GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ - İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmasına karşın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tahsis edilen Meslek Fabrikası binasında, tahliye işlemlerinin başlatılması sonrasında yürütülen eylem süreci üçüncü gününde devam ediyor. Bu kapsamda dün açıklanan eylem planı kapsamında, Meslek Fabrikası binası önünde geniş kapsamlı bir miting gerçekleştirildi.
Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Genel Başkan Yardımcıları Güldem Atabay ve Ulaş Karasu, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, STK’lar, dernekler, sendikalar, Meslek Fabrikası kursiyerleri, partililer ve vatandaşlar katılım gösterdi. Programda ilk olarak Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinin bildirisi okundu. Bileşenler adına bildiriyi okuyan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin, “Meslek fabrikası İzmir’de yıllardır başta kadınlar ve gençler olmak üzere istihdama doğrudan katkı sunmuştur. Bu merkez yalnızca bir eğitim alanı değil insanların hayatlarını kurabildiği ekonomik bağımsızlık kazandığı ve toplumsal hayata katılabildiği bir alan, örnek bir sosyal belediyecilik örneğidir. Bu el koyma kamu yararı için faaliyet yürüten bir kamu kurumuna, yine bir kamu kurumu eliyle yapılmıştır” dedi.

GÜMÜŞTEKİN: MESLEK FABRİKASI BİZİMDİR
Gümüştekin, şu ifadeleri kullandı:
“Bu tesadüf değildir, bu kamusal alanı rotadan kaldırmanın bir sonucudur. Halkın ortak değerlerine doğruda mücadeledir. VGM’ye devredilmiş polis barikatları ve TOMA’larla abluka altına alınmıştır. Tıpkı halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarına olduğu gibi meslek fabrikasına da bir şafak operasyonuyla el konmuştur. Bu yöntem hukuki değil siyasi bir baskının örneğidir. Bu açık bir hukuksuzluktur. Bu müdahale siyasi iktidarın kamu gücünü kendisi için kullanmasının örneklerindendir. Bu doğrudan halkın iradesine yönelmiş bir saldırıdır. Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Belediye başkanları, gazeteciler, sanatçılar, sendikacılar hedef haline getirilirken Meslek Fabrikası da bu politikanın bir parçasıdır. Bizler halkın ortak birikimlerine el konmasına karşı olduğumuzu bir kere daha ifade ediyoruz. Bizler biliyoruz ki ateşin en çok yakıp kavurduğu an yeniden doğuşun başladığı andır. O ateş bugün İzmir’de yanıyor. Çünkü bizler bu ülkenin umuduyuz. Tutuklanan belediye başkanları, susturulmak istenen basın emekçileri, akademisyenler bizimdir. Meslek Fabrikası da bizimdir. Bu fabrika bizim kalacak.”
KURSİYERLERDEN ORTAK ÇAĞRI: MESLEK FABRİKASI KAPANMASIN
Bildiri okunması sonrasında Meslek Fabrikası mezunları duygularını paylaştı. İlk olarak söz alan Rafet eski, “Bu meslek fabrikasının kapanmamasını istiyoruz. Kapanırsa çoluğumuz çocuğumuz aç kalır” dedi. Barista kursu alan Ece İdiman ise “Benim için özel bir yere sahip çünkü bir sere kontenjan bulamadım. Profesyonel bir eğitim anlayışı var. Tepeden tırnağa sizi mesleğinize hazırlıyorlar. Bununla ilgili sizin yerlere yerleşmenizi sağlıyorlar. Halka sağlanmış böyle kıymetli bir yerin alınmasını asla istemiyoruz” diye konuştu. Meslek Fabrikası’nda tekstil kursu alan Milena Yurash da “Biz uzak yerden geldik ve bize sahip çıktı bize çok yardımcı oldular. Sayın yetkililer, değerli katılımcılar. Meslek fabrikasından mezun olan öğrencilerden biriyim ben. Burası sayesinde hayalimdeki mesleğe sahip oldum. Burası mesleği olmayan bir anne bir eş için önemli bir eğitim yeri. Burada sadece eğitim verilmiyor, özgüven kazandırılıyor, dayanışma güçleniyor, kadınları potansiyeli ortaya çıkıyor” dedi.
