Karşıyaka'da yaşananlar tartışmayı yeniden gündeme taşıdı: Toplumcu muhalefet


“Devletin yapmadığını, yapamadığını belediye yapmalıdır. Güçlü ezenin karşısında yoksulları, ezilip sömürülenleri korumak amacıyla bu yola çıkmaya karar verdik. Devletin ödevini üstlendik.”
Bu sözler 1972-1977 yılları arasında İzmit’te belediye başkanlığı yapan Erol Köse’ye aittir.
Köse’nin belediyecilikte geliştirdiği “toplumcu” anlayış cezasız kaldı sanmayın.
O yıllarda CHP içindeki genel merkezci ve Deniz Baykalcı kavga yüzünden önce Erol Köse ön seçimde 17 oyla aday olma hakkını kaybetmiş, ardından da CHP belediye başkanlığını Adalet Partili Cevdet Bağdat kaptırmıştır.

Eskidir bu kavga yani.
Sadece iktidar içinde değil, CHP içinde de uzun soluklu tartışmalara neden olmuştur.
Sonuçta geldiğimiz yıl 2020.
Az değil, 40 yıldan fazladır sürüyor.

AKP iktidarının gücü elinde tuttuğu yıllar içinde karşılaştığı en büyük halk direnişi Gezi olaylarıdır. Bu yüzden geziye kinleri hiç bitmez.
Ancak gezi olaylarının iktidardan çok muhalefete mesajları vardır.
Bunların en önemlisi de dayandığı sınıfsal tabandır.

CHP içinde bile kimi çevreler görmezlikten gelse bile, artık Türkiye eski Türkiye değildir.
Ne sosyolojik ne ekonomik ne da politik anlamda eski tanımlar geçerli değildir.
CHP içinde bunu anlayan, kavrayan ve parti politikalarının buna göre şekillenmesinin gerektiğini söyleyenler az değildir, keza karşı savı savunanlar da.

Hafta sonu Harita Mühendisleri Odası İzmir Şubesi yazılı bir açıklama yaptı.
Konu: Karşıyaka Belediyesi’nin AKP iktidarına yakın Cengiz İnşaat’a sattığı arsa ile ilgiliydi.
“Her şeyin kanuna uygun olduğu” söylenen bu açıklamaya belediye yönetimi de atladı.
Odanın açıklaması bülten haline getirildi, yazılması için basın kuruluşları arandı.
Sonuç?
Araştırmayan soruşturmayan herkes, açıklama üzerinden belediye yönetimine övgüler düzdü, alkışladı, aksini savunanlara kin kustu.
Oysa gazetecilik “halkla ilişkiler faaliyeti” değildi.
Az da olsa sorgulama gerektiriyordu.
İşte tam da bu yüzden susup bekledik.

Haftanın son günü, yani Pazar günü Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.
Dediler ki:

Söz konusu açıklamada yer alan işlemin yalnızca teknik açıdan ve ilgili mevzuat açısından doğru olup olmadığının incelenmesi, kentin çıkarlarından ve kamu yararından söz edilmemesi, konunun sebep-sonuç ilişkisinden arındırılması, yaşam alanlarımıza yönelik işlenen kent suçlarının arttığı son yıllarda TMMOB ve bağlı meslek odalarıyla birlikte bu suçlara karşı yoğun bir mücadele verilirken ve söz konusu taşınmazda yeni bir kent suçunun işleneceği tartışmaları gündemde iken şubemizce bu şekilde eksik bir görüşün kaleme alınması kabul edilebilir bir durum olmadığı gibi süreç, odamız iç işleyişi açısından doğru yürütülmemiştir.
Şubemizce eksik değerlendirmelerle hazırlanan bu talihsiz görüş metni, TMMOB ve odamızca benimsenen toplumcu mühendislik değerleri ve kamu yararı ilkesi ile örtüşmemektedir. Konuya dair oda yönetim kurulumuzca inceleme başlatılmış olup söz konusu metnin odamız nezdinde bir geçerliliği yoktur.

Tüy bitti dilimizde denilen söz vardır içimizde.
Tüy falan kalmadı aslında.
1972-1977 yılları arasında İzmit Belediye Başkanlığı yapan da CHP’lidir. 2019’da seçilen Karşıyaka’nın CHP’li belediye başkanı da.
Erol Köse CHP’lidir, geçimini odunculukla sağlayan bir ailenin oğludur.
Toplumcu muhalefet için oduncu öncülere mi, yoksa parlatılıp toplumun önüne sunulan siyaset yoksunu öncülere mi ihtiyacımız vardır?
Sorun iktidar değildir.
Sorun muhalefetin yönsüzlüğüdür.
Bu da halkın değil, siyasetçilerin sorunudur.