weather
21°
Gerçek Haberci Haber KUMDAN KALELER

KUMDAN KALELER

Memleketin konuştuğu ortak dil BARIŞoldu. Ancak ne hikmetse barış kelime olarak dilimize pelesenk oldu. Barışıhayata geçirmek adına sanki bir hurafeye inanır gibi kırk kez söyleyince olacakzannetmeye başladık.Barışı sağlamak için yoğun birçalışma ser...

3 Dakika
Okunma Süresi
KUMDAN KALELER



Memleketin konuştuğu ortak dil BARIŞ
oldu. Ancak ne hikmetse barış kelime olarak dilimize pelesenk oldu. Barışı
hayata geçirmek adına sanki bir hurafeye inanır gibi kırk kez söyleyince olacak
zannetmeye başladık.

Barışı sağlamak için yoğun bir
çalışma sergiliyor gibi görünen iktidar ve medyası “Âkil İnsan” arayışını tamamlamış görünüyor. Ancak açıklanan
isimlere tepkiler geldikçe evriltme çalışmasından da kaçınmadıkları gibi
rahatsız da değiller. Kime göre ve hangi kriterlere dayanak yapılarak seçmiş
oldukları bir sır. Elbette içlerinde çok değerli akademisyen ve
araştırmacılarımız, gazetecilerimiz, bilim ve sanat camiasından dostlarımız
var. Ağırlıklı olarak baktığımızda yandaş ve candaş dostlarını belirleyici
köşelere yerleştirmiş durumdalar. Bunu fazla kurcalamak istemiyorum “herkes, gördüğü fotoğrafın filmini
canlandırabilecek düzeydedir”
diye düşünerek burada noktalamak istiyorum.

Biz fotoğrafın filmini
canlandırmaya çalışırken aklımı yoran “Barış”
koşullarını sağlayacak “Akil insan” ların
aslında panel ve çeşitli etkinliklerle halka bizim nasıl güzel geçinen
kardeşler olduğumuzu anlatacakları da dillendirilmeye başlandı. Bize ilk anlatılan 7(yedi) komisyon
kurulacağı; komisyonlarda her grubun temsil edilecek olmasıydı. Bu
komisyonların söz konusu özlenen barışı şekillendirme kriterlerini
belirleyerek; toplumun değerlerini sarsmadan, halkları ve bireyleri ötekileştirmeden,
kısaca kan dökülmesine yol açmadan “barışa” geçit vermekti.


Özür dileme manevrasının aktörü
İsrail ve ABD, sürecin yolunu belirleyen merdiven basamaklarına yön vermiş diye
düşünmekten de kendini alamıyor insan.

Öte yandan BDP’ye postacılık
yaptıran İmralı Adası sakinine biat kültürü parti içinde derin bir çatlak
yaratmış olmalı. BDP vekilleri 21 Mart Newroz mektubunun okunmasıyla açığa
çıkan, İslam kardeşliği söylemlerinin
yarattığı hezeyanın sınavını ne şekilde vereceğini düşünmekten olsa gerek, derin
bir sessizliğin içine gömüldüler.

İktidarın, BDP ile
karşılıklı taraflar olarak “Barış” üzerine
uzlaşmaya varması gerekirdi. İmralı
Adası’ndan gelen mektup BDP’nin içinde kaynak olarak kalmalı, yol gösterici
olmaktan başka bir misyon taşımamalıydı. Mektup BDP’yi saf dışına itince akil
insan listesi de sanki sakil oldu.


Eleştirmek kolay olmuştur; önemli olan eleştirirken çözüme önerilerde
bulunabilmektir. Benim de kendimce önerilerim var. Akil insanlar arasında görmemiz gerekenlere bir tek örnek vermek
istiyorum. İsmail BEŞİKÇİ…


Ülke barışı söz
konusu olduğunda bunu birkaç kişi ile yapamazsınız. Mesela neden sadece
Müslüman olanlar seçildi, barışı Müslüman din kardeşlerimiz adına, İslam
Bayrağı altında toplanmak inancıyla mı sağlayacağız?


Bölgede yaşayan Süryaniler-Keldaniler-Ezidiler-Ermeniler-Aleviler
ne olacak? Onlar barış için yeterli bir dine sahip değiller mi diyeceğiz. Onları
ve sorunlarını kim, neye ve kime göre dile getirecek?


Derdim; Âkil İnsanların
oluşturacağı barışa karşı gelmek değil…

Bizi “Barış” ve
“Akil İnsan”
söylemleri ile
oyalayan iktidar; medya ve üniversiteler üzerinde başlattığı sindirme
hamlelerine sürdürmektedir. Gazeteci ve akademisyenlere yönelik intikam
operasyonları tam gaz devam etmektedir.

Hepimiz sessizce olanları sadece
izlemekteyiz. Kendimizle de barışmaya çalışıyoruz…

Tüm bu paragrafları bir araya
getirdiğimizde, İktidarın amacının
Türkiye halklarını kumdan kalelere yerleştirip, seçtiği âkil insanlara da
nöbetçilik yaptırma sevdasında olduğundan başka bir senaryo okunmuyor!

04.04.2013




Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız