İZMİR BAROSU SEÇİMLERİ İÇİN BAŞKAN ÖZKAN YÜCEL YENİDEN ADAY


İZMİR BAROSU SEÇİMLERİ İÇİN BAŞKAN ÖZKAN YÜCEL YENİDEN ADAY

İzmir Barosu 17-18 Ekimde gerçekleşecek genel kuruluna hazırlanırken baroyu iki yıldır yönetmekte olan Çağdaş Avukatlar Grubu yeni dönem başkan ve yönetim kurulu adaylarını bu sabah gerçekleştirdiği bir basın toplantısıyla duyurdu. Çağdaş Avukatlar Grubu yeni döneme mevcut başkan Av. Özkan Yücel önderliğinde ve kadın adayların çoğunlukta olduğu bir listeyle girecek.

SON İKİ YIL İÇİNDE TÜRKİYE'NİN HUKUK SİYASETİNİ İZMİR BAROSU BELİRLEDİ

Yönetimine seçildikleri günden bu yana geride kalan 2 yılda yaptıkları çalışmaları anlatan Çağdaş Avukatlar Grubu Başkan Adayı ve İzmir Barosu mevcut Başkanı Avukat Özkan Yücel, “Yaklaşık 2 yıl geçti. İki yıl önce hukuk devleti, demokrasi, insan hakları, cumhuriyet değerleri, laiklik ve insan hakları üzerine bir mücadelenin sahibi olacağız diyerek çıkmıştık bu yola… Aradan geçen 2 yıllık süreç en genç yönetim kuruluna sahip İzmir Barosu’nu 112 yıllık geçmişin deneyimi ile Türkiye’nin hukuk politikasını, demokrasi mücadelesini, insan hakları mücadelesini belirler noktaya taşıdık. Aradan geçen 2 yıllık süreçte Türkiye’ye iz bırakan, mücadeleyi ateşleyen ilk kıvılcımlar sürekli olarak İzmir Barosu’ndan çıktı. Geldiğimiz haftasında 29 Ekim ile birlikte ‘Halktan kaçırmaya çalıştığınız cumhuriyet değerlerini halktan uzaklaştırmanıza izin vermeyeceğiz’ diyerek yola çıktık. Bizi 15 kişiye mahkum etmeye çalışan valiliğe yüzlerce avukatın cumhuriyet alanına cübbeleriyle birlikte girmesini sağlayarak mücadeleyi başlattık.  Süreç devam etti; İstanbul Seçimleri, adli yıl açılışı, baroların bölünmeye çalışılması ve çoklu baro anlayışına karşı mücadele, hayvan hakları, çevre mücadelesi,  insan hakları mücadelesi, işkenceye karşı mücadele… Tüm bunların başında söz söyleyen öne çıkan hukuk devletini, demokrasiyi ve evrensel hukuk değerlerini asla unutmadan hareket eden bir baro vardı; İzmir Barosu’ydu. İzmir Barosu’nun çağdaş yönetimiydi. Bütün riskleri, sorumlulukları paylaşarak bu 2 yıllık süreçte meslektaşlarımızın oylarıyla geldiğimiz yönetimde yapılması gereken her şeyi yapmak için çabaladık. Elimizden gelen demiyorum, çünkü bazı şeyler elinizden gelmiyor mu diye sorabilir insanlar. Bugün Türkiye’nin demokratik kamuoyu, bugün Türkiye’deki tüm barolar, bugün Barolar Birliği’nin gözü İzmir Barosu’na çevrilmiş durumda” diye konuştu.

