İzmir'in Narlıdere ilçesinde SOL Parti'nin öncülüğünde, ‘Laik Demokratik Bağımsız Türkiye’ temasıyla bir halk yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüş, Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi önünde başlayarak Narlıdere Demokrasi Meydanı'nda sona erdi. Etkinliğe katılan yüzlerce yurttaş, birlikte hareket etmenin ve dayanışmanın önemini vurguladı.

Halkın Talepleri ve Açıklamalar
Yürüyüş sırasında Dicle Duru Elmacı ve Erkan Kaya, ortak açıklama yaparak ülkenin içinde bulunduğu durumu çarpıcı bir dille ifade ettiler. Açıklamada, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal krizler ile boğuştuğu, dış politikada savaş ve iç politikada derinleşen yoksulluk, hayat pahalılığı ve baskıcı yönetimlerin halkın yaşamını zorlaştırdığı dile getirildi. Emekliler, emekçiler, çiftçiler ve gençler gibi farklı kesimlerin geçim sorunlarıyla mücadele ederken, azınlık bir grubun refah içinde yaşadığına dikkat çekildi. Bu döngü, AK Parti iktidarının yarattığı saray rejiminin bir sonucu olarak yorumlandı. Açıklama, ekonomik krizden daha derin bir yönetim krizinin olduğuna vurgu yaparak, rejimin anti-demokratik uygulamalarına karşı halkın birlik içinde durduğunu ifade etti.

Kadınlara Yönelik Saldırılar ve Toplumsal Eşitlik
Bildiride, AK Parti döneminde kadınların toplumsal yaşamda maruz kaldığı baskı ve şiddet konusuna da değinildi. Kadınların yaşam alanlarının daraltılmasının yanı sıra, katledildiği ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin engellendiği vurgulandı. Ayrıca gençlerin sosyal ve kültürel etkinliklerinin kısıtlanması, konserler ve festivallerin yasaklanması da eleştirildi. Bu durum, hükümetin liyakati hiçe sayarak sadakati ön planda tuttuğu bir rejimle karşı karşıya gelindiğini gösteriyor. Kamusal alanlarda ve kamu kurumlarında saray ittifakının egemen olduğu bir yapının oluşturulması da katılımcılar tarafından kınandı.

Yargının Durumu ve Medyada Baskılar
Açıklamada, yargının iktidar tarafından bir baskı aracı haline geldiği savunuldu. Yargı sistemi, muhalif düşüncelerin ve eleştirilerin üstünü örtmek için kullanıldığı belirtilirken, halk iradesinin yok sayıldığı ve belediye başkanlarının hapiste tutulduğu ifade edildi. Gazetecilerin tutuklanması ve özgür basının susturulması da önemli bir sorun olarak gündeme getirildi. Özellikle Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklu bulunması, basın özgürlüğü açısından kaygı verici bir durum olarak değerlendirildi. Katılımcılar, iktidarın bu baskıcı politikalarına karşı halkın bir araya gelmeyi ve direnmenin önemini vurgulayarak, geçmişteki direniş örneklerini hatırlattılar.
Laiklik ve Demokrasi Mücadelesi
Açıklamada, laiklik kavramının demokratik toplumların temeli olduğu ve yurttaşların eşit yaşam haklarını güvence altına aldığı ifade edildi. Laiklik savunucularının çeşitli baskılarla hedef gösterildiği ve yargı yolları ile seslerinin kısıldığı ifade edildi. Laikliğin, bireysel özgürlüklerin, farklı inançların bir arada yaşamasının ve toplum içinde eşit davranışın güvencesi olduğu vurgulandı. Çeşitli haksızlıklar ve baskılar karşısında tekrar laiklik mücadelesinin önemine vurgu yapıldı. Narlıdere halkı, bu mücadeleyi sürdürmek için kararlılıkla yer alacaklarını belirtti ve gelecekteki etkinliklere katılım çağrısı yapıldı.
Laiklik bildirisine imza atan isimlerden biri olan Sol Parti Sözcüsü İlknur Başer, Türkiye’nin 24 yıldır kökü dışarıda bir iktidar tarafından yönetildiğini dile getirerek, bu durumun sonuçlarını halkın üzerindeki baskılarla gösterdi. Emperyalist politikaların içselleştirildiği bir rejimle karşı karşıya olunduğu ifade edildi. Ülkedeki yoksul kesimlerin bir avuç sermaye grubu ve tarikatlar tarafından sömürüldüğü, halkın dini duygularının istismar edildiği belirtildi. Başer, bu mevcut duruma son vermek için birleşik bir mücadele örmek gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak, yürüyüşte katılımcılar, bu tek adam rejimine karşı direnişin önemine dikkat çekerek, umutlarını ve birleşik mücadele ruhunu koruyacaklarını ifade ettiler.
Etkinlikte destek veren kurum ve kuruluşlar; SOL Parti, EMEP, TİP, CHP ve diğer sivil toplum kuruluşları olarak sıralandı. Yürüyüş, Narlıdere’nin toplumsal yapısında önemli bir dayanışma anı olarak kaydedildi.