weather
15°
Gerçek Haberci Siyaset Özgür Özel: Millet sandığı kolay bırakmaz, bu oyuna gelmemek lazım

Özgür Özel: Millet sandığı kolay bırakmaz, bu oyuna gelmemek lazım

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın muhalif seçmeni yıldırmaya çalıştığını belirterek, sandığa olan inancın kırılmasına izin vermeyeceklerini ve demokratik mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

11 Dakika
Okunma Süresi
Özgür Özel: Millet sandığı kolay bırakmaz, bu oyuna gelmemek lazım

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu, Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ve muhabir Sarp Sağkal’a verdiği röportajda, belediye başkanlarındaki transferler, sandık güvenliği, fon krizi ve Mekke Anlaşması gibi güncel konuları değerlendirdi. Özel, iktidarın baskı ve tehdit yöntemleriyle seçmenin umudunu kırmayı hedeflediğini öne sürerken, CHP içindeki mevcut yönetimi de eleştirdi.

Son dönemde yaşanan belediye başkanı ve meclis üyesi transferlerine ilişkin öz eleştiri yapılıp yapılmayacağı sorusunu yanıtlayan Özel, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’nun hataları için özür dilediğini hatırlattı ancak 31 Mart seçimlerinde elde edilen başarının tarihe haksızlık sayılamayacağını belirtti. Özel, iktidarın hapis tehditleri ve aile baskısı yoluyla transfer yaptığını, buna karşılık YENİ Parti’nin aday belirleme sürecinde şeffaf ve demokratik yöntemler izlediğini savundu.

Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun YENİ Parti’ye geçenler hakkında yaptığı açıklamaları da yalan olarak nitelendirdi. Kılıçdaroğlu’nun değişimci kanada yönelik tutumunu eleştiren Özel, AK Parti ile işbirliği yapanların sorumluluğunu üstlenmediğini ifade etti.

Özel, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Yapmaya yapalım. Ben geçmiş dönemde Kemal Bey’in (Kemal Kılıçdaroğlu) yaptığı hatalar için de özür dilemiş birisiyim. Ama şöyle bir durum var. Ben de çok üzülüyorum, ‘kafam kırılsaydı’ diyorum. Ama geçmişte olmamış bir iş yapılıyor. Hapis tehditleri yapılıyor. Yakın arkadaşlar, aileler tehdit ediliyor. Belediye meclisinde 12 fark oluyor, 6 transfer yapıyorlar. Mesela bazen soruyorlar ‘Bu belediye meclis üyelerini kim yazdı?’ diye.

Çoğu ön seçimden çıktı. 6 transfer olmuş mesela, yarısı ön seçimden çıkma. Kişiden delile gitme gibi yöntemler kullanıyorlar. Biz 4-5 Kasım kurultayıyla göreve gelmişiz, 31 Mart akşamı uyguladığımız yöntemle tarihin en büyük başarısını elde etmişiz. Şimdi bana diyorlar ki ‘Özeleştiri yapacak mısınız?’ Bunu ben kendime değil, tarihe haksızlık sayıyorum. Geçmişte hiç belediye başkanı transferi olmamış. Aday belirlerken karakter analizi, korku-stres testi diye bir yöntem yok. Belediyeler üzerine böyle haysiyetsiz, alçakça bir saldırın geleceği tarihte olmamış bir şey. Şimdi ‘Bunu niye öngörmedin?’ Kim öngördü de ben görmedim? Biz belediye başkanlarını belirlerken önce şehirlere heyetler yolladık. Sonra bu heyetler aday adaylarına baktı, ciddi adayları belli sayılara indirdi. Sonra anketle kazanacak adaylara baktık. Bu adaylara ‘Kim bizi desteklemiş, kim desteklememiş’ diye bakmadık.

Kemal Bey geçen televizyona çıkmış, ‘Yolsuzluk yapanlar YENİ Parti’ye, AK Parti’ye gidiyor’ diyor. YENİ Parti’ye gelen arkadaşlardan daha AK Parti’ye giden yok. Ama CHP’de kalanlardan var. Hatta YENİ Parti’ye gelenlere daha soruşturma da açılmadı. Bu ‘CHP’de kalanlar suçludur’ demek değil. Ama Kemal Bey gerçek dışı bir şekilde ‘YENİ Parti’ye gelenler AK Parti’ye gidiyor’ diyor. O yüzden korkunç bir yalan ve iftira furyasıyla karşı karşıyayız. Biz bütün arkadaşlara ‘Siyasi operasyonlara kimse teslim edilemez’ diye bakıyoruz. Ama örneğin Kemal Bey tek bir dosyası olan, onda da kamu zararı olmayan Hüseyin Can Güner’e sırf değişimci diye ‘Şüphelerim var’ diyor. Ama diğer tarafta 50’den fazla dosyası olan, CHP’de kalmış bir yere, Etimesgut’a ziyarete gidiyor. ‘Arının’ diyorlar ama ‘Bizden olanlar masumdur, değişimden yana olanlar suçludur’ diyorlar. Bunu ilk olarak Ekrem İmamoğlu’na yaptılar. O yüzden AK Parti’nin maşası haline gelmiş butlancıların ‘Özür dile Özgür Özel’ sözleri... Benim partide hiç değiştirmediğim aday, Kemal Bey ilan etmişti, Aydın’dı. AK Parti’ye gitti. Kemal Bey’in prensesi Afyon Belediye Başkanı AK Parti’ye gitti.”

