Sıla ARABACIOĞLU-GERÇEK HABERCİ- Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasına tepki gösteren Yüksek Ziraat Mühendisi Ferdan Çiftçi, “Resmi gazetede yayınlanan yönetmelik ile zeytinliklerimize hançer vuruldu” diye konuştu. Türkiye’nin bitkisel yağ açığı olduğunu vurgulayan Çiftçi, zeytinliklerin madenciliğe kurban edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Maden ortada bir yıkım bırakıyor”
Çiftçi, zeytin alanlarının madencilik faaliyetlerine kurban edilmemesi gerektiğini belirterek, “Savaşın başladığı gün alınan bu karar çok can acıtıcı oldu. Biz bu kararın sonuçlarını zeytinlerimiz talan edildiğinde göreceğiz. Bitkisel yağ açığımız ortadayken zeytin gibi bir değerimiz varken savaş zamanında böyle bir kararın alınması çok manidar. Zeytin aynı zamanda sağlık demek gelecek demek geçmiş demek… Binlerce yıl yaşayan ölmez ağaç madenciliğe kurban edilmemeli. Bir madenin ömrü en fazla 50 yıl, daha sonra ortada bir yıkım bırakıyor” diye konuştu.
3573 sayılı Zeytincilik Yasası, yönetmelik ile aşılmaya çalışıldığını vurgulayan Çiftçi, “Birkaç cinlik ile enerji madenciliği için deniliyor ve enerji üzerinden bir kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor. İkincisi zeytinlerin taşınması ön görülüyor. Bu kadar büyük zeytin alanlarının taşınması mümkün değil. Üçüncü ise taşınamayacağı zaman bunun üç katı yeni alan dikileceği ön görüsü var” ifadelerini kullandı.
“Zeytin Kanunu’nun etrafından dolaşmak istiyorlar”
Biz zeytin ağaçlarının yeni bölgelere uyum sağlaması için geçen sürede verim kaybı yaşanacağına dikkat çeken Çiftçi şunları söyledi:
“O nedenle kesinlikle zeytin alanlarından ellerini çekmeleri gerekiyor. Bu aynı zamanda tarım alanlarının talanını da getirecek. Bu aynı zamanda 5043 sayılı Toprak Koruma Kanunu’na da aykırı olacaktır. Bir yönetmelik değişikliği ile Zeytin Kanunu’nun etrafından dolaşmak istiyorlar, buna hiçbirimiz izin vermeyeceğiz. Bizim zeytin varlığımız yıllar içerisinde arttı; ama üretime baktığımızda 2004 yılında 1 milyon 200 bin ton zeytin üretmişken şu anda rakamlar daha farklı. Bu da bize verimin artmadığını gösteriyor. Bu da bize verimli ağaçların kesilerek yerine yeni ağaçların dikilmesiyle oluşan kaybı gösteriyor.”
“Maden ortada bir yıkım bırakıyor”
Çiftçi, zeytin alanlarının madencilik faaliyetlerine kurban edilmemesi gerektiğini belirterek, “Savaşın başladığı gün alınan bu karar çok can acıtıcı oldu. Biz bu kararın sonuçlarını zeytinlerimiz talan edildiğinde göreceğiz. Bitkisel yağ açığımız ortadayken zeytin gibi bir değerimiz varken savaş zamanında böyle bir kararın alınması çok manidar. Zeytin aynı zamanda sağlık demek gelecek demek geçmiş demek… Binlerce yıl yaşayan ölmez ağaç madenciliğe kurban edilmemeli. Bir madenin ömrü en fazla 50 yıl, daha sonra ortada bir yıkım bırakıyor” diye konuştu.
3573 sayılı Zeytincilik Yasası, yönetmelik ile aşılmaya çalışıldığını vurgulayan Çiftçi, “Birkaç cinlik ile enerji madenciliği için deniliyor ve enerji üzerinden bir kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor. İkincisi zeytinlerin taşınması ön görülüyor. Bu kadar büyük zeytin alanlarının taşınması mümkün değil. Üçüncü ise taşınamayacağı zaman bunun üç katı yeni alan dikileceği ön görüsü var” ifadelerini kullandı.
“Zeytin Kanunu’nun etrafından dolaşmak istiyorlar”
Biz zeytin ağaçlarının yeni bölgelere uyum sağlaması için geçen sürede verim kaybı yaşanacağına dikkat çeken Çiftçi şunları söyledi:
“O nedenle kesinlikle zeytin alanlarından ellerini çekmeleri gerekiyor. Bu aynı zamanda tarım alanlarının talanını da getirecek. Bu aynı zamanda 5043 sayılı Toprak Koruma Kanunu’na da aykırı olacaktır. Bir yönetmelik değişikliği ile Zeytin Kanunu’nun etrafından dolaşmak istiyorlar, buna hiçbirimiz izin vermeyeceğiz. Bizim zeytin varlığımız yıllar içerisinde arttı; ama üretime baktığımızda 2004 yılında 1 milyon 200 bin ton zeytin üretmişken şu anda rakamlar daha farklı. Bu da bize verimin artmadığını gösteriyor. Bu da bize verimli ağaçların kesilerek yerine yeni ağaçların dikilmesiyle oluşan kaybı gösteriyor.”