MÜCADELEMİZLE TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLDUK

Hak ihlallerine karşı mücadelede ilk planda İzmir Barosu’nun olduğunun altını çizen Yücel şunları söyledi: “Mücadeleyi bu kadar üst perdeden başlattığımızda, çıtayı bu kadar yukarıya koyduğumuzda demokratik kitle örgütlerine ve diğer barolara aslında bir hedef göstermiş olduk. Mücadele etmek istiyorsanız salonlarda, kapalı alanlarda yapacağınız basın açıklamalarıyla değil, sokaklardan halkın içinden geçen mücadele, halkı katmadığınız meslektaşlarınızı mücadelenin içine sokmadığınız sürece mücadelenin başarılı olması mümkün değildir.  Dezavantajlı bütün gruplara karşı gerçekleştirilen hak ihlallerine karşı mücadelede ilk planda İzmir Barosu’nu görmek mümkün oldu. LGBTİ’ye karşı Onur Haftası’nın yasaklanmasında salonlarımızı açtık. Eylemler yasaklanmaya kalktığında, kadın arkadaşlarımıza saldırıldığında onlar için Özgür Kürsü’yü harekete geçirdik. Valilik yasaklarına karşı ifade özgürlüğünü var edebilmek, savunabilmek için "özgür kürsüde" tüm yurttaşlarımıza yer açtık. Aynı zamanda cumhuriyet değerlerini, laikliği korumak için mücadele ettik.  Milli İrade Ortaokulu’nu imam hatip lisesine  çevirmeye kalktılar, en başta  biz karşı çıktık. Velilerle ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte eylemler, basın açıklamaları yaptık, dava açtık. Ve şu anda Milli İrade Ortaokulu yeniden asli rotasına dönmüş durumda. Kararı iptal etmek zorunda kaldılar. Kaz Dağları’nda biz vardık. Kaz Dağları’nda mücadeleyi uluslararası arenaya taşıyan, Kaz Dağları’ndaki mücadelede asıl sorumluluları, orada iş yapan şirketin sahiplerini şikayet eden, o ülkeleri de mücadeleye çağıran, yani mücadelenin aslında sınırları aşan bir mücadele olduğunu ortaya koyan da yine İzmir Barosu oldu.”

BÜTÜN ALANLARDA İZMİR BAROSU AVUKATLARININ YANINDA OLDUK

Saha mücadelelerinin yanı sıra avukatlarla ilgili gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili de bilgilendirmede bulunan Avukat Yücel, “Bütün alanlarda meslektaşlarımızın yanındaydık.  Belki de tarihinde ilk defa İzmir Barosu 2 yıllık süreçte bizzat yönetim kurulu üyeleri aracılığıyla 3 bin 500’ün üzerinde avukatla iletişim kurdu, meslektaşlarımıza 7/24 yönetim kuruluna ulaşma imkanı tanıdık.  Onlara nöbetçi yönetim kurulu hattını oluşturmak suretiyle hiçbir aracı koymadan doğrudan yönetim kurulu üyeleriyle sorunları çözebilme imkanı tanıyacak bir mekanizmayı hayata geçirdik. Pandemi sürecinde meslektaşlarımızı yalnız bırakmadık. Hiçbirimizin yaşamak istemediği bir süreçti ama başa gelmişti. Tüm tedbirleri ilk olarak devlet kurumlardan, kamu kurumlarından önce tedbirleri alan kurum olma özelliğimi taşıdık. Çalışma saatlerini dengeledik, tedbirleri aldık ve mutlulukla söylüyorum İzmir Barosu’nun hiçbir personelinin ve meslektaşlarımızın Covid-19’dan muzdarip olmasına izin vermedik. Ama zor bir süreçti, ekonomik olarak da zor bir süreçti. İşsiz kalan meslektaşlarımız vardı, ofisini kapatmak zorunda kalanlar vardı. Yaşamlarını sürdürmek için güçlük çekiyorlardı. Bir şey yapmak lazım diye yola çıktık ve İzmir Barosu Dayanışması: ‘Yalnız değilsin’ diyerek bir kampanya başlattık. Çok ayağı vardı bu kampanyanın… Biri nakdi yardımdı. İhtiyacı olan, başvuran tüm meslektaşlarımıza nakdi yardım ulaştırdık. Faturalarımızı ortak ödedik, paylaştık. Ofisini kapatmak zorunda kalan işsiz kalan meslektaşlarımızın işlerine devam etmesi için dayanışma ofisimizi açtık ve faaliyete geçirdik. O dönem adli yardım ödemelerinde meslektaşlarımızdan kestiğimiz aidat kesintilerimizden vazgeçtik. Sürecin ekonomik olarak ne kadar yıpratıcı olduğunun farkında olarak bu ödemeleri daha sonraya bırakarak adli yardım hak edişlerini tam olarak meslektaşlarımıza ödedik. CMK ücretlerinin ödenmesinde makası kapatmak için büyük bir mücadele sergiledik. Meslektaşlarımızın sayfalarca rapor hazırlayacağı sistemlerin önüne geçtik. Elektronik ortamda raporlandırma işlemlerini yapmalarına ve onayla işlemlerinin yapılmasına imkan sağladık. Savcılık ayağı bakanlıkta takıldığı için, şu an savcılık bu onaylamayı yapmıyor ama bakanlıktan da gerekli onaylar alındıktan sonra meslektaşlarımız bir kağıt bile harcamadan raporlandırmayı yapıp CMK ücretlerini hem de çok daha kısa bir zamanda, 15 gün gibi bir zamanda ücretlerini alabilecekleri bir imkan yaratmaya çalışıyoruz. Bütün adliye birimlerinde avukatların rahatça yemek yiyebilecekleri, vakit geçirebilecekleri imkanlar sağladık. Bu imkanları sağlarken de mümkün olduğu ölçüde baro bütçesine hiç yük olmadan arkadaşlarımızın aidatlarından bir kuruş bile harcamadan bunu gerçekleştirmeye çalıştık. Şu anda bütün adliye birimlerinde kafeteryalar çalışıyor. Yetmez dedik! Sosyal tesis anlamında avukatların bir araya gelebileceği, İzmir’in uzun yıllardır ihtiyacı olan tesisi hayata geçirmek üzere de şu an içinde bulunduğumuz Baro Bahçe'yi açtık. Hem ekonomik olarak hem de zaman olarak meslektaşlarımızı rahatlatacak başka uygulamaların da içerisinde ve üzerinde çalışıyoruz” açıklamalarında bulundu.

