weather
26°
Gerçek Haberci Siyaset Erdoğan'dan Mekke Anlaşması açıklaması: Otomatik askeri senaryo yazmak doğru olmaz

Erdoğan'dan Mekke Anlaşması açıklaması: Otomatik askeri senaryo yazmak doğru olmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisine verdiği röportajda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kapsamını ve bölgesel etkilerini detaylandırdı.

5 Dakika
Okunma Süresi
Erdoğan'dan Mekke Anlaşması açıklaması: Otomatik askeri senaryo yazmak doğru olmaz

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmanın üçüncü ülkelere karşı bir ittifak olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, anlaşmanın temel amacının bölgede kalıcı istikrarı sağlamak olduğunu belirtti.

Erdoğan, anlaşmanın doğası ve uygulanma biçimine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir. Güvenliğimizi tahkim etmek, caydırıcılığımızı artırmak ve bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz. Anlaşma, BM Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayanmaktadır. Anlaşma üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmetmektedir. Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir. Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir. Bunların nasıl hayata geçirileceğine ilgili siyasi ve askeri mekanizmalar dayanışmalar yoluyla karar verir. Dolayısıyla Irak'ta, Yemen'de veya başka bir yerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmak doğru olmaz.”

İsrail'in Suriye politikasına tepki ve barış çağrısı

Röportajda İsrail ile yaşanan gerilime de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'de Türkiye'yi tehdit olarak gösteren söylemlerin iç siyasi süreçlerle bağlantılı olduğunu savundu. Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölge istikrarını zedelediğini kaydetti.

Erdoğan, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Son dönemde İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dili bölgesel barışa katkı sağlayan sorumlu bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti yoktur. İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır. Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istiyoruz. Ülkenin yeniden ayağa kalkması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin artması, bütün bölgemizin menfaatinedir. İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Şu nettir ki İsrail'in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye'nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor. Halbuki Suriye'nin istikrarı, İsrail dahil olmak üzere tüm bölgemizin barış ve gelişmesine katkı sağlayacaktır.”

Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü

Rusya-Ukrayna savaşındaki diplomasi çabalarını da değerlendiren Erdoğan, Türkiye'nin hem NATO müttefiki hem de Rusya ve Ukrayna ile diyalog halinde olan bir ülke olarak benzersiz bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliği için kalıcı bir mekanizma gerektiğini belirten lider, barış masasının yeniden kurulmasına hazır olduklarını dile getirdi.

Erdoğan açıklamalarında şu görüşlere yer verdi:

“İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takasları, her iki tarafla konuşabilmemizin ortaya çıkardığı somut neticelerdir. Türkiye, NATO'nun güçlü bir müttefikidir. Aynı zamanda Sayın Putin'le ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabiliyoruz. Bunda bir çelişki görmüyorum. Arabuluculuk yapabilmek için ihtilafın her iki tarafıyla da konuşabilmeniz gerekir. Sayın Putin'le Bişkek'te yaptığımız son görüşmede de barışın sağlanması için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu açık biçimde ifade ettim. Bugün üzerinde hassasiyetle durduğumuz meselelerden biri Karadeniz'in güvenliğidir. Sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı biçimde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Savaş uzadıkça insani, ekonomik ve siyasi maliyet büyüyor. Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır.”

İran-ABD geriliminde diploması vurgusu

Bölgedeki diğer kritik konu başlığı olan İran ve ABD arasındaki gerilime de değinen Erdoğan, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliğin küresel ekonomiye etkilerine dikkat çekti. Türkiye'nin her iki tarafla da iletişim kanallarını açık tuttuğunu belirten Cumhurbaşkanı, çatışmanın yayılmasını önlemenin öncelikleri arasında olduğunu söyledi.

Erdoğan, bu konudaki duruşunu şöyle özetledi:

“ABD, NATO'daki müttefikimizdir. İran, bizim komşumuzdur. Sayın (Donald) Trump'la son görüşmemizde de İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettim. İranlı muhataplarımızla da temas kanallarımız açıktır. Türkiye'nin önemli bir imkanı ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesidir. Bu imkanımızı da gerilimi düşürmek için kullanıyoruz. Bu temasların netice vermesi, bölgemizin güvenliği kadar küresel ekonomi açısından da önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkiliyor. Önceliğimiz çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmektir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız