Ölü seviciliği bırakın, um:ag'a omuz verin


Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirdi.

Çok konuşuldu, çok yazıldı çizildi.

“Devletin namus meselesi” olarak tanımlandı.

O zamandan bu zamana geçen 27 yılda iki soruşturma açıldı.

Birisi İslami Hareket, diğeri ise Umut operasyonuydu.

2020 yılının 24 Ocak’ına geldiğimizde ise Uğur Mumcu suikastı ile ilgili vardığımız nokta içler acısı.

24 yıl süren Umut Davası karara bağlandı.

Sanık durumundaki isimlere çeşitli cezalar verildi, dosya Yargıtay tarafından onandı.
Ama sonra beklenmedik gelişmeler oldu.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi, bazı sanıkların yaptığı başvuruyu kabul ederek hak ihlali kararı verdi.

Devletin tazminat ödemesine, yargılamanın da yeniden yapılmasına hükmetti.

Başvurunun içeriği, gözaltında beş gün kalmaları gerekirken sekiz gün kaldıkları üzerineydi.

Hukuk devleti kimi zaman hızla ve böyle işliyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerine yeniden yargılama başladı.

2020 yılının Mart ayında yeniden yargılamayla ilgili duruşma var.

Belki de karar duruşması.

Belki de yeniden yargılananlar beraat edecek.

Bu sonuç Uğur Mumcu davasını da rafa kaldıracak.

Bütün bunlar hepimizin gözü önünde sürüp giderken ne oluyor biliyor musunuz?

Her yıl 24 Ocak’ta olduğu gibi birilerimiz bir yerlerde toplanıyor, “Uğur Mumcu’nun ne kadar şahane gazetecilik yaptığından” yola çıkarak birbirimizi kandırıyoruz.

Kimimiz siyaseten, kimimiz ekonomik olarak, kimimiz de duygusal sömürünün aracı oluyoruz.

Ben buna “ölü sevicilik” diyorum.

Uğur Mumcu adına kurulmuş um:ag adında bir vakıf var.

Zar zor ayakta duruyor.

Holdinglere, büyük şirketlere dayanmadığı için de her gün desteğe ihtiyacı var.

Büyük salonlarda görkemli anma törenleri düzenleyenlere sözüm.

Bütün bunları yapacağınıza, örneğin um:ag’dan alacağınız kitapları gençlere dağıtsanız da, gençler de Uğur Mumcu kimdir anlasalar daha iyi olmaz mı?

Hem böylece vakfın yaşaması için katkı da yapmış olmaz mısınız?

Uğur Mumcu, Türkiye bugün yaşadıklarımızı yaşamasın diye yazdı.

Uğradığı suikast, Türkiye’ye biçilen rolü kabul etmediği, bunu gazetecilik yoluyla deşifre ettiği içindi.

O yüzden çok salonda, çok parlak tümcelerle “anıyormuş” gibi yapmak en çok da onu üzüyordur eminim.

Bir el atın bakalım, Uğur Mumcu’nun kitaplarını edinmek için um:ag’ın kapısını çalın görelim.

Siz de sıkılmadınız mı?

Salonlara doluşup ölü seviciliği yapmaya?