İZMİR BAROSU KOMPLEKSİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ

Yeni dönem için hedeflerinden birinin İzmir Barosu Kompleksi olduğunu dile getiren Yücel, “Bir İzmir Barosu Kompleksi hedefimiz var.  İzmir Barosu'nun tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir tesise ihtiyacımız var. Konferans salonlarından, gösteri merkezlerine, servis salonlarına, idari birimlerine kadar bir baro kompleksi İzmir Barosu’nun hakkıdır. Şu anki binamız bu ihtiyacı karşılamaktan uzak. O nedenle genel kurul gündemine bir madde koydurduk. Yönetim Kuruluna seçileceklere yeni baro binası çalışması yapmak üzere yetki verilmesini sağlamaya çalıştık. Bu konuda hazırlıklarımız var. Seçildiğimizde bunu hayata geçirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

HEDEF FEYZİOĞLU'NUN YÖNETTİĞİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİ DEĞİŞTİRMEK

Yeni dönemde seçilmeleri halinde temel hedeflerinden birinin; Türkiye Barolar Birliği’ni gerçekten avukatlar için çalışan bir yapı haline getirecek önlemler alınması ve yönetim değişikliğinin sağlanması olduğunu söyleyen Avukat Özkan Yücel, “Avukatların mesleki sorunlarıyla, ekonomik sorunlarıyla ülkenin sorunları birbiriyle asla ayrılmıyor. Bugün yaşadığımız sorunların temelinde siyasi iktidarın uzlaşmaz, kabul edilemez, hukuk sistemini tanımayan tavrı yatıyor. Avukatları baroları değersizleştirme çabası yatıyor. Bunu biz hiçbir zaman kabul etmiyoruz. Önümüzdeki süreçte de temel mücadele alanlarından birisi de bu olacak. İnanıyoruz ki Türkiye Barolar Birliği'ni değiştirmek, önümüzdeki dönem içerisinde barolar açısından önemli bir yer taşıyor. Barolar Birliği'ni bu tek adam yönetiminden, demokrasiye ve insan haklarına uzak anlayıştan, siyasi iktidarın eteğinde çalışıyor olmaktan kurtarmak ve yeniden avukatlara, yeniden barolara ve yeniden hukuk devletine ve demokrasiye sahip çıkacak bir kurum haline getirmeye ihtiyacımız var.  Temel hedeflerimizden biri olarak, önümüzdeki dönemde İzmir Barosu Yönetim Kurulu’nun ve elbette ki delegasyonunun temel hedeflerinden biri Barolar Birliği'ni gerçekten avukatlar için çalışan bir yapı haline getirecek önlemler alınması ve bir yönetim değişikliğinin sağlanması olarak belirlemiş durumdayız. Bu konuda da çalışmalarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