Öte yandan fabrikada kuaförlük eğitimi alan Sevinç Demir Tokcan, “Meslek Fabrikasından güzellik ve bakım hizmetlerinden birçok kurs aldım. Ustalığı tamamladım, kuaför salonlarında güzellik merkezlerinde çalışarak evime katkıda bulundum. Şimdi kendi dükkânımı açtım iki sene oldu. Meslek fabrikası herkese istihdam oluyor. Orada sadece kurs bile almak insana özgüven getiriyor. Meslek Fabrikası kapanmasın” diye konuştu. Ön muhasebe kursiyeri Esra Yeke, “Ben eşinden boşanmış bir vatandaşım. Benimle birlikte birçok arkadaşım benim gibi buralardan kurs alıp ayakları üstünde durmayı sağlıyor. Buranın bize geri verilmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

GÜÇ: BU MİLLET BIKTI SİZDEN
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise burada yaptığı konuşmasında iktidarı eleştirerek seçim çağrısı yaptı. İzmir’in boyun eğmeyecek bir şehir olduğunu belirten Güç, şunları kaydetti:
“Burası sadece bir bina değil. Burası işsiz gencin umudu, eve ekmek getiren annenin yolu. Hayatını yeniden kurmak isteyenlerin yolu. Burada halkın emeğine, geleceğine çöktüler. Meslek Fabrikası İzmir halkınındır. Bu mesele sadece İzmir’in değil Türkiye’nin meselesi. Bugün burada yaşanan adaletin askıya alınması, halkın iradesinin hiçe sayılmasıdır. Mahkeme süreci beklemeden, hukuki süreç beklemeden, alel acele el koyma girişimiyle karşı karşıyayız. Bu nasıl bir devlet aklıdır? Devlet dediğin hukuka uyar, adaletle hareket eder. Bu millet hukuksuzluğa boyun eğmeyecek. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Bu hakkın idari işlemlerle tartışılır hale getirilmesi hepimizin geleceğini tehdit eder. Bugün Meslek Fabrikası yarın senin tapun. İşte biz buna karşıyız. Biz biliyoruz ki kamu gücü halka karşı değil halk için yapılır. Devlet vatandaşıyla kavga etmez.
Kıymetli İzmirliler meslek fabrikası sadece bir eğitim alanı değil gençlerin meslek öğrendiği, işsizlerin umut bulduğu bir merkezdir. Esnafa çalışan yetiştiriliyor. Sizin eğitimde yapamadığınızı yapıyoruz. Ekonomik krizin bu kadar yoğun olduğu bir dönemde aklınıza gelen bu mudur. Siz ne yaptığını bilmeyen merkezi bir hükümetsiniz. Ülkeyi yönetemeyen bir iktidarsınız. Toplumu umutsuzluğa terk ettiniz. Bizim derdimiz umudunu kaybetmiş gençlerdir. Şimdi İzmir’in umuduna çöküyorlar. Unuttukları bir şey var, bu milletin iradesine dokunurlarsa ayağa kalkar. O irade bugün İzmir’de. İzmir korkuların bittiği yer, ilk kurşunun şehridir.
Memleketin hali ortada. 24 yılın sonunda dert büyüdü. Bu bir tercihtir. Cumhuriyet kazanımları, bu ülkenin geleceğini sattılar. Şimdi de halkın umut kurduğu yere el uzatıyorlar. Ama başaramazlar. İnancımızı kıramazlar. Çünkü biz sessizliğe karşı hakikatiz. İzmir halkıyla inatlaşmayın. Bu şehir boyun eğmez. Getirin sandıkları, bu millet bıktı sizden.”

TUGAY: KÖTÜLÜĞÜN NORMALLEŞMEMESİ İÇİN BURADAYIZ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şunları söyledi:
“Siyaset işinde ben hiçbir zaman kalıplara adapte olamadım. Kendi bildiğim yoldan gidiyorum. Bizler sizlerin takdiriyle, sizlerin oylarıyla buralara geldik. Esas vasfımız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktır. Onun dışında sizin bize verdiğiniz sorumluluklardır. Hep söylüyorum Allah bizi mahcup etmesin diye. Ben sizden daha güzel bir ley bilmediğimi söylüyorum. Öyle bir İzmir ki her zaman doğrunun ve iyinin yanında olmuş, değerleriyle büyümüş onlara sahip çıkmış. İnadına inadına inadına İzmir!
Bazen insanlara öyle şeyler yaptırıyorlar ki yaptıklarının kötü olduğun fark etmez hale geliyorlar. Bu insanlar bazen siyasetçi de oluyor kamu yöneticisi de oluyor. Biz görevimizi yapıyoruz diyerek devam ediyorlar. Bunun adı kötülüğün sıradanlaşması. Bugün burada aslında Meslek Fabrikasıyla ilgili hatanın Türkiye’de ilk örneği olan bu hatanın normal görünmemesi, sıradanlaşmaması için, yarın öbür gün tekrarlanmaması için daha kötülerinin yapılmaması için bir araya geldik, buna itiraz ediyoruz. Bazı anlar vardır, susarsanız her şey yavaş yavaş normalleşir. En sonunda kötülük normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi için buradayız.
Buranın geçmişini anlattık. Uzun yıllardır İzmir’in malı. Kamulaştıran kişiler 1926 bakanlar kurulu ve Cumhurbaşkanı Atatürk. O bina o günde sonra çok fazla şey yaşıyor. 12 Eylül’de askeri darbeyle İzmir Belediyesi’nin başına asker kökenli birisi atanıyor. Onun yönetiminde burası DGM’ye veriyorlar. Ancak tapusu belediyede devam ediyor, kullanıma tahsis ediliyor. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, bizim ülkemizin tarihinde he yaşattığı kötü şeylerle hatırlanır. Bu kötü izi olan binayı harap halde alıp sonrasında 2007 yılına restore etmeye başlıyor İzBB. Onun için de dünya kadar para harcanıyor. O paralar İzmir halkının parası. Yan İzmir halkına hizmet için ayrılan para. O dönemde kaç para harcandı en iyi bunu yapan Büyükşehir Belediye Başkanımız bilir. Benim çok değerli, yaptığı pek çok şeyi örnek aldığımız, izinden gittiğimiz Aziz Kocaoğlu başkanım.”

KOCAOĞLU: BİZ DİRENMEZSEK YARIN HEPSİ GİDECEK
Tugay’ın sunumuyla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, kürsüye çıkarak yaşananlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Kocaoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Yine bir zor günde, yine İzmir’in hakkını korumak için hep birlikte mücadele ediyoruz. Hepinize sonsuz teşekkürler. İyilik er ve geç kötülüğü yenecektir. Kötüler ilelebet başarılı olmamıştır. Ama iyiler hep başarılı olmuştur. Ben başkanın söz hakkını alıp burada konuşacak değilim. Meslek fabrikası gibi birçok örnek var elimizden alınan. Ama sadece birisini sağlığı ilgilendirdiği için paylaşacağım. Eşrefpaşa Hastanemiz belediye hastanesi olan tek yerdir. Bu hastaneyle biz büyükşehir sınırları büyüyünce köylerde ilçelerde beldelerle sağlık taramasından kan tahliline birçok işi köylere gidip tahlil edip, sonrasında hasta olanları tedavi etme yolu izliyorduk. Dediler ki bunu yapamazsın. Şubeler açmayı teklif ettik, ona da izin vermediler. Bu hizmeti biz yapacağız dediler. Arkadaşlar, birlik olmak durumundayız. Her sabah bakınca satılan malları görüyoruz. Giderayak devletin ne kadar para edecek malı varsa satıp gidecekler. BU bir örnek. İstanbul kanal projesi, çeşme projesi tamamen alan satmak içindir. Yani milletin olan, devletin uhdesinde bulunan ama gerçek sahibinin 86 milyon vatandaşın olan malları giderayak satmak için bunları yapıyorlar. Biz burada direnmezsek yarın hepsi gidecek.
Mücadele benim yaşımdaki insanlar için kendi mücadelesi değildir. Biz gelecek kuşaklar için bize emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak için mücadele edeceğiz. Gelecek kuşaklar için, torunlarımız için, evlatlarımız için mücadele edeceğiz. Bu mallar onların değil milletindir. Millet ya malına sahip çıkacak ya adaletine sahip çıkacak ya hakkına sahip çıkacak yahut da başka bir millet olacak. Biz başka bir millet olur muyuz? Olmayız. O zaman direneceğiz. Doğru şeyler yapacağız. Omuz omuza verip kazanacağız. Bu ülkeyi aydınlığa çıkartacağız.”

TUGAY: KARAR VAR AMA DAYANAK YOK!
Tugay, Kocaoğlu’nun ardından devam ettiği konuşmasında şunları kaydetti:
“Aziz başkanım burayı açtıktan sonra binlerce kişiye meslek eğitimi verildi. Pek çoğu iş sahibi oldu. 145 bin kursiyere kurs verildi. Gümüşhane’den Bayburt’tan daha fazla insan demek bu. Böylesine bir hizmet verildi buralarda. Devlet güvenlik mahkemesinin bu şehirde bıraktığı lekeyi ve kötü izi Aziz Başkanım böylesine değerli bir hizmete dönüştürdüğü binayı yaparak o kiri temizledi.
Bu binayla ilgili burayı alacağız dendi. Tapudan bize sorulmadan gidip de gerçekte var olmayan bir vakfın mülkiyetine geçirdiler. Bari gerçekten olan bir vakfa yapsaydınız. Bu vakıf, Cumhuriyetten de önce kapatılmış. Şu anda hayali bir vakıf. BU tapu üzerinden bunu yaptıktan sonra bilgi edinir edinmez hukuk mücadelesi başlattık. Ne yaptıysak durmadılar. Bize binayı boşaltın dediler. Sorduk, dedik ki biz dava açtık, bu davaların sonuçlanması lazım. Haklı olduğumuza da inanıyoruz. Binaların yapımında da bir vakfın izi yok. Tahliye günü 700 kadar polis gelmiş. Bu arada bir ihtiyatı tedbir kararı vardı. Karar henüz kaldırılmamıştı. Bu kararın kaldırılmasıyla ilgili gerekçeli kararı gösterin dediler, göstermediler. Çünkü yoktu. Görev emrinizi sunun dedik, onu da sunamadılar. Hangi dayanakla bunları alıyorsunuz dedik, tek bir dayanak gösteremediler. Bu ne demek? Karar var ama dayanak yok. Dedik ki bu doğru değil, savunulamaz. Davalar sonuçlanana kadar bekleyin, kamu zararına neden olmayın dedik. Israr ettik. Daha vahim bir şey daha oldu. Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan, dışarıdan getirilmiş, özel güvenlik görevlileri ama Meslek Fabrikası’nda güvenlik sağlama yetkisi olmayan kişiler hukuksuzca içeri girdiler. Sonra bu kişiler, insanlar farkında olsun diye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan buranın kamulaştırma belgesinin pankartını güvenlik görevlileri indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar. Şimdi bir sürü şey var da detaya girmek istemiyorum.
Bu belgeyi indirdiniz, o pankartı indirdiniz, ayıp ettiniz. İnsanlarımızı üzdünüz. Şunu aklınız alıyor mu? Siz o pankartı indirdiniz diye o belge yok mu oldu? Geçersiz hale mi geldi? Siz o pankartı indirdiniz diye bu yüce milletin Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı onların yüreğinde Atatürk’e duyduğu bağlılığı yok edebilir misiniz?
Siz ne yaparsanız yapın Atatürk’ü bizim kalbimizden de bu şehirden de kaldıramayacaksınız.”

DUYDUK YİNE FİKİR DEĞİŞTİRMİŞLER
Tugay, şunları söyledi:
“Siz ne yapacaksınız bu binaları diyoruz. Önce üniversite yapacaklarını söylediler, sonra baktılar tutmadı, çıktı bir arkadaş ben burayı Yeşilay’a vereceğim dedi. Sonra hızını alamadı biz karşı çıkınca, bu uyuşturucu bağımlılığından CHP’li belediyeler sorumludur. En sonuna bugün duyduk, yine fikir değiştirmişler. Kütüphane yapacağız demişler. Vakıflar Genel Müdürü dediğimiz arkadaş, İZMİR’DE de Türkiye’nin her yerinde birçok binaya sahipler. Salepçioğlu hanı mesela onların, çıkardılar insanları bekletiyorlar.
VGM’nin kira toplayamadığı binlerce yeri varmış. Arkadaşımız bir şeyi de ağzından kaçırmış, ayda 5 milyon liraya da kiralamak isteyenler var demiş. Sen kimle konuştun da bu fiyatı aldın? Kim kardeşim burayı kiralayacağım diye sana gelen? Neden utanmıyorsunuz, niye sürekli insanlara yalan söylüyorsunuz. Sizin derdiniz belli. Belediyenin buradaki hizmetini durduracaksınız, bir şeyler diyeceksiniz, bir süre sonra da belli ki burayı birilerine vereceksiniz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim vicdanım buna razı gelmiyor. Benim iki kimliğim var, biri büyükşehir belediye başkanı, biri İzmir2in halkı olan Cemil Tugay. İzmir’in bütün kararlarında o Cemil Tugay’ın vicdanı var ve Cemil Tugay’ın o vicdanı diyor ki yapmayacaksınız! Siz üniversiteye yer mi arıyorsunuz? Ben size bulayım yer. Apartmanlara üniversite açtınız. Derdiniz o olsaydı önce o köy okullarını kapatmazdınız. Bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor, burayı polis gücüyle beraber işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle bir ilişki olmaz. Herhangi birimizin özel şirketi değil. Bizler halka hizmet eden bu kurumu geçici olarak yöneten insanlarız.

