Silahsızlanma sürecinin başarıya ulaşması için Abdullah Öcalan'ın özgür çalışma koşullarına kavuşması ve somut demokratik güvencelerin sağlanması gerektiği vurgulandı. PKK'nin Hareket Yönetimi imzasıyla yayımlanan açıklamada, yarın TBMM Genel Kurulu'nda ele alınacak "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifine yönelik kapsamlı değerlendirmeler paylaşıldı.
Mezopotamya Ajansı'nda yer alan metinde, Meclis Adalet Komisyonu'ndan geçen düzenlemenin barış dili yerine savaş diliyle kaleme alındığı ve Kürt kavramına hiç yer verilmediği belirtildi. Komisyon raporundaki demokratikleşme önerilerinin yasaya yansıtılmadığı kaydedilerek, "Kürt kavramı kullanılmadan yalnızca silahsızlanmadan söz edilmesi sorunun bütünlüklü ele alınmadığını göstermektedir. İçerikteki eksikliklerin yanı sıra kullanılan dil ve kavramlar da barışı amaçlayan bir yasa için ciddi bir sorundur" ifadeleri kullanıldı.
Öcalan'ın konumu ve koordinatörlük tartışması
Açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Öcalan için önerdiği "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü" rolü ile "umut hakkı" konularına dikkat çekildi. Yasa metninde bu adımların net bir karşılık bulmadığı eleştirisi getirilirken, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı bünyesindeki kurula yapılan atfın muğlak olduğu savunuldu.
PKK, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın bizzat yönetimde olması gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: "Sürecin yürümesi ve atılacak adımların pratiğe geçmesi, Rêber Apo'nun özgür yaşar ve çalışır koşullarda olmasıyla mümkündür. Bahçeli'nin dile getirdiği koordinatörlük rolü çerçeve yasada belirtilmemiş, muğlak ifadelere yer verilmiştir. Öcalan'ın bizzat yönetmediği ve yönlendirmediği bir sürecin başarıya ulaşması ve yasadaki hususların gerçekleşmesi mümkün değildir."
Demokratik siyasal alanın güvence altına alınması gerektiğine işaret edilen açıklamada, yalnızca silahsızlanmaya odaklanan bir yaklaşımın yetersiz kalacağı vurgulandı. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü sağlanmadan atılacak adımların havada kalacağı belirtilerek şu değerlendirme yapıldı: "Türkiye'ye gittiğinde düşünce ve örgütlenme özgürlüğü temelinde demokratik siyaset yapamayacaksa, söyledikleri ve yaptığı örgütlenmeler temelinde suçlanıp zindana atılacaksa bırakalım gerillanın düz ovaya inmesini, Avrupa'ya zorunlu olarak gitmiş siyasetçiler bile dönemez."
Yasa başlangıç olarak görülmeli
PKK açıklamasının son bölümünde, mevcut çerçevenin ancak yeni demokratik yasalar ve toplumsal mücadeleyle anlam kazanabileceği ifade edildi. Metinde, "Bu yasa bir başlangıçtır. Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların çözümü için demokratikleşme mücadelesinin geliştirilmesi gerekir. Yasa, gecikmeden demokratikleşmeyi sağlayan yeni düzenleme ve uygulamalarla amacına ulaştırılmalıdır. Ancak o zaman gerçek anlamda bir çerçeve yasa rolünü oynayabilir" sözlerine yer verildi.
Örgüt, bir buçuk yıldır çatışmasızlık halinin sürdüğünü hatırlatarak, 27 Şubat 2025'teki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı temelinde üzerine düşeni yaptığını kaydetti. Açıklamada ayrıca, yasanın tek taraflı dayatmalarla pratikleşemeyeceği, yaratıcı ve ön açıcı yöntemlerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.