weather
21°
Gerçek Haberci İzmir Ekonomist Küçüközmen’den ‘asgari ücret’ yorumu: “Fazla yükselmesi enflasyonu daha kötü bir noktaya sürükler”

Ekonomist Küçüközmen’den ‘asgari ücret’ yorumu: “Fazla yükselmesi enflasyonu daha kötü bir noktaya sürükler”

Ekonomist Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, “Asgari ücretin Fazla yükselmesi enflasyonu daha kötü bir noktaya sürükler” dedi.

3 Dakika
Okunma Süresi
Ekonomist Küçüközmen’den ‘asgari ücret’ yorumu: “Fazla yükselmesi enflasyonu daha kötü bir noktaya sürükler”
Sıla ARABACIOĞLU-GERÇEK HABERCİ-2022’nin ikinci yarısında asgari ücretin brüt 6 bin 471 lira, net 5 bin 500 lira olarak belirlenmesiyle birçok kalemde artış yaşandı. İşverenlerin maliyetlerinin yükselmesi ile birlikte enflasyon artışı noktasında da endişe yaşanırken Ekonomist Prof. Dr. Cumhur Coşkun Küçüközmen, GERÇEK HABERCİ’ye değerlendirmelerde bulundu. Küçüközmen, fiyat artışlarının her zaman alınacak ücretin üstünde olacağını dile getirerek, “Daha az ezilmeye yönelik artan hayat pahalılığı noktasında artış yapıldığı. Şu anda yapılabilecek normal bu, bunu daha yükseği insanların tahmin ettiğinin aksine daha kötü bir noktaya sürükler” diye konuştu.
“Devasa bir yangının üzerine bir kova su döküldü”
Asgari ücret yükseldikçe maliyetlerin de ona oranla artacağının altını çizen Küçüközmen, “Dolar’ı da tutmakta çok daha da zorlanılır. Göçmenlerin ve kaçak çalışanların bu kadar yoğunlukta olduğu bir ülkede işverenler, kendisine maliyeti 5 bin 500 TL artı sigorta olan bir işçi çalıştırabilir? Asgari ücret belirleniyor; ama işveren de artan maliyetler sebebiyle fiyatı tutturamıyor. Fiyat yükseldiği zaman da talep düşebiliyor. Dolayısıyla piyasada dengelerin ve dinamiklerin; özellikle fiyatlama dinamiklerinin bozulduğu bir ortamdayız. Şu anda üreticilerden tutun birçok kişi fiyat tutturmakta zorluk yaşıyor. Bu noktada yapılması gereken acil şeyler var” ifadelerini kullandı.
Küçüközmen sadece asgari ücrette yapılan düzenlemenin tek başına yetmeyeceğine dikkat çekerek, “Bu yapılan devasa bir yangının üzerine bir kova su dökmekten farksız. Yangın küçülür; ama sonra daha da büyüyebilir. Su dediğimiz devletin kaynakları. Vergi üretimden toplanır, bu noktada da üretimde çalışan insan sayısına ve kapatılan şirketlere bakmamız gerekiyor” görüşünü aktardı.
“Enflasyon üzerinde olumsuz etki yaratacak”
Dikkatlerden kaçan bir durum daha olduğunu vurgulayan Küçüközmen, “Devlet şu kadar krediyi şu miktardan verecek, şuradan vergi almayacak ifadeleri kullanılıyor. Teşekkür ediyoruz; ama burada devlet gelirinden oluyor. Devlet, bu kaybettiği geliri nereden telafi edecek? Birisi bana bunu söylesin. Para basarak, borçlanarak… Bunlar da enflasyon üzerinde olumsuz etki yaratacak. Çok kritik günlerdeyiz. Enflasyon Ocak Şubat aylarında düşecek diyorlar. Nasıl? Ne yapılacak? Mesela ben 100 kiloyum Şubat ayına kadar 70 kilo olacağım desem bana ‘Nasıl, Ne yapacaksın?’ diye sorarlar. ‘Yemeyeceğim’ bu konuya cevap olamaz. Aslında demek istediğim ‘Program ne?’. Beklenen tek şey turizm gelirleri, ihracat devam etse de yavaşlayarak devam ediyor” açıklamasını yaptı.
“Şeffaf ve hesap verilebilir programlar acilen ortaya konulmalı”
Küçüközmen, Türkiye’nin bu durumda da yüklenmesi gereken iki alan olduğunu belirterek, “İhracat yani dış ticaret diğeri ise üretimin üzerinde artan maliyetleri azaltacak yöntemler. Kaynaklar zamanından önce tüketilmiş durumda. Türkiye’nin orta ve uzun vadeli projeksiyonlara, programlara ihtiyacı var. Bunun da bekletmenin zamanı yok. Seçim tarihine takılmadan bir an önce şeffaf ve hesap verilebilir programlar acilen ortaya konulmalı” dedi.

 
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız