Çankırı'da düzenlenen halk buluşmasında konuşan Yavuz Ağıralioğlu, iktidarın liyakat iddialarının makamlardaki yolsuzluklarla çöktüğünü savundu ve tuz metaforu üzerinden sert eleştirilerde bulundu.
Ağıralioğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik değerlendirmelerinde, ilk defa makam ve unvan dağıtılan kişilerle yürünen yolun lekelenmesine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı'nın aklanabilmesi için muhalefete yöneltilen öfkenin benzer şekilde yolsuzluk yapanlara da gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Yavuz Ağıralioğlu, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“İlk defa makam, mevki verdiklerinizle, rol ve unvan dağıttıklarınızla kendi yürüdüğünüz yolu lekelettiniz. Şimdi aklanabilmelisiniz. Muhalefeti cezalandırdığınız gibi, milletin parasını yiyenleri de cezalandırır mısınız?”
Tuz metaforuyla makamlara yönelik sert tepki
Çankırı'nın tuz başkenti olmasına atıfta bulunan Anahtar Parti lideri, kokmuş makamları ve haramla bulaşmış işleri Çankırı tuzuyla temizleyeceklerini belirtti. Ağıralioğlu, yoksulluğun ve yasakların olmadığı iddiasının altında kalındığını söyleyerek şehirden seslerini duyurmalarını istedi.
Yavuz Ağıralioğlu, şunları söyledi:
“Bende neyi çağrıştırdı biliyor musunuz? ‘Tuz koktu’ diyorlar ya, kokmuş makamlara; parayla, yalanla, haramla buluşmuş bütün işlere Çankırı’nın tuzuyla yeniden kıvam tutturacağız! Tuzlayacağız sizi! Makamları kokuttunuz, tuzlayacağız sizi! Çankırı’dan duyun sesimizi: Paraya bulaştığınızda ahlakınız, helaliniz, haramınız birbirine karıştı; tuzlayacağız sizi Çankırı’nın tuzuyla! Çünkü bu şehir sizin iddialarına yüzde yüz destek vermiş bir şehir. Yoksulluğun, yasakların olmadığı bir memleket iddianız vardı. Bu iddiaların altında kaldınız, makamlarda koktunuz. Makamları kokuttunuz, liyakati unuttunuz; tuzlayacağız sizi”
Fon soruşturması ve dolandırıcılık iddiaları
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ben kimsesizlerin kimiyim" sözüyle çıktığı yolculuğun 25. yılını kutladığını hatırlatan Ağıralioğlu, bu süreçte kimsesizlerin dolandırıldığını ileri sürdü. Fon meselesinin ahlaksızlık ve sorumsuzluk meselesi olduğunu belirten genel başkan, sorunun muhalefete bağırarak çözülemeyeceğini ifade etti.
Yavuz Ağıralioğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Fon meselesini sizin meseleniz haline getiren şey, ahlaksızlık meselesidir, utanmazlık meselesidir, sorumsuzluk meselesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa bu düzeyde bir şeyle karşılaşmıştır belki. İlk defa, muhalefetin değil, atadıklarının, ilk defa karşısında olanların değil, yanında tuttuklarının, ilk defa bu kadar ödüllendirip makam dağıttıklarının, korumaya söz verdiği kimsesizleri dolandırdığı bir yükle karşı karşıya kaldı. Ben Cumhurbaşkanımızın kızgınlığını anlıyorum, şaşkınlığını anlıyorum. Bunu yönetmek için muhalefete biraz fazla bağırdığını anlıyorum ama bu muhalefete bağırarak atlatacağınız bir şey değil”
Kişisel geçmiş ve başörtüsü mücadelesi
Kendisinin zor şartlarda büyümüş bir ailenin evladı olduğunu belirten Ağıralioğlu, Mamak zindanlarında işkence gören babasının oğlu olduğunu hatırlatarak siyasi rakiplerine hitap etti. 28 Şubat sürecinde eşiyle birlikte başörtüsü yasağına karşı verdikleri mücadelenin inanç zulmüne itiraz etmek olduğunu anlattı.
Yavuz Ağıralioğlu, o döneme ilişkin şunları kaydetti:
“Başörtüsüyle çalışmanın mümkün olmadığı zamanlardı. Eşim ‘1995’te işe başladı, 18 sene ayrı kaldık biz. Bizi, inandıklarımızı savunmak için çıktığımız yolda tehdit ederek korkutamazsınız. Bizim için başörtüsü mücadelesi neydi biliyor musunuz? Takan da takmayan da kardeşimiz. Mesele başörtüsü takmak değildi, mesele inanç zulmüne razı olmamaktı. O yüzden başörtüsü, inanarak takanın inancı gereği yaptığı bir şeydi. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Uğruna kadınlar mücadele etti’ diyor. Ettiler, biz de ettik. Ama bizim için başörtüsü neydi biliyor musunuz? Zulme itiraz etmek demekti. Bizim için başörtüsü, hakkı tutup kaldırmak demekti. Bizim için başörtüsü neydi biliyor musunuz o zaman? Beytülmale el sürmemekti. Bizim için başörtüsü haram yememekti, yalan söylememekti.”
Hırsızlığın her türlüsünün aynı olduğu vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhalefetin eleştirilerini "Ak pak hareketi lekeleme hevesi" olarak nitelendirmesine yanıt veren Ağıralioğlu, asıl lekenin atanan kişilerin eylemlerinden kaynaklandığını savundu. 800 milyar lira ve 18,5 milyar dolarlık dolandırıcılık iddialarını dile getiren genel başkan, ortaya çıkan 2 milyar liranın yanı sıra kalan miktarın hesabının sorulmasını talep etti.
Yavuz Ağıralioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sizi överken iyiydi, şimdi inancımıza yakışmaz, başörtüsüne yakışmaz, dindarlığımıza yük olur işlerin içerisinde, övdüğünüz, sevdiğiniz, makam verdiğiniz insanların ismi çıkıyor. Dolandırıcıların listesinde çıkıyor isimleri, para çalmışlar isimleri çıkıyor, nepotizm yapmışlar isimleri çıkıyor. Memleketin, milletin, garibanın parasını cebe indirmişler isimleri çıkıyor. Sizi överken iyi de yaptıklarınızdan utanınca niye bozuluyorsunuz? Benden bir başörtüsü düşmanı çıkaramayacağınız gibi, başörtüsünü bu kadar kirin üstüne örtemezsiniz.”
“Biz mi lekeliyoruz? Atamışsınız; atadıklarınız memleketin imkanlarından 800 milyar lira garibanın parasını cebine indirmiş, 18,5 milyar dolar dolandırmış, 2 milyarı ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanı, eğer aklanacaksanız bu bir fırsattır. İlk defa makam verdiklerinizle, mevki verdiklerinizle, rol ve unvan dağıttıklarınızla kendi yürüdüğünüz yolu lekelettiniz. Şimdi aklanabilmelisiniz. 2 milyar ortaya çıktı; kalan 898 milyarlık listeyi istiyoruz. Kim yemiş? Hangi mezhepten, hangi meşrepten, hangi partiden olursa olsun; kılığı, unvanı, sıfatı ne olursa olsun hırsızlık hırsızlıktır, dolandırıcılık dolandırıcılıktır. Bize kızdığınız, muhalefete kızdığınız gibi AK Parti’nin iddiasını lekeleyen yakınınızdakilere de kızar mısınız lütfen? Muhalefeti cezalandırdığınız gibi, milletin parasını yiyenleri de cezalandırır mısınız lütfen? Sandık bekliyoruz Sayın Cumhurbaşkanım, sandık bekliyoruz. Siz ‘Öbür seçimi nasıl alırız?’ diye, biz ‘Memleketi nasıl ayağa kaldırırız?’ diye sandık bekliyoruz. Siz ‘Rakiplerimizi nasıl yeneriz?’ diye, biz ‘Milletin sorunlarını nasıl çözeriz?’ diye sandık bekliyoruz.”