Butlan yönetimine tepki ve sorumluluk çağrısı

Özel, İzmir’deki helalleşme sürecine değinerek, kendi kadroları AK Parti’ye geçenlerin özür dilemesini beklemenin haksızlık olduğunu belirtti. Bursa Milletvekili ve Bursa Masası örneğini veren Özel, butlan davası sürecindeki tutarsızlıklara dikkat çekti. Sorumluluğun, AK Parti ile işbirliği yaparak partiyi bölenlerde olduğunu savunan Özel, karakter zaafiyeti gösterenlerin usulsüzlükleri ortaya çıkınca AK Parti’ye sığındığını ifade etti.

Özel, bu konudaki görüşlerini şöyle aktardı:

“Biz şu an ilçe başkanları seçerken bile İzmirlilere soruyoruz. İzmir’le helalleşme konusunda problemimiz yok. Ama kendi kadroları AK Parti’ye giden, AK Parti ile işbirliği yapan bir ekibin dönüp ‘Bizden özür dileyin’ demesine sessiz kalamam. Diğer taraftan hepsinin adaylarda oyu var. Bugün butlanın sözcüsünün de yönetiminde yer alanların da...

Örneğin; butlan yönetimindeki Bursa Milletvekili, Bursa Masası’nda yer aldı. Bütün adayları birlikte belirlediler. Konuşmasına Bursa Masası’na teşekkür ederek başladı. Bütün Parti Meclisi’nden çıkan başkanlara butlancılar oy verdi. Birine muhalefet şerhi yazmamışlar, şimdi sorumluluğu bize atıyorlar. Bir sorumluluk varsa; AK Parti ile işbirliği yapıp partiyi bölme, belediye meclislerinde ayrışma yaratma ve belediye başkanlarını paniğe sevketme suçunu işleyenlerdedir. İzmir, Aydın, Afyon gibi belediye başkanları gibi karakter zaafiyeti olanlar böyle dönemlerde kendilerinin yaptığı usulsüzlükler önlerine konunca AK Parti’ye gidiyor. AK Parti’ye gitmeyenin hapse atıldığı, gidenin kürsüye çağırıldığı bir dönemdeyiz. Hırsıza değil, mağdura gelip hesap soran bir anlayışa teslim olacak değilim. Her bir İzmir’linin bize hesap sorma, bizim de onlara özür borcumuz olabilir. Ama onlar adayların her birine oy verdi. Kendi içlerindeki en sağlamları da AK Parti’ye ilk kaçanlar oldu.”

Muhalefet içi tartışma tuzağı ve sandık güvenliği

Mersin’deki operasyonlar ve artan baskı sürecini değerlendiren Özel, iktidarın meseleyi muhalefet içi bir tartışmaya çevirmeyi amaçladığını söyledi. Sandığın kaldırılacağı endişesine karşı millet iradesine güven duyduğunu belirten Özel, sandığa uzanan eli milletin kıracağını ifade etti. Sandık güvenliği konusunda ise YENİ Parti’nin resmi sandık görevlisi hakkının bulunmadığını, ancak müşahitlik ve diğer partilerle işbirliği yoluyla çalışma yürüttüğünü anlattı. Özel, Yargıtay’ın butlan davasındaki kararı ve CHP’de oluşacak yeni yönetimin sandık güvenliğine etkisine dikkat çekti.

Özel, süreçle ilgili şunları kaydetti:

“Git gide sertleşiyorlar. Bütün mesele bu işi muhalefet içi bir tartışmaya dönüştürmek. Ben YENİ Parti’yi ilk kurduğumuzda ‘Gerekirse belediye başkanlarının hepsi orada kalsın, yeter ki belediye meclislerinde çoğunluk tartışması olmasın’ demiştim. İktidar ‘gücünü’ göstererek muhalif seçmeni yıldırmaya, küstürmeye; sandıktan umudunu kesmeye çalışıyor. Buna karşı topyekün mücadele etmek gerekiyor. Muhalefet taklidi yapanlarla canını dişine takanları ayırmak lazım. Kendini meşrulaştırmaya çalışan, Saray’ın tercih ettiği muhalefet yapısı işi gücü bırakmış; muhalif seçmenin moralini bozmaya çalışıyor. Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz.

