Eşit Yaşam Derneği Başkanı Saniye Nazik Işık imzasıyla yayımlanan açıklamada, bir asliye hukuk mahkemesinin, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından onaylanmış ve mazbataları verilmiş olan CHP 38. Olağan Kurultayı iradesini ortadan kaldırmaya yönelik tedbir kararı eleştirildi. Açıklamada, YSK'nin bu kararı reddetmemesinin sadece CHP için değil, çok partili demokratik siyaset açısından bir kırılma olduğu belirtildi.
"Siyaset yapma hak ve iradesinin hiçe sayılabildiğinin örneğidir"
Söz konusu kararın, tüm siyasi partilerin ve vatandaşların siyaset yapma hakkının yok sayılabileceğini gösterdiği ifade edildi. Açıklamada, siyasal partilerin demokratik rejimlerin temel organları olduğu hatırlatıldı. Bu durumun, siyasi örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu kaydedildi.
Hukuk devleti ve kurumsal güvenceler
Açıklamada, Türkiye'de Anayasa, Anayasa Mahkemesi, YSK ve AİHM kararlarının uygulanmadığına tanıklık edildiği savunuldu. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının bu gelişmelerde bir "düğüm noktası" olduğu değerlendirmesi yapıldı. Mevcut durumun, iç hukukun keyfi ve siyasi kararlarla yok edilebileceği bir aşama olduğu öne sürüldü.
"Açtıkları yoldan ayrılmayacağımızı duyuruyoruz"
Türkiye Cumhuriyeti'nin kadın yurttaşları olarak öngörülebilirlik ve hukuki güvencenin kalmadığı bir düzende yaşandığı belirtildi. Başkan Işık açıklamada şöyle dedi:
"Türkiye Cumhuriyeti’nin kadın yurttaşları olarak, bugün hiçbir öngörülebilirliğin ve hukuki güvencemizin kalmadığı bir düzende yaşamaya başladığımızı bilmenin huzursuzluğunu, mutsuzluğunu yaşıyoruz.
Ülkemizi en zor şartlarda kurallı modern bir hukuk devleti haline getiren kurucu iradeye şükranlarımızı, saygımızı sunuyor, açtıkları yoldan ayrılmayacağımızı duyuruyoruz. Siyasal partiler, düşünce ve inanç özgürlüğü çerçevesinde örgütleyip örgütlendiğimiz, demokratik rejimlerin temel siyaset organlarındandır. Bir asliye hukuk mahkemesinin CHP’nin YSK tarafından onaylanmış ve mazbataları verilerek yürürlüğe girmiş 38.Olağan Kurultayı iradesini ‘’mutlak butlan’’ içerikli tedbir kararıyla ortadan kaldırması ve bu kararın YSK tarafından reddedilmemesi sadece CHP açısından değil çok partili demokratik siyaset açısından çok büyük bir kırılmadır. Karar sadece CHP açısından değil bütün siyasi partiler ve hatta vatandaşlar olarak bizlerin siyaset yapma hak ve iradesinin hiçe sayılabildiğinin örneğidir.
Cumhuriyetimiz uzun bir zamandır kendi hukukunu bile uygulamamakta ilerleyen gelişmeler yaşıyordu; çeşitli alanlarda Anayasanın, Anayasa Mahkemesi ve YSK Kararlarının, AİHM gibi uluslararası mahkeme kararlarının uygulanmadığına tanıklık ediyorduk. Bizim için İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak bu gelişmelerde bir düğüm noktasıydı. Şimdi, bir kez daha önemli bir sıçramayla karşı karşıyayız: Sadece demokratik, çok partili siyasetin değil bütün iç hukukumuzun keyfi iradi ve siyasi kararlarla yok edilebileceği bir aşamaya tanıklık ediyoruz. Bütün bu gelişmeler, toplumsal yaşamımızın ve hatta özel alanımızın hukuk devleti ilkeleri ve yurttaşlık hukuku çerçevesinde ulusal mevzuatımızda mevcut bulunan kurumsal güvencelerin uygulamada yeniden var olmasına ihtiyaç duyurmaktadır.
Hakları daha Cumhuriyetin ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk tarafından tanınmış Türkiye Cumhuriyeti’nin kadın yurttaşları olarak, bugün hiçbir öngörülebilirliğin ve hukuki güvencemizin kalmadığı bir düzende yaşamaya başladığımızı bilmenin huzursuzluğunu, mutsuzluğunu yaşıyoruz.
Ülkemizi en zor şartlarda kurallı modern bir hukuk devleti haline getiren kurucu iradeye bir kez daha şükranlarımızı, saygımızı sunuyor, açtıkları yoldan ayrılmayacağımızı duyuruyoruz."