlığı seçiminin adayları niye tartışılır şimdiden? Kamuoyu tartışıyor, ‘O mu olacak, bu mu olacak?’ Yahu kim olursa olsun. Yeri zamanı gelince olur. Nitekim bakın, altılı masada biz cumhurbaşkanı adayını çok geç açıkladık. Önemli olan sonuç almak burada. Adaylar olur: A olur, B olur, C olur... İki kişi tartışılabilir, beş kişi ama daha çok erken. Ortada cumhurbaşkanlığı seçimi yok, alınmış bir karar yok, herhangi bir şey yok ama medya bunu tartışıyor; ‘Efendim o mu olacak, bu mu olacak, şu mu olacak?’ Ya arkadaşlar ya memleket yangın yerine dönmüş, biz ‘Kim gelecek ülkenin başına?’ onu tartışıyoruz. Bence cumhurbaşkanı adaylığını tartışmak yerine rejimi tartışmak lazım. Ya bir ülke bir kişiye teslim edilir mi ya? Bir insana ülkeyi teslim ediyor; tabii bu olmaz, böyle bir rejim olmaz. Bunu tartışmıyoruz, bunu olağan kabul etmişiz. ‘O gitsin, yerine ben geleyim’, bu kadar bu kadar saçma bir tartışmayı ben hiç görmedim. Ve bu tartışmayı yapanların büyük bir kısmı da ülkenin aydınları ya da aydın diye düşündüğümüz insanlar. Hiç gereksiz bana göre. Yeri zamanı gelir, oturulur; toplumda elbette bu toplumda saygın insanlar var; bakılır, edilir, birisi aday gösterilir. Ama ondan önce bizim rejimi tartışmamız lazım. Bu sistem nereye götürecek Türkiye'yi? Bir adama bir devlet teslim edilir mi? Olmaz, olmaz. Bunun tartışılması lazım.”

Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş’ın CHP’den istifasına ilişkin şöyle konuştu:

“Mansur Bey'le ilgili düşüncelerimi daha önce kamuoyuyla paylaşmış ve kendisinin açıklamasını alıntılayarak ifade etmiştim. Şüphesiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin 103. yıl etkinliğine, Anıtkabir'deki programa katılmasını isterdim; katılmadı, kendi tercihidir. Hiç kimseyi zorla partiye üye yapmadığımız gibi kimseyi zorla partiden de atmadık. Kendi tercihine saygı göstermemiz gerekir. Herhâlde değerlendirmesini yapıp kendi yolunu çizmiştir.”

İstanbul İl Başkanlığı atamasıyla ilgili açıklama yaparken Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“O konuda karar Merkez Yönetim Kurulunda çıktı. Yeni çıkmadı ama önceden çıktı, yani yaklaşık bir ay falan oluyor çıkalı. Mahkeme kararı olduğu için tutuyorduk onu.”

Muhalefette iş birliğiyle ilgili soruya Kılıçdaroğlu şöyle yanıt verdi:

“Eğer bir siyasetçi sonuç almak istiyorsa mutlaka iş birliği yapmak zorunda. Yani yüzde 51 almak bu işin temel kuralı. Yüzde 51'i tek başınıza alıyorsanız evet, ‘Ben iş birliği yapmayacağım ve ben yüzde 51'i alıyorum, yüzde 55'i alıyorum’ diyebilirsiniz. Ama yüzde 51'i alma şansınız yoksa iş birliği yapacaksınız. Altılı masanın kuruluş felsefesi bu. Ama nasıl bir iş birliği? Onun altyapısını da oluşturmanız gerekir. Yani iktidar olduktan sonra farklı bir çatışma süreci yaşanmaması gerekiyor. O nedenle biz bir metin hazırladık, 100 küsur sayfalık bir metin ve iktidar olduğumuzda da neyi nasıl yapacağımızı ortaya koyduk, anayasa değişiklikleri dâhil olmak üzere. Öte yandan altılı masa bir araya geldikten sonra Erdoğan da iş birliği yapmak zorunda kaldı. O da gitti, o da ayrı bir masa kurdu. DSP'den tutun Yeniden Refah'a kadar pek çok parti, onlar da bir araya geldi ve kurdular. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte ben yine partilerin belli bir masanın etrafında toplanacaklarını, cumhurbaşkanı adaylarını belirleyeceklerini ve eğer ileride bir sorun yaşanmaması açısından da iktidar olduklarında neyi, nasıl yapacaklarını masaya koymaları gerektiğini düşünüyorum. Yani ‘Ben iş birliği yapmam, ben bildiğimi okurum...’ O ayrı bir şey ama ona daha zaman var yani.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız