weather
21°
Gerçek Haberci İzmir KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Günel, “Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek polyannacılık olur”

KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Günel, “Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek polyannacılık olur”

Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Can Günel, “Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek polyannacılık olur” dedi.

5 Dakika
Okunma Süresi
KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Günel, “Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek polyannacılık olur”
Sıla ARABACIOĞLU-GERÇEK HABERCİ-Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KESİAD), basın ile bir araya geldi. Yöneltilen soruları yanıtlayan KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Can Günel, belli başlı bir siyasi taraftan bakmanın doğru olmadığını ve buradaki bakışlarının siyaset üstü bir bakış açısı olduğunu söyleyerek, “Biz realiteler, rakamlar ve gerçekler üzerinde konuşuruz. Ülkenin alım gücünün düştüğü yapılan ziyadesiyle fazla yapılan asgari ücret zammına rağmen bunun bile yeteri kadar ihtiyacı karşılamadığı bir ortamda her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek polyannacılık olur” diye konuştu.
“Aspirin tedavilere değil kalıcı çözümlere ihtiyacımız var”
Yanlışa yanlış demeyi şiar haline getirip, yapılan hataları kabullenildiği ölçüde bir şeyleri daha iyiye götürülebileceğini belirten Günel, “Sanayicinin ve üreticinin beklediği en önemli konulardan birisi de dönemsel, geçici aspirin tedavilerinden ziyade kalıcı ve yapısal olarak üretime destek olabilecek çözümler. Türk üreticisi o kadar gözü kara, o kadar basiretli ve o kadar becerikli ki fırsat yaratıldığı zaman tüm dünyadaki yaptığımız rekabet kaliteleri ortada. Ülkenin tabii ki de sıkıntıları olacak, bu problemler diğer ülkelerde de var ancak değerli beyinlerimizi ülkeden kaçırmamak, ülkeye yabancı yatırımların devamlılığı için olmazsa olmaz sosyal hukuk devleti ev adalet düzeninin sağlanamadığı ortamda üretim ya da hizmet sektörlerinden bahsedilemez” açıklamasını yaptı.
“İnşaat, sürdürülebilir gelirleri olan bir sektör değil”
Günel, Türkiye’nin lokomotif sektörünün inşaat olduğunu hatırlatarak, “Akabinde dip dalgası gibi basına yansıyanları gördük. Bugün 1 milyon TL’den aşağı ev alma olasılığımız yok. Bu rakam asgari ücrete bakarsak çok büyük rakamdır. Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı konut kredi paketinde aylık ödemeler yüksek meblağlara denk geliyor. 2 milyon TL olduğunda geri ödemesi 28 bin TL’ye geliyor. Asgari ücretin 4 bin TL olduğu bir ülkede aylık 28 bin TL ödeyebilecek kesim çok sınırlıdır. Bunlar değerli girişimler; ama üreticiyi destekleyen kalıcı ve yapılsak paketler açıklanırsa üreticilerimiz ile sanayicilerimizin üstüne düşeni yapacağına eminim. Üreticinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. İnşaat, sürdürülebilir gelirleri olan bir sektör değil” ifadelerini kullandı.
“İş gücü çok ağır bir maliyet”
Tüm dünyada ticari düzen görünmez el tarafından dengede tutulduğunu söyleyen Günel, “Ülkede karar alıcıların yasama ve yürütme organlarının yapabilecekleri sınırlı. Tüm dünyada belirlenmiş olan bir ham petrol fiyatı varken bununla ilgili yapılacaklar sınırlı. İş gücü çok ağır bir maliyet ama alım gücünün düştüğü dönemlerdeki sıkıntılar daha fazla. Mümkün mertebe vergisel olarak sanayilerin üzerindeki yüklerin teşvike çevirmesi sanayicinin orta uzun vadede daha güçlü ve devletine daha yüksek vergi öder pozisyona geçmesidir. Özellikle katma değerli üretim yapan üreticilerin üstünde bazı teşvikler özel olarak uygulandığı takdirde bu vergisel avantajlar orta uzun vadede ayakta kalan sanayicinin hem devletine hem de ekonomisine katkı sağlamasını getirecektir” görüşünü aktardı.
“Teşviklerin hiçbiri küçümsenecek teşvikler değil”
Türkiye’nin yadsımaz bir gerçeğinin inşaat sektörü olduğunun altını çizen Günel, “İnşaat doğrudan 40’a yakın ama dolaylı olarak yüzde 70 civarında sektörü besleyen bir lokomotif bir sektör ama üreticinin de göz ardı edilmemesi lazım. İnşaat sürdürülebilir gelirler değil. İnşaat imalatı yapılan ve proje bittikten sonra ekonomik olarak devam eden değer yaratan unsurlar değildir. Sanayiciye ve üreticiye verilecek olan destekler üretim büyüdükçe hem istihdama katkısı olacaktır hem toplanan vergiye katkısı olacaktır hem de günün sonunda ülke ekonomisinin büyümesi için faydalı olacaktır. Teşviklerin hiçbiri küçümsenecek teşvikler değil. Mutlaka hazine bütçesinin üstünde çok yükleri var ama yeteli mi? Değil” dedi.
“Ekonomik zorlukların bedelini işçi de patron da ziyadesiyle ödüyor”
Günel, orta gelir grubunun yok olduğu bu süreçte ülkenin ekonomik dinamiklerinin sarsıldığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Yerli milli ekonominin Atatürk’ün çizmiş olduğu doğrultuda bizim dünya savaşından çıkarak küllerinden doğan devlet millet yapısında zamanında otomotiv, uçak fabrikası kurmuş olan bir milletin evlatlarının bugünkü olanaklar dâhilinde yapabileceklerini ucu bucağı yoktur. Biz sanayiciler olarak iflah olmaz iyimserleriz böyle olmak mecburiyetindeyiz. Ülkedeki gençlere, çocuklara örnek teşkil etmek durumundayız. Hepimizin eli taşın altında. Bunun bedelini hepimiz ödüyoruz. Ekonomik zorlukların bedelini işçi sınıfı da patron sınıfı da ziyadesiyle ödüyor.”
“Nitelikli eleman sıkıntısı yaşıyor”
Üreticilerin ciddi açıklarından bir tanesinin ara eleman sıkıntısı olduğuna dikkat çeken Günel, “Usta çırak ilişkisi ekonomik gelir dağılımının bu denli düzensiz olduğu ortamlarda kırılıyor. Yapılan işte usta çırak bağı koparıldığında ara elemanlarda yetişen gençlerin farklı mesleklerde ve farklı illerde ve hatta beki bunu yurtdışında yapma arzusuyla ülkeyi terk ettiğinde elbette üretici burada nitelikli eleman sıkıntısı yaşıyor. Değiştirilmesi ve yapısal olarak ifade ettiğimiz düzeltmesi gereken konuların başında belki de bu ara eleman konuları geliyor” diye konuştu.
“Lojistik ışınlanma bulunmadıkça önemini yitirmez”
Günel, Lojistik Köy’ün yaklaşık 6 ay içerisinde faaliyete gireceğini vurgulayarak “Lojistiğin ışınlanma bulunmadıkça hiç bir zaman önemi kaybolmayacağını söyleyebiliriz. Dolasıyla nakliye unsurun cariye açığına en büyük etki eden akaryakıtla birlikte gidermesiyle bunun en efektif otomasyon yapılarak taşınmasıyla geçiyor. Dünyanın kaderini belirleyen bu lojistik ağlar özellikle Kemalpaşa’da madde tedarikin bölgede getirip depolanması ve iç ege ye doğru ürünlerin gönderilmesi ayrıca bitmiş mamullerin de ayrı depolanması sağlanacak. Bölge hem ihracat hem diğer yerlerine sevk edilmesi bölegel sanayisinin ve iş adamlarının açısından çok büyük arz etmektedir” ifadelerini kullandı.



 
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız