Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir dönem danışmanlığını da yapan Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, Ahmet Davutoğlu ile ilgili ilginç bir olayı aktardı.
"Türkiye'nin Ortadoğu bataklığına gömülmesinin ve son 15 yıldaki tüm dış politika başarısızlıklarının 1 numaralı sorumlusu, azledilen Başbakan unvanına sahip Ahmet Davutoğlu'dur" diyen Takan, Davutoğlu'nun Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile görüştüğünü hatırlattı.
'DAVUTOĞLU ERDOĞAN'IN MESAJINI İLETMİŞTİ'
Ahmet Takan, görüşmeye dair yazısında şunları söyledi:
"Davutoğlu, görüşmede, Esad'ın askeri operasyonları durdurması ve reformlara hız vermesi yönünde Başbakan R. Erdoğan'ın mesajını iletmişti. Bu kritik görüşmenin saatlerce sürmesi, Suriye'de tansiyonun düşürülmesi ve istikrarın yeniden tahsisi için bir yol haritası ya da takvimle ilgili detayların ele alındığı yorumlarının yapılmasına neden olmuştu.
Esad, Davutoğlu'na "terörist grupların peşini bırakmayacağız" demişti.
Esad, Suriye'nin uygulamakta olduğu kapsamlı reform sürecini tamamlamada ısrarlı ve kararlı olduğunu ifade ederek, bu bağlamda dost ve kardeş ülkelerden yardım almaya açık olduğunu söylemişti."
'DAVUTOĞLU SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI'
Davutoğlu'nun Esad ile ilgili olarak söylediği "Artık bu süreci yıllarla ifade etmek yerine aylar veya haftalarla ifade etmek gerekir" sözlerini hatırlatan Takan, "Yani, nevi sahsına münhasır bir şekilde Ahmet Davutoğlu Esad'ın ipinin çekildiğini söylüyordu" diye belirtti.
Esad, hala yerli yerinde oturuyor" diyen Yeniçağ yazarı, görüşmede geçen diyaloğa şahit olan "bir dostunun" anlattıklarını aktararak şunları yazdı:
"Esad, 'bana 4 ay müsaade edin içerdeki karışıklıkları bitireyim ondan sonra istediğiniz demokratik reformları yapayım' dedi. Ahmet Davutoğlu sinirlerine hakim olamadı, masaya yumruğunu vurarak, istifa edeceksiniz' diye bağırdı. Oda bir anda buz gibi oldu. Esad, 'istifa etmiyorum' diyerek toplantıyı bitirdi. Bizi odadan dışarı çıkardı."
'YÜRÜTTÜĞÜ SİNSİ DİPLOMASİ VE GÖREVLER...'
Ahmet Takan, yazısında Davutoğlu ile ilgili şunları söyledi:
"Ahmet Davutoğlu'nun, Abdullah Gül'ün Başbakanlığı döneminde Suriye'ye yapılan ilk ziyaret ve daha sonrasındaki rolleri ve daha o günlerde odada buz gibi hava estiren sözleri... 1 Mart tezkeresinde yürüttüğü sinsi diplomasi ve gizli görevleri... Masasının yanı başında rahle-i tedrisattan geçenler ve onların daha sonra bu devletin başına nasıl bela oldukları... Başbakanlığı döneminde, yüreklerimizde büyük yara açan Süleyman Şah Türbesinin kaçırılışı ve Türkiye'nin ilk toprak kaybında yaptığı gizli pazarlıklar ve hiçbirimizin içine sinmeyecek aldığı destekler... Musul Başkonsolosluğumuzun işgali ve sonrasında yapılan kirli pazarlıklar... Son günlerde Erdoğan'a ve partisine bağlılık açıklamaları yaparken, su yolu haline çevirdiği İstanbul'daki Abdullah Gül'ün ofisinde ve bir "stratejik merkez"de katıldığı gizli toplantılar... Elbette, bu yalan dünyanın mahkemelerinde ortaya çıkmazsa gerçek dünyada yüce Yaradanın mutlak mahkemesinde ortaya çıkacak..
Sayın Davutoğlu, bu satırlara da bir açıklama gönderirseniz çok sevineceğim. Ne diyeceğinizi çok merak ediyorum. Benimle, avukatınız aracılığıyla değil de birbirimizin gözlerinin içine bakarak mahkemede yüzleşmeye yüreğiniz var mı?.. Hüseyin Avni Karslıoğlu da sizin şahidiniz olsun, ben tek başıma geleceğim!.."
"Türkiye'nin Ortadoğu bataklığına gömülmesinin ve son 15 yıldaki tüm dış politika başarısızlıklarının 1 numaralı sorumlusu, azledilen Başbakan unvanına sahip Ahmet Davutoğlu'dur" diyen Takan, Davutoğlu'nun Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile görüştüğünü hatırlattı.
'DAVUTOĞLU ERDOĞAN'IN MESAJINI İLETMİŞTİ'
Ahmet Takan, görüşmeye dair yazısında şunları söyledi:
"Davutoğlu, görüşmede, Esad'ın askeri operasyonları durdurması ve reformlara hız vermesi yönünde Başbakan R. Erdoğan'ın mesajını iletmişti. Bu kritik görüşmenin saatlerce sürmesi, Suriye'de tansiyonun düşürülmesi ve istikrarın yeniden tahsisi için bir yol haritası ya da takvimle ilgili detayların ele alındığı yorumlarının yapılmasına neden olmuştu.
Esad, Davutoğlu'na "terörist grupların peşini bırakmayacağız" demişti.
Esad, Suriye'nin uygulamakta olduğu kapsamlı reform sürecini tamamlamada ısrarlı ve kararlı olduğunu ifade ederek, bu bağlamda dost ve kardeş ülkelerden yardım almaya açık olduğunu söylemişti."
'DAVUTOĞLU SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI'
Davutoğlu'nun Esad ile ilgili olarak söylediği "Artık bu süreci yıllarla ifade etmek yerine aylar veya haftalarla ifade etmek gerekir" sözlerini hatırlatan Takan, "Yani, nevi sahsına münhasır bir şekilde Ahmet Davutoğlu Esad'ın ipinin çekildiğini söylüyordu" diye belirtti.
Esad, hala yerli yerinde oturuyor" diyen Yeniçağ yazarı, görüşmede geçen diyaloğa şahit olan "bir dostunun" anlattıklarını aktararak şunları yazdı:
"Esad, 'bana 4 ay müsaade edin içerdeki karışıklıkları bitireyim ondan sonra istediğiniz demokratik reformları yapayım' dedi. Ahmet Davutoğlu sinirlerine hakim olamadı, masaya yumruğunu vurarak, istifa edeceksiniz' diye bağırdı. Oda bir anda buz gibi oldu. Esad, 'istifa etmiyorum' diyerek toplantıyı bitirdi. Bizi odadan dışarı çıkardı."
'YÜRÜTTÜĞÜ SİNSİ DİPLOMASİ VE GÖREVLER...'
Ahmet Takan, yazısında Davutoğlu ile ilgili şunları söyledi:
"Ahmet Davutoğlu'nun, Abdullah Gül'ün Başbakanlığı döneminde Suriye'ye yapılan ilk ziyaret ve daha sonrasındaki rolleri ve daha o günlerde odada buz gibi hava estiren sözleri... 1 Mart tezkeresinde yürüttüğü sinsi diplomasi ve gizli görevleri... Masasının yanı başında rahle-i tedrisattan geçenler ve onların daha sonra bu devletin başına nasıl bela oldukları... Başbakanlığı döneminde, yüreklerimizde büyük yara açan Süleyman Şah Türbesinin kaçırılışı ve Türkiye'nin ilk toprak kaybında yaptığı gizli pazarlıklar ve hiçbirimizin içine sinmeyecek aldığı destekler... Musul Başkonsolosluğumuzun işgali ve sonrasında yapılan kirli pazarlıklar... Son günlerde Erdoğan'a ve partisine bağlılık açıklamaları yaparken, su yolu haline çevirdiği İstanbul'daki Abdullah Gül'ün ofisinde ve bir "stratejik merkez"de katıldığı gizli toplantılar... Elbette, bu yalan dünyanın mahkemelerinde ortaya çıkmazsa gerçek dünyada yüce Yaradanın mutlak mahkemesinde ortaya çıkacak..
Sayın Davutoğlu, bu satırlara da bir açıklama gönderirseniz çok sevineceğim. Ne diyeceğinizi çok merak ediyorum. Benimle, avukatınız aracılığıyla değil de birbirimizin gözlerinin içine bakarak mahkemede yüzleşmeye yüreğiniz var mı?.. Hüseyin Avni Karslıoğlu da sizin şahidiniz olsun, ben tek başıma geleceğim!.."