MİLLETİN ÜSTÜNE BASSIN DİYE KURULMADI BU DEVLET!
Biz bu konu sorun olmasın diye ortaya çıktığı ilk günden beri anlaşmaya çalışıyoruz, çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Hukuk yolunda arkadaşlarımız pek çok dava açtılar. Bir tanesinde 4 tane yürütmeyi durdurma kararı bir tan de ihtiyati tedbir kararı alındı. Bunları jet hızıyla kaldırdılar. Ancak sabahın 5’inde 700 polisi devletin bir kamu kurumu olan belediyenin bir binasının önüne yıkıp orayı ablukaya alıp sonrasında kimseyi içeri sokmuyoruz demediler. O gün bugündür etrafı çevrili, yüzlerce polis. Ben dedim ki ilk geldiğim anca içeri girmek istiyorum. Bu şehrin büyükşehri belediye başkanıyım. Milyonlarca kişi bana oy verdi. İçeride yüz milyonlarca lira değerinde belediyenin malı var. Arkadaşlarımızın özel eşyaları var. Görmek işitiyorum. Çünkü bana dediler ki kapıları kırarak girdiler. İçeri girmek istediğimiz söyledim. Ses yok. Buradaki amirle görüşmek istedim. Ses yok. Sonra sağ olsun bir amir geldi, tek başına karar vermediğini üst makamlara sorması gerektiğini söyledi. Sonra kendisini göremedim. Arkadaşlara sordum, galiba üst makamlar telefona çıkmıyorlar dediler. Ben devletine bağlı bir insanım. Milletime de saygım var. Ancak zaman zaman derim ki bu devleti kim ne için kurdu. Millet kurdu, millete hizmet etsin diye. Birilerine alet olsun, milletin üstüne bassın diye kurulmadı bu devlet! Bu millet onları ezmenize izin vermez.

SUÇ İŞLİYORSUNUZ SUÇ!
Biz buna teslim olmayacağız. Kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız biz. Alıştıramayacaksınız. Bu binayı yapan onlar değil. Halkın parasıyla yapıldı burası. Ben size bu emeği yedirmem.
Bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtlarında bu vakıf varlığını kaybetmiş bir vakıf. Çünkü binlerce İzmirliye eğitim veren bir kurum burası. Eğitim alan birkaç vatandaşımızı gördünüz. Kamu malıdır o. Devlete ait mallardır onlar. Kafanıza göre el koyamazsınız. Hakim kararı olmadan el koyamazsınız. Bu suçtur. Suç işliyorsunuz suç. Olmaz!
Burası İzmir, burası başka yere benzemez. Bu şehir böyle kolay kolay haksızlığı kabullenmiyor. İzmir, bu memleketin neresinden gelen olursa kucaklar, insanlar birbirine hoşgörüyle yaklaşır. İzmir’de yaşamak kendini insan gibi hissetmektir. Burada çok değerli çabalar var. Ben siz zalimlerden korkmuyorum arkadaşlar. İzmir bunlardan korkmuyor. Korkmadığınızı ben biliyorum. Bu şehrin yapılan yanlışları hiçbir zaman unutmayacağını ben çok iyi biliyorum. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir. Biz ayaktayız. Siz ne derseniz deyin, İzmir’i yenemeyeceksiniz!. Sen İzmirlinin oyuyla milletvekili olduktan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünün avukatlığına savunamazsın. Bizler iyi niyetle çalışan insanlarız. Ben o binaya gireceğim. Aslan gibi hukukçu arkadaşlarımız var. O davayı alacaklar. Genel Başkanımız Özgür Özel’le birlikte bu ülkeyi düzlüğe çıkaracağız. Hiç şüpheniz olmasın. Yenilmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz."