Sıla ARABACIOĞLU-GERÇEK HABERCİ- Türkiye genelinde artan Covid-19 vakaları nedeniyle Türkiye Tabipler Birliği başta olmak üzere birçok kuruluşlardan maske ve aşı çağrısı gelirken İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Covid-19 vakalarının arttığını; ama önlem alınmayacağını vurgulayarak tedbir geldiğinde ekonomi ile ilgili sıkıntıların ortaya çıktığını dile getirmişti. İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak ise bu açıklamaları ‘Bilimsel değil politik tercih’ diyerek eleştirdi ve vatandaşları maske noktasında uyardı.
“Maske takmak ekonomik faaliyeti engellemez”
Bunun bilimsel bir karşılığı olmadığının altını çizen Kaynak, “Biz vatandaşlara günlük hayatlarında mümkün oldukça tedbirler almaya ve mesafeyi koruyamadıkları ortamlarda maske kullanmalarını öneriyoruz. Eğer aşı hakkınız doğduysa mutlaka aşınızı olun. Bütün dünyada pandemide iki husus ön plana çıktı. Kamu yönetimleri insan kaybı ve ekonomi arasında tercih yaptılar. Genelde de tercih ekonomi yönünde oldu. Bu tercih devam ediyor. Ekonomik faaliyetlerin aksaması kötü; ama çok basit bir maske önerisi bile yapılmamasını anlamak çok zor. Maskeyi takmak ekonomik faaliyeti engellemez, tam aksine ekonomik faaliyetin daha uzun süreli gitmesini sağlar. Bu konuda ciddi bir samimiyetsiz olduğunu görüyoruz; ama bu samimiyetsizlik başından itibaren var. Bu bir politik tercihtir” dedi.
“Hastalık yaygın; ama öncesine göre daha hafif”
Kaynak, Şubat ayından Mayıs ayına kadar bir sönümlenme dönemi geçirildiğine dikkat çekerek, “Bunun iki tane nedeni vardı; birincisi toplumun 18 yaş üzerindeki grubun aşı ulaştırılmıştı ve toplumun yüzde 35’i üçüncü doz aşı olmuştu. Toplumda aşının yarattığı bir bağışıklık vardı. Bu arada da çok sayıda hastalık geçiren insanlar vardı. Fakat Haziran ayı itibariyle yavaş yavaş artış sürecine girdik. Haziran ayının ortalarında İzmir’de yapılan PCR testlerinin yüzde 5’lik bir kısım pozitif olurken Temmuz’un ortalarında ise bu yüzde 50’lerin üzerine yükseldi. Dolayısıyla Haziran ve Temmuz ayları itibariyle hastalığın yaygınlığı arttı. Bu pozitif bulguların içerisinde hastaneye yatışlar itibariyle daha hafif seyrediyor. Şu anda ölüm ve yoğun bakım servislerine yatışa çok yüksek değil. Hastalık yaygın; ama öncesine göre daha hafif” diye konuştu.
“7-11 yaş grubundaki çocuklar aşılanmalı”
Bu veriler önlemlerin alınmaması ya da tümüyle ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini dile getiren Kaynak, “Yaz döneminde insanlar daha fazla vakitlerini dışarıda geçirebiliyor. Bu nedenle sağlık otoritesi takvime bakarak bir takım planları hayata geçirmeye başlamalıdır. Bunlar nedir? Okulların kapalı olduğu süreçte 7-11 yaş grubunda yaklaşık 14 milyon öğrencimiz var ve tatildeler. Eylül ortasında bu öğrenciler okula başlayacaklar. Bu aşamada maske kullanılması gerekebilir; ama yapılması gereken o yaş grubunun aşılanmak suretiyle Eylül ayında okula bağışıklık kazanmış bir şekilde gönderilmeli” ifadelerini kullandı.
“PCR uygulamasına devam edilmeli”
Kaynak, son olarak yurtdışından gelen vatandaşlara yönelik PCR testi uygulamasının yapılmasının bulaşı azaltma açısından fayda sağlayacağını vurgulayarak, “Geçmişte takvime bakılarak hazırlanması gereken programlar yapılmadığı için hastalığın yaygınlığı noktasında fikir yürütebiliyoruz. Temmuz ayında bilindiği üzere 10 günlük bir tatilimiz vardı. O süreçte hiçbir önlem alınmadı, o süreçte farklı mekânlarda farklı insanlar bir araya geldi. Dolayısıyla o dönemde önlem alınmaması nedeniyle pozitiflik ciddi oranda arttı. Bunun yanı sıra biliyorsunuz Hac yapıp dönenler oldu, o vatandaşlara yönelik de bir tedbir alınmadı. Sonuçta dünyanın birçok yerine insanlarla bir arada bulundular. Sadece Hac için değil, yurtdışına gidip dönen vatandaşlar için de PCR uygulamasına devam edilmeli. Bulgaristan’dan vatandaşlar kimliğini gösterip ülkemize giriyor, istediği kadar kalıyor ve istediği yerlere giriyor. Bu sağlık açısından son dere risktir, bu denetimsizliktir. Hükümetin bu konuda halk sağlığını koruma görevini yerine getirme noktasında çalıştığını göremiyoruz” açıklamasını yaptı.
“Maske takmak ekonomik faaliyeti engellemez”
Bunun bilimsel bir karşılığı olmadığının altını çizen Kaynak, “Biz vatandaşlara günlük hayatlarında mümkün oldukça tedbirler almaya ve mesafeyi koruyamadıkları ortamlarda maske kullanmalarını öneriyoruz. Eğer aşı hakkınız doğduysa mutlaka aşınızı olun. Bütün dünyada pandemide iki husus ön plana çıktı. Kamu yönetimleri insan kaybı ve ekonomi arasında tercih yaptılar. Genelde de tercih ekonomi yönünde oldu. Bu tercih devam ediyor. Ekonomik faaliyetlerin aksaması kötü; ama çok basit bir maske önerisi bile yapılmamasını anlamak çok zor. Maskeyi takmak ekonomik faaliyeti engellemez, tam aksine ekonomik faaliyetin daha uzun süreli gitmesini sağlar. Bu konuda ciddi bir samimiyetsiz olduğunu görüyoruz; ama bu samimiyetsizlik başından itibaren var. Bu bir politik tercihtir” dedi.
“Hastalık yaygın; ama öncesine göre daha hafif”
Kaynak, Şubat ayından Mayıs ayına kadar bir sönümlenme dönemi geçirildiğine dikkat çekerek, “Bunun iki tane nedeni vardı; birincisi toplumun 18 yaş üzerindeki grubun aşı ulaştırılmıştı ve toplumun yüzde 35’i üçüncü doz aşı olmuştu. Toplumda aşının yarattığı bir bağışıklık vardı. Bu arada da çok sayıda hastalık geçiren insanlar vardı. Fakat Haziran ayı itibariyle yavaş yavaş artış sürecine girdik. Haziran ayının ortalarında İzmir’de yapılan PCR testlerinin yüzde 5’lik bir kısım pozitif olurken Temmuz’un ortalarında ise bu yüzde 50’lerin üzerine yükseldi. Dolayısıyla Haziran ve Temmuz ayları itibariyle hastalığın yaygınlığı arttı. Bu pozitif bulguların içerisinde hastaneye yatışlar itibariyle daha hafif seyrediyor. Şu anda ölüm ve yoğun bakım servislerine yatışa çok yüksek değil. Hastalık yaygın; ama öncesine göre daha hafif” diye konuştu.
“7-11 yaş grubundaki çocuklar aşılanmalı”
Bu veriler önlemlerin alınmaması ya da tümüyle ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini dile getiren Kaynak, “Yaz döneminde insanlar daha fazla vakitlerini dışarıda geçirebiliyor. Bu nedenle sağlık otoritesi takvime bakarak bir takım planları hayata geçirmeye başlamalıdır. Bunlar nedir? Okulların kapalı olduğu süreçte 7-11 yaş grubunda yaklaşık 14 milyon öğrencimiz var ve tatildeler. Eylül ortasında bu öğrenciler okula başlayacaklar. Bu aşamada maske kullanılması gerekebilir; ama yapılması gereken o yaş grubunun aşılanmak suretiyle Eylül ayında okula bağışıklık kazanmış bir şekilde gönderilmeli” ifadelerini kullandı.
“PCR uygulamasına devam edilmeli”
Kaynak, son olarak yurtdışından gelen vatandaşlara yönelik PCR testi uygulamasının yapılmasının bulaşı azaltma açısından fayda sağlayacağını vurgulayarak, “Geçmişte takvime bakılarak hazırlanması gereken programlar yapılmadığı için hastalığın yaygınlığı noktasında fikir yürütebiliyoruz. Temmuz ayında bilindiği üzere 10 günlük bir tatilimiz vardı. O süreçte hiçbir önlem alınmadı, o süreçte farklı mekânlarda farklı insanlar bir araya geldi. Dolayısıyla o dönemde önlem alınmaması nedeniyle pozitiflik ciddi oranda arttı. Bunun yanı sıra biliyorsunuz Hac yapıp dönenler oldu, o vatandaşlara yönelik de bir tedbir alınmadı. Sonuçta dünyanın birçok yerine insanlarla bir arada bulundular. Sadece Hac için değil, yurtdışına gidip dönen vatandaşlar için de PCR uygulamasına devam edilmeli. Bulgaristan’dan vatandaşlar kimliğini gösterip ülkemize giriyor, istediği kadar kalıyor ve istediği yerlere giriyor. Bu sağlık açısından son dere risktir, bu denetimsizliktir. Hükümetin bu konuda halk sağlığını koruma görevini yerine getirme noktasında çalıştığını göremiyoruz” açıklamasını yaptı.