YENİ DÖNEM İÇİN GÜCÜMÜZ VE ENERJİMİZ VAR

Yücel konuşmasını şöyle sürdürdü: “İzmir Barosu olarak Türkiye’nin gündemini belirleyen, Türkiye’nin gündemine oturan ve biz söyledikten sonra Türkiye’yi peşinden sürükleyen bir çok olay yaşadık. Bu yeni dönem içerisinde de bunu yapacak gücümüz ve enerjimiz var. Çünkü biz mağduriyetin kendisine odaklanıyoruz. Mağdurun kimliğine hiçbir zaman odaklanmadık. Hukukun evrensel değerleri içerisinde bir tek şeye bakıyoruz. Mağduriyet var mı? Mağduriyet kimden kaynaklanmış? Bizim muhatabımız o mağduriyetin kaynağıdır. Daha öncesinde burada Roman vatandaşlara gerçekleştirilen bir eylem sebebiyle burada bir insan hakları ihlali gerçekleştiriyorsunuz diyerek bir açıklama yaptık. Muhatabı muhalefetten gelen bir belediye başkanıydı. Bunu şunun için söylüyorum; muhatabın kim olduğuyla zerre kadar ilgilenmiyoruz. O mağduriyeti ortadan kaldırmak için mücadele etmek İzmir Barosu’nun temel görevlerinden biridir.

ADAYLARIMIZIN ÇOĞU KADIN, ERKEK KOTASINI SAĞLAYAMADIK!

Yönetim Kurulu adaylarında kadınların erkeklerden fazla olduğuna dikkat çeken Yücel, “Biz önümüzdeki dönemde 10 kişilik bir yönetim kuruluyla değil. Dışarıdan alacağımız desteklerle, iş bazında verdiğimiz görevlerle ve yapacakları işlerle 16, 17, 18, 20 yönetim kurulu üyesiyle birlikte çalışıyor olacağız. Yani sorumlulukları, işleri paylaşarak yayarak herkesin taşın altına eline sokmasını sağlayarak, herkesin üstlenebileceği görevleri almasını temin ederek İzmir Barosu Yönetim Kurulu'nu, yasal yönetim sayısı 10 kişi olsa da 20’lere ve daha üzerine çıkarmak için çalışmaları sürdüreceğiz. Yüzde 50 kotası her yerde konuşulan bir şey. Biz de yüzde 50 kotasını sağlayamadık ama bu sefer tersten sağlayamadık. Erkelerde yüzde 50 kotasını sağlayamadık. Bu da ilklerden biri, bu anlamda çok mutluyuz. İzmir Barosu'nda ilk kez yönetim kurulunda kadın sayısı erkeklerden fazla. Geçen dönemde Türkiye’nin en genç baro yönetiminden biriydik. Şimdi ise Türkiye’nin en genç ve kadın sayısı en fazla yönetim kurullarından biriyiz. Kadın sayısının çokluğu önemli. Arkadaşlarımız öncelikle yaptıkları işte çok değerli. Bu işleri başarabilecekleri meziyetleri olduğu için yönetim kuruluna adayılar. Ama aynı zamanda kadın mücadelesini, kadın hassasiyetini yönetim kuruluna taşıyacaklarını ve onu daha yukarıya taşıyacakları için buradalar ve bu da  başka bir onur kaynağı. Kim bilir bir başka dönemde tepeden tırnağa kadınlardan oluşan yönetim kurulu ve başkan olur İzmir Barosu’nda. Umarım olur” dedi.

İZMİR’DEN İKTİDAR YALAKASI BİR BARO ÇIKMAYACAKTIR

Çoklu Baro tartışmalarına da değinen Yücel, “Başından beri şunu söyledik. İzmir Barosu’nun temel gücü insan gücüdür, insan kaynağıdır. Ekonomik olarak belki çok güçlü değiliz ama insan kaynağı olarak çok güçlüyüz. Çalışacak çok sayıda arkadaşımız var ve hedefimiz o arkadaşlarımızın tamamını bu sürecin içine dahil etmek. Onlarla birlikte bu yolu tamamlayabilmek. İzmir Barosu'nda Çağdaş Avukatlar'ın yeniden kazanmasını Türkiye’de, hukuk devletinin, insan hakları mücadelesinin, demokrasinin kazanması olarak görüyoruz. Bunu başaracak güce sahibiz. Çoklu baro için yola çıkanlar 2 bin imza ile bunu kurarız diyenler, meclisteki el sayılarına bakarak çoklu baro ortaya çıkarmaya çalışanlar, İzmir’de tam bir hezimete uğradılar. İzmir halkı, avukatı cumhuriyet değerlerine, demokrasiye, çağdaş yaşama inanır ve buna sahip çıkar. Demokrasiyi ortadan kaldıracak cumhuriyet değerlerini ortadan kaldıracak, İslami bir yapıya, iktidara bağlı bir yapılanmaya yol açacak çoklu baro düzenlemesine asla izin vermeyecektir. İzmir’den iktidar yalakası bir baro asla çıkmayacaktır” diye konuştu.

DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ'NİN YANINDAYIZ

Devlet Bahçeli’nin tabip odaları kapatılsın sözü ile alakalı: sevdiğim bir tweet oldu. Devlet Bahçeli kapatılsın diye bir tweet atmış arkadaşımız. Bana kalırsa olması gereken o. Devlet Bahçeli’nin bu güne kadar yerine getirdiği işlev şu: siyasi iktidarın bir bastonu. Ne zaman siyasi iktidar bir şey söylemek istese ya da gündemi temel sorunlardan uzaklaştırmak istese sayın Bahçeli bir şeyler yumurtluyor. Yani siyasi iktidar ne zaman gündem sıkışıyor, sorun yaşanmaya başlıyor, her seferinde Devlet Bahçeli toplumun gündemini başka yöne çevirecek çıkışla ortaya geliyor. Bunun bir karşılığı olmadığını, hekimlerin ne kadar önemli ve değerli iş yaptıklarını zaten pandemi süreci önemli bir şekilde gösterdi. Asıl yapılması gereken o hekimlere şükran duymak, iyi hekimlik uygulamalarını desteklemek ve uygulamak. Türk Tabipler Birliği’nin sesine kulak vermek yerine bunu yapamayan siyasi iktidar çünkü politikaları bununla uyuşmuyor. Türk Tabipler Birliği’nin dediklerini dikkate alırsa aslında yaptıklarının ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkacak. Yine sayın bahçeli aracılığıyla bir gündem saptırma operasyonunun peşine düştü. Biz Türk Tabipleri Birliği'nin yanındayız. Nasıl ki biz Ankara’ya giderken, çoklu baro uygulamaları gündeme gelmişken bunlara karşı baroların yanında yer aldı. Demokrasi mücadelesinde biz de Türk Tabipler Birliği'nin yanındayız. İyi ki Türk Tabipler Birliği var. Bahçeli’ye, siyasi iktidara rağmen TTB var. İşbirliğimiz aratarak devam edecek.
Seçime katılım oranı konusu: bu seçimlerde 8 bin 500 civarında arkadaşımızın oy kullanacağını düşünüyorum. İzmir Barosu'ndaki genel seçimine bağlantılı bir durum bu. Sayıyı artırmak için elimizden geleni yapacağız. Ama pandemi koşulundan dolayı evinden çıkmak istemeyen, bu konuda endişe taşıyan bu nedenle sandığa gelemeyecek çok sayıda meslektaşımız var. Yaşı sebebiyle, hastalığı sebebiyle gelemeyecek olanlar var. Onların oy kullanmasını kolaylaştıracak yöntemleri planlıyoruz. Ama yine de sayıyı katılım anlamında biraz düşük tutabilir.