Amaçları bu hissi yaratmak. Bu ülkede sandığın olmaması mümkün değil. Sandığa uzanan eli; demokrasinin ve cumhuriyetin kıymetini bilen millet kırar. Burada maksat sandığı kaçırmaktan ziyade sandığa olan inancı kırmak. Bu oyuna gelmemek lazım. Korkut Boratav ‘Bu topraklarda sosyal patlama sandıkta olur’ diyordu. Bugün bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük sandıktan umudu kesmektir. Günün birinde sandığı kaçırırlarsa, millet kaçıranı kaçtığı yere kadar kovalar. Sandığı elinden alır, getirir, onları da tarihin çöplüğüne gönderir. Bu millet sandığı öyle kolay kolay bırakmaz.

Sandık görevlisi yapmak için son seçimde ilk beş sırada yer almanız gerekiyor. YENİ Parti daha seçimlere girmedi. O yüzden sandık görevlisi hakkı yok. Biz 186 bin sandık görevlisi hazırlamıştık. Şimdi 182 bini bizimle. Ama resmi sandık görevlisi olamayacaklar. Elbette müşahitlik ve muhalefet partileriyle onları sandık görevlisi yapma imkanı var. Ama bir yandan da butlan davası görülüyor. Yargıtay önümüzdeki günlerde bu konuyu görüşecek. Yargıtay’ın bu kararı görüşmesiyle ve kararın bozulmasıyla CHP’de dost bir yönetim olursa hiç olmazsa sandık görevlisi noktasında önemli işler yapılabilir. Yoksa bugünkü yönetimin sandık başında iktidarla davranacağından hiç şüphe yok. Daha YSK’de YENİ Parti’nin temsilcisi olmasına AK Parti ile bu yönetim itiraz etti. CHP’de son Parti Meclisi’nden arkadaşlarımız hâlâ bekliyor. O arkadaşlarla orada seçimde sandık güvenliği için işbirliği yapabileceğimiz arkadaşların yönetime geçmesini önemli buluyorum. Olmadı, müşahitlerle ve diğer partilerle çalışılarak bir şey yapılacak.”

Parti içi seçimlerde aday zorlaması yok

Parti içi seçimlerde genel merkezin aday dayatması yaptığı yönündeki iddiaları reddeden Özel, İzmir, Ankara ve İstanbul dahil hiçbir ilde tek aday zorlaması olmadığını belirtti. Üyelerin seçtiği adayın genel merkezin adayı sayıldığını vurgulayan Özel, özgür yarışın önünde engel bulunmadığını ifade etti.

Özel, “Üyelerin seçtiği aday başımızın tacıdır. İzmir, Ankara, İstanbul dahil hiçbir ilde tek aday zorlamamız yok. Hiçbir yerde genel merkezin adayı yok. Hatta en son Ankara’da soranlara söyledim. Kurucu başkanların ne karşısındayız, ne yanındayız. Kuruculuklarındaki emeklerine elbetteki teşekkür ediyoruz. Ama seçimlerde özgürce herkes aday olabilir. Üyenin seçtiği aday, genel merkezin adayıdır. Bu konu İzmir için de soruluyor. Onun için de aynı durum. İzmir’de de özgür yarışın önünde hiçbir engel yok. Aksi takdirde bir şey yapsak bu iki yüzlülük olur. Genel merkezin tercih ettiği bir aday yok. Adaylığa bir engel de yok. Herkes istediği adaya oy versin. Belki ilerleyen zamanda belediye başkanlarının, milletvekili aday adaylarının ön seçimle belirlendiği süreçler de olur.” dedi.

Fon krizinde şeffaflık ve lekelenmeme hakkı

Meclis’te reddedilen fon araştırma komisyonu önerisi ve AK Parti’nin “lekelenmeme hakkı” açıklamalarını değerlendiren Özel, asıl sorunun isimlerin gizlenmesi ve siyasi çekişmelere alet edilmesi olduğunu öne sürdü. Bakan Mahinur Göktaş’ın babasıyla aynı ismi taşıyan kişi nedeniyle özür dilediklerini belirten Özel, şeffaflığın lekelenmeme hakkının ilacı olduğunu savundu. Muhaliflere yönelik soruşturma bilgilerinin sızdırılmasına tepki gösteren Özel, Adalet Bakanlığı bürokrasisinin parti içi operasyonlarda rol aldığını iddia etti.

Özel, “Yalan ve iftiranın önünü açan, bu isimlerin gizlenmesi. Ve AK Parti içindeki taht kavgalarına alet edilmesi. Yoksa bir sürü liste dolaşıyor. Siyasetçiler bu isimleri doğrulatmaya çalışıyor. Biz doğrulatmaksızın isimleri açıklamadık. Bir tek Bakan Mahinur Göktaş’ın babasının adıyla aynı birisi oldu. Ondan özür dileriz ama lekelenmeme hakkı bir tek AK Parti’li siyasetçilere mi ait? Lekelenmeme hakkının ilacı şeffaflıktır. Bir CHP’li belediye meclis üyesi, başkan ya da bürokrat; gizlilik kaydı olan bir soruşturmada ifade veriyor, avukat savcının yanından çıkmadan ifade yandaş basında dolaşmaya başlıyor. Soruşturmayla ilgili olmayan kişinin cep telefondan çıkan bütün fotoğraflar servis ediliyor. Muhalif olduğunuzda durum böyleyken, AK Parti olunca ‘Arkadaşlarımız lekelenmesin’ diyorlar. Bir tövbe hesabı açmışlar, ‘Günahı buraya bırakın’ diyorlar. Böyle bir şey olmaz. Kendilerinin sızdırdığı isimler oluyor. Adalet Bakanlığı’nda takma isimle çalışan birileri parti içi operasyonları yöneterek böyle işler yapıyor. Mahinur Hanım belki şimdi diğer evlat ve babaları anlamıştır. 1,5 yıldır Hasan İmamoğlu’na bunu yapıyorlar. Köydeki evinin bahçesini kazdılar. Emekli maaşında haciz var, hesabı dondurulmuş. Biz Mahinur Hanım’ı Aile Dayanışma Ağı’na davet ediyoruz. Babasının 10 dakika yaşadığı mağduriyeti aylardır yaşayanları görsün.” şeklinde konuştu.

Ümit Özlale’nin açıklayacağı listede AK Parti’den önemli isimlerin bulunduğunu belirten Özel, iktidarın tüm listeyi açıklamasının sorumluluğu olduğunu ifade etti. Sızdırma nedenini ise parti içi çekişme ve dikkat dağıtma olarak yorumladı.

Mekke Anlaşması ve anayasa ihlali

Meclis’ten geçmeyen Mekke Anlaşması gerekçesiyle asker gönderilmesine ilişkin gelişmeleri değerlendiren Özel, Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerinin ihlal edildiğini savundu. Uluslararası bir anlaşma formatı taşımayan metnin Meclis onayı olmadan uygulanmaya çalışılmasını eleştiren Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Meclis’i yok saymakla suçladı.

Özel, “Anayasanın hem 90. hem de 92. maddesi ayaklar altına alınıyor. Anayasanın 90. maddesi bir uluslararası anlaşmanın nasıl yürürlülüğe gireceğini söyler. Bu anlaşma uluslararası bir anlaşma değil. Bir niyet beyanı. Bir anlaşmaya dönmesi için bir formatı, başı-sonu olması gerekir. Bunun hem Milli Savunma hem de Dışişleri komisyonlarına gelmesi gerekir. Meclis’e yollanması ve açık oylama ile, kimin ne oy verdiği görülerek yürürlülüğe girmesi lazım. Bu kadar ciddi bir iş. Bir kağıt var, üzerinde birkaç satır laf var, birkaç tane imza var. Bu Meclis’e zaten o formatta gelemez. Ama gelmiş gibi toplantılar yapılıyor. Asker gönderme taahhüdü veriliyor. Anayasanın 92. maddesi de asker yollamayı Meclis’in iznine bağlar. Yani anlaşma gelmiş olsa bile yine Meclis’in izni gerek. Burada tamamen anayasayı ayaklar altına alan bir durum var. Erdoğan’a birkaç kez seslendim. Anayasanın Meclis sayfasını yırt at, 90. maddesini, 92. maddesini yırt at. Yarın biz de cumhurbaşkanı yetkilerini de yırtar atarız. Aslında Meclis’in ilk günü kendisini dinlememe nedenimiz de buydu. Meclis’i yok sayan birisi gelmiş, Meclis açılışı yapıyor. ‘Ben Mekke’de anlaşma yaptım, Mehmetçik’i yolluyorum’ Öyle bir şey yok. Kendi meşruiyetini önemli görüyorsa, diğer kurumların ve anayasanın varlığına saygı göstermesi lazım. Meclis zemininde bu meseleyi tartışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız